Davacının ölüm aylığı talebinde eşin askerlik borçlanmasıyla sağlanan sigortalı hizmet süresinin hatalı hesaplanması üzerine davanın reddi ve temyiz süreci.
Özet: Bu dava, vefat eden eşinin sigortalı hizmet süresi ile askerlik borçlanması birleştirilerek, geride kalan eşin ölüm aylığına hak kazanıp kazanmadığının tespiti ve birikmiş aylıkların tahsili talebine ilişkindir. Davacı, eşinin mevcut 356 günlük sigortalı hizmetine 540 günlük askerlik borçlanması eklenerek ölüm aylığı için gerekli 900 günlük sigortalılık şartının sağlandığını iddia etmektedir. İlk derece mahkemesi davayı kabul ederken, Bölge Adliye Mahkemesi, hizmet süresinin 896 gün olduğunu ve dolayısıyla şartın sağlanmadığını belirterek davayı reddetmiştir. Ancak Yüksek Mahkemenin bozma kararının ardından Bölge Adliye Mahkemesi, bu bozmaya uyarak davacının lehine yeni bir karar vermiş, davalı kurum ise bu kararı temyiz etmiştir. Uyuşmazlık, murisin askerlik borçlanmasıyla birlikte ölüm aylığı için aranan 900 günlük hizmet şartını karşılayıp karşılamadığı ve bilirkişi hesaplamalarındaki farklılıklar üzerinde odaklanmaktadır.
10. Hukuk Dairesi         2025/10855 E.  ,  2025/15629 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/516 E., 2025/546 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/40 E., 2021/280 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 16.12.1998 tarihinde ölen eşinin askerlik borçlanmasını yaparak ölüm aylığı için başvurduğunu, askerlikle çakışan süreler olduğu ve 5561 sayılı Kanun'a göre 900 gün sigortalı hizmeti bulunmadığından bahisle tahsis talebinin reddedildiğini, borçlanma ile ilgili tahsilatın davacıya iade edildiğini, vekilinin yaptığı başvurunun da muris ...'in 08.09.1981-01.04.1996 tarihleri arasında toplam 356 gün sigortalı hizmeti olduğu tespit edildiği gerekçesiyle reddedildiğini, 356 gün sigortalı hizmeti bulunduğuna göre 545 gün fiili askerlik süresinin borçlanılması ile 900 gün sigortalı hizmet süresi şartının sağlandığını, davacının 20 yıldır ölüm aylığı almaktan mahrum bırakıldığını ileri sürerek, askerlik borçlanması yaparak ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile ölüm aylığı bağlanmasına, mahrum kaldığı aylıklar ve uğradığı zarar karşılığı şimdilik 5.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 26.11.2020 tarihli dilekçesiyle talebini 96.189,77 TL olarak ıslah etmiştir.
2.Birleşen ... İş Mahkemesinin 2020/246 - 2020/203 E.K. sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.11.2010-04.03.2020 tarihleri arasında zamanaşımına uğramamış faiz alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 1999 yılında yapılan başvurunun reddine istinaden ikame olunan davada hak düşürücü süreler ve zamanaşımının dikkate alınması gerektiğini, askerlik borçlanması ile ilgili tahsilat geri alındığı halde askerlik borçlanması yapıldığı faraziyesinden hareketle karar verilemeyeceğini belirterek, haksız açılan davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2021 tarih ve 2019/40 - 2021/280 E.K. sayılı kararıyla; 1-Asıl davanın kabulü ile a) 2...8 T.C kimlik numaralı davacının 2008 Nisan ayından itibaren ... sigorta sicil numaralı ... eşi ... dolayı ölüm aylığına hak kazandığının tespitine,
b)Davacının ıslah tarihi itibariyle 25.11.2010 - 25.01.2019 tarihleri arasındaki zaman aşımına uğramamış ölüm aylıklarının toplamı olan 96.189,77 TL tazminatın davalı Kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Birleşen ... İş Mahkemesinin 2020/246 Esas sayılı dosyasının kısmen kabulü ile kısmen reddi ile davacının ek dava tarihi itibariyle dava tarihine kadar ödenmemiş aylıkların ödenmeleri gereken tarihlerden alanında uzman bilirkişi tarafından hesaplama yapılan 04.03.2020 tarihine kadar işlemiş faizlerinin toplamı olan 39.481,79 TL'nin davalı Kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 27.03.2024 tarih ve 2022/2147 - 2024/661 E.K. sayılı kararı ile somut olayda, davacının 06.11.1984-06.05.1986 arasında 18 ay askerlik yaptığı döneme ilişkin borçlanabileceği sürenin 540 gün olduğu, 506 sayılı Kanun kapsamında hizmetinin de 356 gün olduğu, buna göre borçlanma dahil hizmet süresi 896 gün olduğu halde askerlik süresini 546 gün hesaplayan hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle 506 sayılı Kanun'un 66. maddesi koşullarına sahip olmayan davacı bakımından davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Daire kararı ile "1.İnceleme konusu eldeki davada, davacının, dava açılmadan önce 31.08.2007 tarihli tahsis talebinin, 900 gün sigortalı hizmeti bulunmadığından (askerlik ödense bile askerlikle çakışan süreler var) açıklamasıyla reddedildiği, 02.11.2011 tarihli tahsis talebinin, 356 prim günü bulunduğu, 900 gün malullük, yaşlılık, ölüm sigorta primi ödenmediği açıklamasıyla reddedildiği, 28.02.2016 tarihli tahsis talebinin, 5 yıllık sigortalılık süresi ve 900 gün sigortalı hizmet gerektiğinden 900 gün hizmeti bulunmadığından tahsis işlemi yapılamadığı, hizmetlerin borçlanılarak 900 güne tamamlanması halinde tahsis talebinin yerine getirileceği açıklamasıyla reddedildiği, daha sonraki tahsis taleplerinin de Kurumun 27.09.20 18... .11.2018 tarihli yazılarıyla ve aynı açıklamayla reddedildiği anlaşılmaktadır.
2.Somut olayda, muris sigortalı Kemal ...'in hizmet döküm cetvelinde, prim ödeme gün sayısının 371 gün olduğu, 06.11.1984-06.05.1986 tarihleri arasında askerlik hizmetini yerine getirdiği, ... dönemindeki 15 günlük sigortalılık süresinin askerlikle çakıştığı, askerlikte geçen 15 günlük sürenin fiili sigortalılık süresi olarak kabul edilemeyeceğinden, murisin fiili sigortalılıktan kaynaklı prim ödeme gün sayısının 356 gün olduğu belirgin olup, ayrıca bilfiil askerlik yapılan sürelerin yıl bazında 365 gün olduğunun kabulü ile borçlanma gün sayısının buna göre değerlendirilerek hesaplama yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." şeklindeki gerekçeyle hüküm bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.03.2025 tarih ve 2025/516 - 2025/546 E.K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama ile murisin fiili sigortalılıktan kaynaklı prim ödeme gün sayısının 356 gün olduğu ve bilfiil askerlik yapılan sürelerin yıl bazında 365 gün olduğunun kabulü ile borçlanma gün sayısı buna göre değerlendirilerek yapılan hesaplama sonucunda,
I)1-Asıl davanın kabulü ile 2...8 T.C kimlik numaralı davacının 2008 yılı Nisan ayından itibaren ... sigorta sicil numaralı ... eşi ... ...'den dolayı ölüm aylığına hak kazandığının tespitine,
Davacının ıslah tarihi itibariyle 25.11.2010-25.01.2019 tarihleri arasındaki zamanaşımına uğramamış ölüm aylıklarının toplamı olan 96.189,77 TL'nin davalı Kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Birleşen ...İş Mahkemesinin 2020/246 Esas sayılı dosyasındaki davanın kısmen kabulü ile davacının ek dava tarihi itibariyle dava tarihine kadar ödenmemiş aylıkların ödenmeleri gereken tarihlerden 04.03.2020 tarihine kadar işlemiş faizlerinin toplamı olan 39.481,79 TL'nin davalı Kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinde herhangi bir hata bulunmadığını belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın temyizen bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada Kurum işleminin iptali ile ölüm aylığı bağlanması ve mahrum kalınan aylıkların tahsili, birleşen davada faiz alacağına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.