1479 sayılı kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davasında, vergi ve oda kaydına dayalı erken dönem tescil talebinin Yargıtay bozması sonrası kabulü.
Özet: Bağ-Kur sigortalılık başlangıç tarihinin davacının vergi ve oda kayıtlarına dayanarak 14.03.1996 olarak tespit edilmesi talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin önceki bozma kararına uyarak davayı kabul etmesi üzerine, davalı kurum 1479 sayılı Kanunun geçici maddelerince sigortalılığın daha geç tarihte başlayacağını savunarak kararı temyiz etmiş; ancak dosya içeriği ve bozma kararı kapsamında, temyiz edilen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu değerlendirilmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI: 2024/730 E., 2025/64 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 31.08.2001 tarihli işe giriş bildirgesi ile 04.10.2000 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında kayıt ve tescilinin yapıldığını, 14.03.1996 tarihinde başlayan vergi kaydı ve oda kaydına istinaden kayıt ve tescilinin yapılması taleplerinin Kurumca reddedildiğini ileri sürerek, davacının kendi nam ve hesabına sürekli ve bağımsız çalıştığı sabit olduğundan 14.03.1996 tarihli vergi kaydı ve 19.03.1996 tarihli oda kaydına istinaden 14.03.1996 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalılığının başlatılmasını ve 14.03.1996 – 04.10.2000 tarihine kadar sigorta kaydının devamı ile 04.10.2000 tarihinden itibaren devam eden Bağ-Kur sigortalılığı ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.II.CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.III.İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesinin 26.04.2022 tarih ve 2022/42 - 2022/264 E.K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.03.2024 tarih ve 2022/3130 - 2024/496 E.K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Daire kararı ile "İnceleme konusu eldeki davada, 14.03.1996 – 29.03.2006 tarihleri arasında vergi kaydı bulunan davacının 14.03.1996 – 04.10.2000 tarihleri arasında tespit talebinde bulunduğu, 31.08.2001 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden Bağ-Kur işe giriş bildirgesine istinaden 04.10.2000 tarihinden itibaren kayıt ve tescilinin yapıldığı, bu tarihten sonraki dönem için 677,98 TL borç tahakkuk ettirilen davacının borçlarını yapılandırarak 05.09.2001-31.03.2003 tarihleri arasında ödediği, Mahkemece 02.08.2003 tarihinden önce dava konusu talebe ilişkin Kuruma yapılmış başvuru, prim ödemesi bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Somut olayda, davacının 02.08.2003 tarihinden önce 31.08.2001 tarihinde Kuruma intikal eden başvurusu bulunduğundan, dosya kapsamına göre 14.03.1996–04.10.2000 tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğu anlaşılan davacı yönünden bu tarihler yönünden kabul kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir." gerekçeyle hüküm bozulmuştur.B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin 25.02.2025 tarih ve 2024/730 - 2025/64 E.K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma kararına uyularak davanın kabulü ile davacının 14.03.1996-04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğinin tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1479 sayılı Kanun'un geçici 18. maddesi gereğince sigortalılık niteliği taşıdığı halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescili yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin, mükellefiyetin devam etmesi şartı ile 04.10.2000 tarihinden itibaren, yine Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren geçici 8. maddesinin birinci fıkrası gereğince 4. maddenin birinci fıkrasının b bendinin 4 numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 01.10.2008 tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğünün ticari faaliyetleri devam etmek şartıyla 01.10.2008 tarihinde başlayacağının hüküm altına alındığını, bu Kanun hükümleri doğrultusunda davacının Kuruma kanunda belirtilen sürede müracaatı bulunmadığından, Kurum işleminde herhangi bir hata bulunmadığını belirterek, usul ve kanuna aykırı verilen kararın temyizen bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve SonuçDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık tespitine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.