Sigortasız halı işçisinin hizmet tespiti talebiyle açılan davada iş ilişkisi ve eser sözleşmesi ayrımını konu alan Yargıtay içtihadı.
Özet: Bu hukuki metin, bir hizmet tespiti davasında, davacının 2004-2018 yılları arasında davalı şirkette sigortasız halı işçisi olarak çalıştığını iddia ederek sigortalılığının tespitini talep etmesi üzerine gelişen yargı sürecini özetlemektedir. Davalı şirket, davacının kendi çalışanı olmadığını, aralarındaki ilişkinin iş akdi değil, eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu ve parça başına ödeme yapıldığını savunmuştur. Feri müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu ise davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını ve çalışma olgusunun resmi kayıtların aksine ancak güçlü yazılı delillerle ispatlanabileceğini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul ederek belirli bir dönem için hizmet tespiti kararı vermiş, bu karar davalı ve feri müdahil tarafından istinaf edilerek Bölge Adliye Mahkemesinin incelemesine sunulmuştur.
10. Hukuk Dairesi         2025/4833 E.  ,  2025/13829 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/267 E., 2025/153 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/45 E., 2022/154 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının halı işçisi olarak asgari ücret karşılığı 14.02.2004 - 14.11.2018 yılları arasında davalı şirkette kesintisiz ve devamlı olarak çalıştığını, ancak davalı şirket tarafından sigorta bildirimi yapılmadığı gibi sigorta prim ödemelerinin de yapılmadığını, bu nedenle müvekkilinin 14.02.2004 - 14.11.2018 tarihleri arasındaki çalışmasının sigortalı çalışma olduğunun tespitine, Kurum kayıtlarının düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1- Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, hiçbir zaman müvekkil şirket çalışanı olmadığını, müvekkil şirketin halı ticareti yaptığını, halıların dokunması için kendi bünyesinde halı dokuma işçisi çalıştırdığı gibi, şirket dışından da halı dokuma hizmeti aldığını, davacının da dahil olduğu ve Mahkemenin 2019/44-45 ve Kocaeli 1. İş Mahkemesinin 2019/44-45-46-47 Esas sayılı dosyaların davacıları olan diğer arkadaşları ile birlikte, toplam sayı 10 kişiyi bulamadığından, kendilerine tahsis edilen bir yerde, kültürel amaçlı sergilenmek veya müvekkil şirkete satılmak üzere halı dokuyan kişilerin, 10 yıldan fazla bir süre geçtikten sonra sigortalarının yapılmadığı ve primlerinin de ödenmediği gerekçesiyle müvekkil şirkete karşı önce hizmet tespiti davası ve ardından işçilik alacakları dava açmalarının hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu, davacılar ile müvekkil şirket arasındaki ilişkinin iş ilişkisi değil eser sözleşmesi olduğunu, davacıya bugüne kadar dokuduğu 20 halı için 38.622,85 TL ödendiğini, davacının son iki yıllık asgari ücret toplamının yaklaşık 35.000,00 TL'ye denk geleceğini, davacının işçilik alacaklarını dava ettiği Kocaeli 3. İş Mahkemesinin 2019/129 Esas sayılı dosyasında, yukarıdaki hesaba göre yıllarca ödenmemiş olması gereken bir ücret alacağından bahsedilmediğine göre davacının her ay asgari ücretle müvekkil işyerinde çalıştığı iddiasının da kendiliğinden çürüdüğünü, davacının dokuduğu halıları bitirme tarihleri arasında uzun aralıklar dolduğu göz önüne alındığında, davacının müvekkile bağlı ve kesintisiz bir çalışmasından bahsedilmesinin imkansız olduğunu, bu nedenle haksız ve hukuka ayrı davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2- Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü seri içesinde açılmadığını ve süre yönünden reddi gerektiğini, Yargıtay yerleşik içtihatlarında kabul edilen genel görüş uyarınca eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça hizmet akdine dayalı sigortalılıktan söz edilemeyeceğini, bu nedenle işe giriş bildirgesi verilmiş olsa dahi yasal belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtların da aranması gerektiğini, söz konusu davanın açılmasına müvekkil Kurumun sebebiyet vermediğini, müvekkil Kurumun dava konusu ile ilgili işlemlerinde mevzuata ve hukuka aykırı bir durumun söz konusu olmadığını, davacının açtığı davayı ispatlayabilmesi için Kurum kayıtlarının aksini ispat edecek derecede yazılı deliller ileri sürmesi gerektiğini, resmi belge olan Kurum kayıtlarının aksinin ancak eş değer yazılı belgelerle ispat edilebileceğini, davanın tanık beyanlarıyla da ispatının mümkün olmadığını, tanık deliline başvurulduğu takdirde dinlenecek tanıkların bordroda ismi geçen aynı veya komşu işyeri çalışanı kişiler olması gerektiğini, bu nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının 06.08.2005 - 07.08.2018 tarihleri arasında davalı iş yerinde asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ve feri müdahilin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1- Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının şirkette eser sözleşmesi kapsamında halı dokuduğunu, aralarında iş akdi ilişkisi bulunmadığını, sabit bir ücretten bahsedilemeyeceğini, davacı ve benzeri halı dokuma hizmeti aldığı kişilere atılan ilmek başına ödeme yapıldığının açıkça anlaşıldığını, davacının dokuduğu halılara ilişkin bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının 06.08.2005 - 07.08.2018 tarihleri arasında kesintisiz olarak halı dokumadığını, bu tarih aralığı içerisinde halı dokumadan geçirdiği zaman dilimlerinin olduğunun açıkça görüldüğünü, Mahkemece davacının halı dokumadığı bu süreler dahi hizmet süresinden sayılarak davanın kabulüne karar verildiğini, tanıkların davacı ve diğer seri dosya davacılarının giriş çıkış saatleri ve çalışmaları konusunda görgüye dayalı bilgi sahibi olmalarının mümkün olmadığını, hak düşürücü süre yönünden itirazlarının bulunduğunu beyan etmektedir.
2- Feri müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğunu, davacının davalı ile arasında ispat edilebilmiş bir hizmet ilişkisi ve hizmet akdine dayalı herhangi bir sigortalı çalışmasının bulunmadığını, davacının iddia ettikleri tarihlerde söz konusu işyerinde fiilen çalıştığına dair kesin, inandırıcı, şüpheden uzak, herhangi bir bilgi veya belge tespit edilemediğini, somut olayda, davalı işyerinin el halıcılığı işyeri olduğunun sabit olduğunu, davacının davalı işyerinde çalışması sabit olsa dahi 506 sayılı Kanun'un 3/son bendi gereği çalışmaları uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmadığından davacının bu davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, davacının açtığı davasını ispatlayamadığını, Kurum kayıtlarının aksini ispat edecek derecede yazılı delillerin dosya kapsamında bulunmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 14.02.2004 - 14.11.2018 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Dava, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31... /1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
İnceleme konusu eldeki davada, davacının 14.02.2004 - 14.11.2018 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde el halıcılığı işinde çalıştığının tespitini talep ettiği, davalı şirket tarafından davacı adına Kuruma bildirim yapılmadığı, taraflar arasında belirlenen çalışma şekline göre hizmet akdinin kurulmuş olduğu açık olup, davacının çalışmalarının kısmi olup olmadığı, çalışmaya ara verip vermediği hususları açıklığa kavuşturulmadan davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hatalı olup, Mahkemece sonuca eksik inceleme ile gidilmiştir.
Bu doğrultuda, Mahkemece somutlaştırma yükümlülüğü gereğince davacının beyanı alınmak suretiyle çalışma biçimi ve süreleri sorulmalı, liste halinde bildirilen halıları davacının tek başına mı dokuduğu, yoksa halı tezgahında hazır ve boşta olan halıya sıra atmak suretiyle mi çalıştığı belirlenmeli, davacının belirtilen halıları tek başına dokuduğunun anlaşılması halinde ise halıların başlama ve bitiş tarihlerine göre dokuduğu her bir halı arasında çalışmasına ara verip vermediği araştırılmalı, dokuduğu halılar arasında ara verdiğinin tespit edilmesi halinde hizmet süresinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı değerlendirilmeli, öte yandan tespitine karar verilen sürelere göre davacının dokuduğu iddia olunan halılarda farklı miktarlarda sıra ücreti olduğu gözetildiğinde davacı gibi usta olan bir işçinin günlük atabileceği sıra sayısı da belirlenip, aylık ödemeye oranlanmak suretiyle davacının 1 ay içerisinde ne kadar süre ile çalışabileceği hususu da netleştirilerek çalışma olgusu tereddütsüz şekilde ortaya konulmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.