Şirketin, İŞKUR tarafından işsizlik sigortası kanunu teşvikinden haksız çıkarıldığı iddiasıyla idari işlemin iptali ve teşvikten yararlanma hakkının tespiti için açtığı davanın temyiz incelemesi.
Özet: Davacı şirket, başlangıçta 5921 sayılı Kanun kapsamındaki işsizlik sigortası istihdam teşvikinden yararlanmasına rağmen, İŞ-KURun bazı personelin işsizlik ödeneği almaya hak kazanmadığı gerekçesiyle kendisini teşvik kapsamından çıkarıp gecikme zammı ile prim ödemesi talep etmesi üzerine, bu idari işlemin iptalini, teşvikten ilk başvuru tarihinden itibaren faydalanma hakkının tespitini veya idari işlemin geriye yürümezliği ilkesi uyarınca ödenen primlerin faiziyle birlikte iadesini talep ederken, İŞ-KUR ise çıkarılan personellerin gerçekten de teşvik koşullarını taşımadığını ve kararının hukuka uygun olduğunu savunmuştur.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/437 E., 2024/779 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 18. İş MahkemesiSAYISI : 2022/172 E., 2023/677 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde ... sicil numaralı iş yeri dosyası ile işlem gördüğü, 16.11.2021 tarihinde ... evrak kayıt numaralı dilekçe ile ... Sosyal Güvenlik Müdürlüğüne başvuru yaptıkları, başvuru ile 5921 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Ödeneği Alanların İstihdamına Yönelik Teşvik’ten yararlanmak üzere talepte bulunduğu, talebin kabul edilmesi ile teşvikten yararlanmaya başladıkları, daha sonra ... Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce 18.01.2022 tarihli işlem ile teşvik kapsamından çıkarıldığının şirkete bildirildiği, 04.03.2022 tarihinde bu karara itiraz ettikleri, ... Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce 15.03.2022 tarihinde itirazın reddedildiği ve teşvik primlerini gecikme zammı ile birlikte ödemek zorunda kaldıkları, SGK’nın vermiş olduğu işlemin hem esasen hem de usulen hukuka aykırı olduğu, yapılan işlemin şekil, sebep, amaç yönlerinden mevzuata aykırı olduğu, bu nedenle huzurdaki davayı ikame ederek ... Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce 18.01.2022 tarih, E-46.902.329-403-00.010.606.718 sayılı idari işlemin iptaline, davacının ilk başvuru tarihinden itibaren 5921 sayılı “ İşsizlik Sigortası Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile değişik 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 50. maddesinin 5. fıkrasındaki teşvik hükümleri kapsamında olduğunun tespitine (Asli Talep), Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise idari işlemin geriye yürümezlik ilkesi gözetilerek herhangi bir kusuru bulunmayan davacının yararlandığı teşviklerin geçmişe etkili olarak iptal edilmesi ile ödenmek zorunda kalınan miktara ilişkin fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL‘nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAPDavalı ...-Kur vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK’nın 116. maddesindeki ilk itiraz nedenlerinin tümünü tekrar ettikleri, davada ... İş Mahkemesinin yetkili olduğu, davanın görevsiz ve yetkisiz yerde açılmış olması durumunda esasa girilmeksizin davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacı şirket tarafından ... Şehir Hastanesinde faaliyet gösteren ... A.Ş ile ...A.Ş unvanlı iş yerlerinden 26.10.2021 tarihinde işten ayrılan personelleri için işsizlik ödeneği alanlardan 27.10.2021 tarihinde istihdam sağlandığını belirterek 5921 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri gereği işsizlik ödeneği başvurusunda bulunulduğu, davacı şirketin işsizlik ödeneği almaya hak kazanan çalışanlar yönünden teşvik başvurusunun olumlu sonuçlandığı, ancak işsizlik ödeneği almaya hak kazanamaması sebebiyle kısa çalışmaya bağlı işsizlik ödeneklerinin başvuru tarihi ile başlaması gerektiği ve bu işverenlere ait çalışanların fesih tarihinden (26.10.2021) sonra genellikle 01.11.2021 - 04.11.2021 tarihleri arasında ödenek başvuru yapılması ve bu tarihte de ödeneklerinin bulunmaması sebebiyle 5921 sayılı Teşvik başvurularının olumsuz sonuçlandığı, İşsizlik Sigortası Daire Başkanlığının görüş yazısında da kısa çalışma ödeneğine bağlı olarak ödenen işsizlik ödeneğinin başvuru tarihi itibariyle başlaması gerektiği bu sebeple teşvikten faydalanılmak istenen çalışanların işe giriş tarihi itibariyle işsizlik ödeneği hak edişi bulunmadığını tespit ettikleri.A.Ş unvanlı iş yerinin 5921 sayılı teşvikten yararlanmak için 314 personeli üzerinden başvuru yapıldığı, İşsizlik Sigortası Daire Başkanlığının görüşü doğrultusunda 314 personelden 108 personelin 5921 sayılı Kanun kapsamında teşvikten yararlanma imkanının olmadığı, bu nedenle Kurumca verilen kararın hukuka uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davanın ... Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünden 18.01.2022 tarihli idari işleminin iptali ve davacının ilk başvuru tarihinden itibaren 5921 sayılı Kanunda değişiklik yapılmasına dair 4447 sayılı işsizlik Sigortası Kanunu'nun 50. maddesinin 5. fıkrasındaki teşvik hükümlerinin kapsamında olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğu, bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere teşvik başvurusu kabul edilen personellerle, teşvik başvurusu kabul edilmeyen personellerin belge içeriklerinin aynı olduğu, aynı durumda olan ve aynı şartları taşıyan bir kısım personelin teşvik başvurusu kabul edilirken, bir kısmının başvurusunun red edilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı, 4447 sayılı Kanun'da sigortalının teşvik kapsamına alınabilmesi için işsizlik ödeneği almaya hak kazanmasının yeterli olduğu, ödeneğin nakti olarak ödenmesi gerektiğine ilişkin bir şart bulunmadığı, bu durumda davalı Kurum Genelgesi ile getirilen ödeme yapılabilmesi için başvuru şartının kanun hükmüyle çeliştiği görüldüğünden kanun hükmünün dikkate alınması gerektiği ve dava konusu işlemin yürürlükteki mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile ... Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün 18.01.2022 tarihli ve ... sayılı idari işleminin iptaline ve davacının ilk başvuru tarihinden itibaren 5921 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda değişiklik yapılmasına dair Kanun ile değişik 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 50. maddesinin 5 fıkrasındaki teşvik hükümleri kapsamında olduğunun tespitine karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun mülga beşinci fıkrası 5921 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile yeniden şu şekilde düzenlendiği; “İşsizlik ödeneği alanların; işe alındığı tarihten önceki aydan başlayarak işe alan işyerine ait son altı aylık dönemde, prim ve hizmet belgelerinde bildirilen ortalama sigortalı sayısına ilave olarak işe alınması kaydıyla, 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinde sayılan ve 82. maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan kısa vadeli sigorta primi tutarının yüzde biri olmak üzere işçi ve işveren payı sigorta primleri ile genel sağlık sigortası primi, kalan işsizlik ödeneği süresince Fondan karşılanır. Bu süre başlangıçta belirlenen toplam hak sahipliği süresinden düşülür. Söz konusu primlerin İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermesi, varsa prime esas alt kazanç sınırı ile prime esas kazanç arasındaki fark ve kısa vadeli sigorta kollarına ilişkin prim tutarı farkı ile işsizlik sigortası primlerini Sosyal Güvenlik Kurumuna ödemiş olması şarttır. Bu maddede düzenlenen teşvik, 5510 sayılı Kanun kapsamında bulunanlarla aynı şartlarda olmak üzere 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesi kapsamındaki sandıkların statülerine tabi personeli için de uygulanır. Bu maddeyle düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler; aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır. Ayrıca, işçinin, işten ayrıldığı iş yerinde tekrar işe başlaması halinde bu teşvik hükümlerinden yararlanılamaz. Bu fıkrada düzenlenen teşvik, 21.04.2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 30. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren Kurum ve kuruluşlara ait iş yerlerinde çalışmaya başlayanlar hakkında uygulanmaz. İşsizlik sigortasının ödenme süresi içinde ödenmesi gereken geçici işgöremezlik ödeneğinin miktarı işsizlik ödeneği miktarından fazla olamaz.” dosya ve dosyaya ekli klasörlerin içeriğine göre, davacının 16.11.2021 tarihinde 5921 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile 4447 sayılı Kanun’un 50. maddesinin 5. fıkrasında yapılan düzenleme ile yürürlüğe konulan işsizlik ödeneği alanların istihdamına yönelik teşvikten yararlandırılmak için başvuruda bulunduğu, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda değinilen ... ve ... isimli işçilere ait belgelerin incelenmesinde her iki işçinin önceki iş yerinden çıkış (fesih) tarihlerinin 26.10.2021, davacı ... yerinde giriş tarihlerinin 27.10.2021, işsizlik ödeneği talep tarihlerinin 03.11.2021, işsizlik ödeneği başlama tarihlerinin 27.10.2021 olduğu, ancak bu işçilerden ...’un davalı Kurum tarafından teşvik kapsamında bırakılırken, ... isimli işçinin işsizlik ödeneği 5921 sayılı Kanun gerekçe gösterilerek kesildiği/durdurulduğu görüldüğü, aynı durumda olan ve aynı şartları taşıyan bir kısım personelin teşvik kapsamında bırakılırken, bir kısmının kapsam dışı bırakılmasının hukuki dayanağı bulunmadığı gibi, bu durum uyuşmazlığa konu idari işlemi kendi içinde tutarsız kıldığı, dava konusu işlemin bu gerekçe ile hukuka aykırı olduğu değerlendirilmekle birlikte, İş Mahkemelerinde Kurum işleminin iptali şeklinde hüküm tesisi ile işveren yerine geçerek idari işlemin ortadan kaldırılması mümkün olmayıp Mahkemenin işveren yerine geçerek işlem tesis etmesi veya var olan bir işlemi ortadan kaldırması kanuna uygun olmadığından, İlk Derece Mahkemesince idari işlemin hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken idari işlemin iptali yönünde hüküm tesisi hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulü ile ... Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün 18.01.2022 tarih ve ... sayılı idari işleminin hukuka aykırı olduğunun ve davacının ilk başvuru tarihinden itibaren 5921 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda değişiklik yapılmasına dair Kanun ile değişik 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 50. maddesinin 5. fıkrasındaki teşvik hükümleri kapsamında olduğunun tespitine karar verilmiştir. V.TEMYİZA.Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; işlem iptalinin idarenin yerine geçerek işlem tesisi olarak kabul edilemeyeceği, mevzuatta İş Mahkemelerinin idarenin işlemini iptal etmesini engelleyici bir düzenleme bulunmadığı, kaldırma kararının yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinde yetki, görev, husumet ve süre yönünden sundukları itirazları yineledikleri, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, aksi kanaatin oluşması halinde ise davalı idarenin işleminin usul ve kanuna uygun olduğu, işsizlik ödeneği almakta olan sigortalıları işe alan özel sektör işverenlerinin, kalan işsizlik ödeneği süresince, bu sigortalıların prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan kısa vadeli sigorta primi oranının yüzde biri, uzun vadeli sigorta kolu prim oranının, genel sağlık sigortası prim oranının sigortalı ve işveren payının tamamı kadar teşvikten yararlanabileceği, teşvikten yararlanma şartlarının sigortalı için 01.10.2009 ya da sonraki bir tarihte işe alınması, işe giriş tarihi itibariyle işsizlik ödeneği almaya hak kazanmış olması, iş yeri açısından sigortalının işe alındığı tarihten önceki altı aylık dönemde aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen ortalama sigortalı sayısına ilave olarak işe alınmış olması, işsizlik ödeneği almakta olan sigortalının işsizlik ödeneği almaya hak kazanmadan önce son çalıştığı iş yeri haricinde bir iş yeri olması, aylık prim ve hizmet belgesinin/muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin yasal süresi içerisinde Kuruma verilmesi ve primlerin yasal süresi içerisinde ödenmesi olduğu, başvuru şartının ise teşvik kapsamına giren sigortalıların e-bildirge giriş ekranlarında yer alan "Engelli ve İşsizlik Teşvik Yönetimi" ekranından sisteme kodlanması olduğu, ancak davacı tarafın sadece bu düzenlemeleri göz önüne aldığı ve Mahkeme hükmünün bu yönden kurulduğu, Kurum mevzuatı göz önüne alınmaksızın sadece Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan Genelgeye göre değerlendirme yapılmasının kabul edilemez olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitine ilişkindir.Davacı işveren, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 5921 sayılı Kanun ile değişik 50/5 maddesinde düzenlenen prim teşvikinden yararlanmak amacıyla, toplam 314 sigortalısı için davalı Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunmuştur. Davalı Kurum tarafından yapılan inceleme neticesinde tesis edilen 18.01.2022 tarihli işlemle; başvurunun 206 sigortalıya ilişkin kısmı kabul edilmiş, geriye kalan 108 sigortalı yönünden ise teşvik şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Davacı, Kurum tarafından reddedilen 108 sigortalının da ilgili mevzuatta öngörülen teşvik şartlarını haiz olduğunu iddia ederek eldeki davayı ikame etmiştir. Davacı vekili, söz konusu 108 personelin de prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespitini talep etmiştir. Yargılama aşamasında dosyaya kazandırılan bilgi ve belgeler ile personel özlük dosyaları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda; teşvik başvurusu kabul edilen 206 personel ile başvurusu reddedilen 108 personelin bildirim içeriklerinin, çalışma sürelerinin ve yasal şartlarının birbiriyle aynı olduğu saptanmıştır. İlk Derece Mahkemesi tarafından teşvik başvurusu kabul edilen personellerle, teşvik başvurusu kabul edilmeyen personellerin belge içeriklerinin aynı olduğu, aynı durumda olan ve aynı şartları taşıyan bir kısım personelin teşvik başvurusu kabul edilirken, bir kısmının başvurusunun ret edilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Hukuk sistemimizde, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu her somut olayın kendine has koşulları çerçevesinde değerlendirilir. Bir kişi hakkında sehven, hatalı veya yasal şartlar oluşmadan tesis edilen bir işlemin, "eşitlik ilkesi" öne sürülerek diğer kişiler lehine de uygulanması talep edilemez. Zira idarenin hatalı uygulamaları, üçüncü kişiler açısından kazanılmış hak veya meşru bir beklenti oluşturmaz; hukukta "kanunsuz eşitlik" veya "haksızlıkta eşitlik" ilkeleri geçerli kabul edilmez.Anayasal bir ilke olan eşitlik, ancak hukuk dairesinde ve meşru zeminlerde hayat bulur. Davalı Kurumun bir sigortalıya mevzuata aykırı olarak hak tanımış olması, bu durumun bir "idari uygulama" veya "teamül" haline geldiği şeklinde yorumlanamaz. Danıştay ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, idarenin bir kişiye yanlışlıkla sağladığı menfaatin, hukuka aykırılığın sirayeti yoluyla genele teşmil edilmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Dolayısıyla, sadece emsal gösterilen kişiye / kişilere yapılan işlem gerekçe gösterilerek hak talebinde bulunulması hukuki dayanaktan yoksundur.Sonuç olarak, Kurum işlemlerinde belirleyici olan husus, ilgili mevzuatın emredici hükümleridir. Şartları taşımayan bir kimseye sehven yapılan bir işlem, kanunun lafzını ve ruhunu ortadan kaldıramaz. Hukuka aykırı bir işlemin benzer durumdaki herkes için uygulanmasını istemek, idareyi sürekli hata yapmaya ve kamu zararını artırmaya zorlamak anlamına gelir. Bu nedenle, davanın esasına girilerek davacı işverenin bir kısım sigortalı / işçi yönünden teşvik talebinin reddi işleminin hukuka uygunluğu, başka şahıslara yapılan işlemlerden bağımsız olarak, kendi yasal statüsü ve hak sahipliği koşulları üzerinden karara bağlanmalıdır. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.