Hırsızlık suçunda sanık müdafiinin kast ve ikrar iddialarının reddi ile kapı ve kontak zorlamalı araç çalma eyleminin sabit görülerek bölge adliye mahkemesi kararının onanması.
Özet: Sanık müdafiinin hırsızlık kastı olmadığı, ikrarın tahliye umuduyla yapıldığı ve suçun manevi unsurunun bulunmadığı gibi gerekçelerle yaptığı temyiz başvurusu, olay yeri inceleme raporu ve mağdur beyanlarının sanığın kilitli aracı zorlayarak çaldığını ortaya koyması nedeniyle reddedilerek, sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmü ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunarak onanmıştır.
2. Ceza Dairesi         2023/14260 E.  ,  2025/20297 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1147 E., 2021/2728 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın hırsızlık kastı ile hareket etmediğine, sanığın son celsedeki ikrarının tahliye umuduyla beyan edildiğine, soyut ikrar ile mahkûmiyet verilemeyeceğine, suçun manevi unsurunun bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içerisindeki 30.11.2020 tarihli Olay Yeri İnceleme Raporu ve katılanın aşamalardaki beyanlarına göre, suça konu aracın hem kapı kilidinde hem de kontak kısmında zorlama ve hasar olduğunun belirlenmesi karşısında, sanığın suç tarihinde sokak üzerinde kilitli olarak park edilen katılana ait aracın sol ön kapı kilidini elinde bulunan bir anahtarla zorlayarak ve zarar vererek açıp, aynı anahtarla kontak kilidini de zorlayarak çalıştırıp aracı çalması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun'un 142/2-d maddesi ile uygulama yapılması, sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında katılana yönelik eylemi sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İnegöl 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.