Sosyal güvenlik hukukunda işçinin birden çok işverene ait işyerlerinde uzun yıllar boyunca eksik bildirilen çalışma sürelerinin tespiti talebiyle açılan davanın Yargıtay tarafından incelenmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir işçinin 1989-2010 yılları arasında üç farklı davalı işveren nezdindeki kesintisiz ancak kuruma eksik bildirilen ayakkabıcılık hizmetlerinin tespitini talep ettiği bir hizmet tespiti davasını ele almakta olup; ilk derece mahkemesinin işçinin 4131 günlük ek çalışmasının tespitine ilişkin kararı, davalıların husumet, zamanaşımı ve tanık beyanlarının yetersizliği itirazlarına rağmen bölgesel adliye mahkemesi tarafından onanmış ve temyiz incelemesi bu uyuşmazlık üzerine yoğunlaşmaktadır.
10. Hukuk Dairesi         2025/6502 E.  ,  2025/13831 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2454 E., 2025/210 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2013/668 E., 2022/104 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.12.1989-17.09.2010 tarihleri arasında davalı işverenler hizmetinde iş akdi feshedilinceye kadar ayakkabı ustası, imalatçı ve tezgahtar olarak aralıksız ve kesintisiz çalıştığını, üç davalının da amca, yeğen ve akraba olup işyerlerini göstermelik olarak birbirlerine devrettiklerini, davacının her üç davalıya karşı çalıştığını ve hizmet verdiğini, davacı ile davalılar arasında geçen işçilik alacaklarına ilişkin Bakırköy 13. İş Mahkemesi 2010/837 E. sayılı dosyanın karara bağlanmış olduğunu, davacının çalışmalarının Kuruma eksik olarak bildirildiğini beyanla 01.12.1989-17.09.2010 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; husumet, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yönünden ilk itirazlarını beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezinin iş yeri dosyalarının kontrolünde her iş yerinin farklı iş yeri olduğunu, dava konusu dönemlerde sürekli faaliyetinin bulunmadığınıi 506 sayılı Kanun anlamında kanun kapsamında olmayan bir işyerinde sigortalı çalışmadan bahsedilemeyeceğini, davacının diğer davalıya ait iş yerinde çalıştığını iddia ettiğini, hizmet akdiyle çalıştığı iddia edilen döneme ait belgelerin Kuruma verilip verilmediği ya da çalışmaların Kurumca tespit edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile açılan davanın kısmen kabulü ile
a) Davacının 01.12.1989-31.12.1993 tarihleri arasında .... sicil numaralı davalı ... (... Kundura) ünvanlı iş yerinden Kuruma bildirilen çalışmaları haricinde prime esas kazanç alt sınırı altında kalmadan asgari ücretle toplam 800 gün daha çalıştığının bildirilmesi gerektiğinin tespitine,
b) Davacının 01.01.1994-31.12.2003 tarihleri arasında ... sicil numaralı davalı ... ünvanlı iş yerinden Kuruma bildirilen çalışmaları haricinde prime esas kazanç alt sınırı altında kalmadan asgari ücretle toplam 2.018 gün daha çalıştığının bildirilmesi gerektiğinin tespitine,
c) Davacının 01.01.2004-31.08.2010 tarihleri arasında ... sicil numaralı davalı ... ünvanlı işverinden Kuruma bildirilen çalışmaları haricinde prime esas kazanç alt sınırı altında kalmadan asgari ücretle toplam 1.313 gün daha çalıştığının bildirilmesi gerektiği anlaşılmakla; dolayısıyla davacının tüm davalılar nezdinde toplamda 4.131 gün daha çalıştığının tespitine,
d) Davacının 01.09.2010-17.09.2010 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığının tespitine dair talebinin reddine,
e) Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum, davalılar ..., ... ve ... istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1- Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece hak düşürücü sürenin geçtiği hususunun dikkate alınmadığını, bazı tanık beyanlarındaki kesintili çalışmalara dair beyanlara rağmen tüm dönemde çalışma olduğu kanaatine varıldığını, tanık beyanlarının yetersiz olduğunu beyan etmektedir.
2- Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece yetersiz tanık beyanlarına itibar edildiğini, Kurum kayıtlarının esas olduğunu, aksinin kanıtlanamadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 01.12.1989-17.09.2010 tarihleri arasında davalılara ait iş yerinde eksik bildirilen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Dava, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31... /1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip iş yerinin Kanun'un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
İnceleme konusu eldeki davada, davacının davalılara ait ayakkabı üretimi işinde 01.12.1989-17.09.2010 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitini talep ettiği, dosyaya ibraz olunan Kurum kayıtları incelendiğinde davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde davalılardan ... adına tescilli ... sicil no.lu iş yerinde 01.12.1989-31.12.1993 tarihleri arasında, diğer davalı ... adına tescilli ... sicil no.lu iş yerinde 11.01.1994-15.02.1995, 15.05.1995-05.07.19 95... /3. dönem - 05.10.2003 tarihleri arasında kısmi zamanlı olarak, davalı ... adına tescilli ... sicil no.lu iş yerinde ise 03.03.2006-31.08.2006, 11.01.1007-15.08.2007, 31.10.2007-31.03.2009, 08.12.2009-01.02.20 10... .05.2010-31.08.2010 tarihleri arasnda ayda 30 gün üzerinden bildirimlerinin bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince tanık beyanlarına göre davacının 01.12.1989-31.08.2010 tarihleri arasında her üç davalının yanında kesintisiz olarak çalıştığı değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalılara ait işyerinde çalışma iddiasına yönelik araştırma yeterli olmayıp, Mahkemece sonuca eksik inceleme ile gidilmiştir.
Bu doğrultuda, Mahkemece öncelikle davalılar arasında iş yeri devri olduğu gözetilerek işyeri adresleri, vergi kayıtları ile iş yeri tescil dosyaları getirtilmek suretiyle davalı işverenlerin hangi tarihte hangi adreste faal oldukları tereddütsüz bir şekilde ortaya konulmalı, bu husus tespit edildikten sonra davacının davalılara ait iş yerlerinden yapılan bildirimlere göre çalışmalarının sürekli olup olmadığı, çalışma süresi boyunca ara verip vermediği belirlenmeli, dinlenen tanıkların bir kısmı işyerinde sürekli bir çalışma yapılmadığını, özellikle yaz aylarında işe ara verildiğini belirtmesine rağmen bir kısım tanıklar tarafından davacının sürekli çalıştığının iddia edilmesi karşısında tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, davacı tanıklarınca davacının sürekli çalışmadığı, parça başı ücret karşılığı çalıştırıldığı hususundaki beyanları araştırılmalı, öte yandan somutlaştırma yükümlülüğü gereğince Mahkemece davacının da beyanı alınmak suretiyle çalıştığı iddia olunan iş yerinin hangi tarihte hangi adreste bulunduğu, hangi tarihte iş yerinin taşındığı, davalılar nezdinde çalışmasının sürekli olup olmadığı, ara verip vermediği, işyerinde ara verme dönemleri varsa bu dönemlerde başka çalışanların işyerinde çalışmaya devam edip etmedikleri, ücretinin ne şekilde belirlendiği hususları sorulmalı, bu doğrultuda davacının çalışmasının davalılara ait hangi işyerinde hangi süreler içerisinde geçtiği netleştirilerek çalışma olgusu tereddütsüz şekilde ortaya konulmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.