Otelde kat görevlisi olarak çalışan işçinin eksik sigorta bildirimi ve ödenmeyen ücret alacakları talebiyle açtığı hizmet tespiti davasının Yargıtay temyiz incelemesi.
Özet: Bir çalışanın otel işletmecisi olan işverene karşı eksik bildirilen hizmet sürelerinin tespiti ile ödenmeyen prim ve ücret alacaklarının tahsili talebiyle açtığı davada; 2012-2021 yılları arasındaki çalışmasında sigorta bildirimlerinin noksan yapıldığı ve ücretlerinin ödenmediği iddiasıyla açılan bu hizmet tespit davasında, işveren tarafından iddialar reddedilerek çalışanın istifa ettiği ve primlerinin mevsimlik işçi statüsünde tam ödendiği savunulmuştur; yargılama neticesinde ilk derece yargı organı, talep edilen uzun çalışma döneminden sadece 2020 yılına ilişkin 5 günlük hizmetin tespitine hükmetmiş, bu karar üst yargı makamı tarafından da usul ve esasa uygun bulunarak tarafların itirazları reddedilmiştir.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/522 E., 2025/800 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 1. İş MahkemesiSAYISI : 2022/145 E., 2024/346 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirket tarafından işletilen otelde 10.04.2012-30.06.2021 tarihleri arasında kat görevlisi olarak aralıksız, kesintisiz sürekli olarak çalıştığını, davalı otelin davacının çalıştığı tarihten bu yana değişik şirketler tarafından işletildiğini ve son dönemde de davalı şirket tarafından işletildiğini, davalı iş yerinde davacının tam zamanlı olarak çalışmasına rağmen işe girdiği tarihten itibaren belli tarihlerde davacının sigorta bildirimlerinin eksik yapıldığı yahut hiç yapılmadığı için sigorta primlerinin de eksik yatırıldığını, ayrıca aylık ücretleri de dahil olmak üzere hak ettiği ücretlerin de ödenmediğini, davalı iş yerinde mevsimlik işçi çalışan davacının 2021 yılında tam yıl çalışma yönünde anlaştığını, 2020 yılının Nisan-Mayıs-Haziran ayında tam zamanlı olarak çalışmasına rağmen sigorta bildiriminin hiç yapılmadığını ve yine 2020 yılının Ağustos ve Ekim ayında tam zamanlı olarak çalışmasına rağmen sigortasının eksik gösterildiğini 30.06.2021 tarihinde davacının iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirterek davacının bildirilmeyen çalışmalarının tespiti ile çalışma süreleri boyunca ödenmeyen primlerinin ödenmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, ispat külfetinin davacıda olduğunu ve geçerli hukuki delillerle ispatlamakla yükümlü olduğunu, davacının 19.08.2020 tarihinde temizlik görevlisi olarak davalı şirket nezdinde çalışmalarına başladığını ve 30.06.2021 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, taraflar arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığını ancak davacının 30.06.2021 tarihinde iş akdini tek taraflı sonlandırdığını, davacının fiili ve aralıksız çalışma yaptığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının 2020-2021 yaz sezonunda mevsimlik işçi olarak davalı işveren nezdinde çalıştığını ve çalışmasının karşılığı olan sigorta primlerinin eksiksiz olarak yatırıldığını, davacının iddialarının ve gerçek dışı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının çalıştığı sicil numaralı dosyada işlem gören ...Deniz Turizm Otelcilik ve Ticaret Limited Şirketi ile ... ünvanlı iş yerinde yapılan denetleme raporlarının bulunduğunu, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine yönelik olması nedeniyle re'sen incelemeye tabi olduklarını, işveren kabulü yahu tanık beyanları ile doğrudan sonuca ulaşılamayacak olduğunu, tanık ifadelerine başvurulacak ise de davacı ile aynı iş yerinde çalışan ve Kuruma intikal ettirilen 4 aylık prim bordrolarında adı görünen şahıslardan olmasına özen gösterilmesi gerektiğini, kamu düzenine yönelik olan bu davalarda asıl olanın resmi belge ve kayıtlar olduğunu, hak düşürücü süre ve çalışmaya ilişkin Kurum kayıtlarında hiçbir belge ve delil olmaması halinde davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, Kurum denetim ve kontrolle görevli memurlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya dek geçerli olduğunu, Kurumun herhangi bir kusur veya ihmalinin olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kısmen kabulü ile davacının 2 .... .... sicil numaralı iş yerinde 05.08.20 20... .08.2020 döneminde 5 gün süre ile asgari ücret ile fiilen sigortalı olarak çalıştığının tespitine, sigortalı olarak bildirilmeyen eksik hizmetlerinin davalı tarafından bildirilmesine, fazlaya dair isteğin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, Manavgat 1. İş Mahkemesi 2022/145 Esas, 2024/346 Karar sayılı kararında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden kanuna aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekili, davalı vekili, fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı iş yerinde mevsimlik işçi olarak çalıştığı, fakat 2021 yılında tam yıl çalışması yönünde anlaşıldığını, 2020 yılının Nisan-Mayıs-Haziran ayında tam zamanlı olarak çalışmasına rağmen sigorta bildiriminin hiç yapılmadığını, yine 2020 yılının Ağustos ve Ekim ayında tam zamanlı olarak çalıştığı fakat sigortasının eksik gösterildiğini, işverenden SGK primlerinin yatırılmasını ve hak ettiği ücretlerin ödenmesini defaatle istemesine rağmen davalı işveren tarafından sürekli oyalandığını, primlerini yatırmadığını, sigortalılık süresinin eksik hesaplandığını beyan etmektedir.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, 19.08.2020 tarihinde temizlik görevlisi olarak şirket nezdinde çalışmaya başladığını, 30.06.2021 tarihinde istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını, çalıştığı zaman diliminin SGK kayıtlarına bildirildiği şekilde olduğunu, 2020-2021 yaz sezonunda mevsimlik işçi olarak çalıştığını, Mahkeme tespitinin eksik incelemeye dayalı olduğunu beyan etmektedir.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacının davalılar nezdinde çalıştığına ilişkin dosya kapsamında herhangi somut bilgi ve belge bulunmadığını, tanık beyanlarının çelişkiler ve eksik bilgi içerdiğini, davalı nezdinde davacıya ait herhangi bir bilgi ve belge bulunmamadığını, davacının iddiasını tereddüte yer bırakmayacak şekilde ispatlayamadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 10.04.2012-30.06.2021 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığı iddia olunan davacının 2020 yılı Nisan - Mayıs - Haziran - Ağustos - Ekim aylarında Kuruma eksik bildirilen hizmet sürelerinin tespiti istemine ilişkindir. Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, iş yeri özlük dosyası temin edilip iş yerinin kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi iş yerinde ne iş yapıldığı, iş yerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, iş yeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça iş yerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o iş yerinde çalışan öteki kişiler ile o iş yerine komşu ve yakın iş yerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde : “(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. HMK’nın “Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi; “(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.”Mahkeme kararı kanunda açıkça belirtilmiş unsurları ihtiva etmeli ve belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararda bulunması gereken hususlar HMK 297. maddede ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Bunun sebebi, kararın açık ve gerekçeli olması, infazı kabil olması ve hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmesidir. 298. maddeye göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacaktır. Kararda yazılması gereken en önemli unsurlardan birisi de hüküm sonucudur. Zira hüküm sonucu, davacının somut talepleri hakkında infaz edilebilecek ve kesin hükme konu olabilecek şekilde kaleme alınmalıdır. Madde 297/2 “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”.Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince, hükümde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde, infaza elverişli olarak gösterilmesi zorunludur. Eldeki dava, davacının davalı şirkete ait "... Otel" iş yerinde 2020 yılının 4. ayından itibaren 30.06.2021 tarihine kadar olan dönemde 2020 yılı Nisan - Mayıs - Haziran - Ağustos - Ekim aylarında ayında tam zamanlı olarak çalışmasına rağmen eksik bildirilen hizmet sürelerinin tespiti istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davacının talep konusu dönemde davalı ... dışında 09.04.2019 - 31.07.2020 tarihleri arasında ... sicil numaralı ... Turz. Otelcilik ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı iş yerinde, 10.08.2020-17.08.2020 tarihleri arasında ise ... sicil numaralı ... unvanlı iş yerinde bildirimlerinin bulunduğu anlaşılmıştır.Bu kapsamda, davacı adına uyuşmazlık konusu dönemde yapılan bu bildirimler davacıya sorulmak suretiyle dava dışı iş yerlerinden yapılan bildirimlerin iptalini talep edip etmediği, bu iş yerlerinde geçen çalışmaların gerçek olup olmadığı sorulmalı, davacı dava dışı iş yerlerinden bildirilen çalışmaların iptalini talep ediyorsa davalı şirket dışındaki iş yerlerinden bildirim yapılması ve davanın bu işverenlerin hak alanını ilgilendirmesi nedeniyle davaya dahil edilmeleri sağlanarak bordro ve iş yeri sicil dosyaları Kurumdan celbedilmeli, davaya dahil edilen işverenlerin delilleri sorulup toplanılmalı ve yapılacak araştırma neticesinde tüm deliller dikkate alınarak varılacak sonuç uyarınca davacının çalışma olgusu tereddütsüz şekilde ortaya konularak karar verilmelidir.Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.