10. Hukuk Dairesinden sebze meyve toptancısında nakliye şoförü olarak hizmet tespiti davasında hak düşürücü süre ve kesintili çalışma iddialarının değerlendirildiği karar.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlıkta, davacı, davalıya ait iş yerinde nisan 2001 ile ekim 2010 tarihleri arasında nakliye şoförü olarak yaptığı iddia edilen ve kayıtlarda bulunmayan çalışmalarının tespitini talep etmekte; davalı ise, bu talebin beş yıllık hak düşürücü süre ve zamanaşımına tabi olduğunu, davacının çalışma başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ve çalışmasının kesintili olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmakta, feri müdahil SGK ise prim ödemelerine ilişkin kararın idari nitelikte olduğunu ve kendi kayıtlarında iddia edilen çalışma sürelerinin tespit edilemediğini beyan etmektedir.
10. Hukuk Dairesi         2025/8679 E.  ,  2025/13810 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/397 E., 2025/219 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Vezirköprü 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2023/108 E., 2023/318 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde Nisan 2001 - Ekim 2010 tarihleri arasında, sebze meyve toptancısı olan davalıya ait iş yerinde nakliye şoförü olarak çalışmalarının tespitini talep etmiş, 15.12.2021 tarihli duruşmada talebinin 15.04.20 01... .11.2010 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitine yönelik olduğunu belirtmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işçi veya ölümü halinde hak sahipleri hizmet tespiti davasını hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl (5) içerisinde açması gerektiğini, öngörülen bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olduğunu, davacının dava dilekçesinde işveren yanında işe giriş tarihi olarak belirttiği Nisan 2001 tarihinin kesinlikle gerçek dışı olduğunu, davacının o dönemde farklı bir işveren bünyesinde yine şoför olarak çalıştığını, davacının 2006 yılı içinde işverene ait iş yerinde çalışmaya başladığını, ancak 2009 yılının Şubat-Mart ayında işi bırakan davacının yaklaşık 6-7 ay boyunca işine dönmediğini, bu esnada kendi işini takip eden davacı araya aracılar koymak suretiyle 2009 yılının Ağustos (yaz ayında) ayında müvekkilin iyiniyeti sonucunda işine döndüğünü, davacının ilerleyen süreçte mevcutta olmayan çeşitli sorunların varlığını bahane ederek kendi isteğiyle işi bir kez daha bıraktığını, davacının işi ikinci kez bırakmış olduğu tarih ise 2010 yılının Ekim - Kasım ayı olduğunu, müvekkil; davacıya bir daha kendisini işe asla almayacağını söylese de iki defa işi terk eden davacının yoğun ısrarları ve özürleri sonrasında 18.02.2011 tarihinde işe başlattığını, müvekkil 2011 yılı Şubat ayında sigorta bildirimi yapmak sureti ile davacıyı yanında çalıştırmaya başladığını, davacı işi bırakma tarihi olan 31.12.2017 tarihine kadar müvekkile ait iş yerinde çalıştığını, eldeki davanın niteliği gereği kanuni düzenlemelerle belirlenen hak düşürücü süre bakımından; sigortalının kesintili çalıştığı giriş ve çıkış tarihlerinin farklılık arz ettiği dönemler için her bir dönem ayrı ayrı göz önünde tutularak hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin belirlenmesi gerektiğini, mümkün bulunmaması karşısında, hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmanın hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve bu nedenle de davacının 1982 yılında işinden ayrıldığının anlaşıldığı nedenle; Mahkemece, davacının 1978-1982 yılları arasındaki çalışma iddiasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin isabetli olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı yanın çalışma tarihine ilişkin| iddiaları gerçek olsa dahi, 2001 yılı ile davacının sigorta kaydının yapıldığı 2011 yılına kadar müvekkile ait işyerinde çalışmaların yukarıda açıklanan tarihlerde kesintiye uğramış olması sebebi ile davanın hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmediğini, hak düşürücü süreye ilişkin itirazları doğrultusunda, davacının iddia ettiği dönemlere ilişkin işçilik alacakları talebi olması durumunda alacaklarının zamanaşımına uğradığını, açıklanan nedenler ve Mahkemece re'sen nazara alınacak sebeplerle; usul ve yasaya aykırı ve haksız olarak açılmış olan davanın; hak düşürücü süre ve zamanaşımı da gözetilmek suretiyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının talep sonucunun tekrar açıklattırılmasını, davacı talebinin bir kısmında yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasını talep ettiğini, ancak davacı vekili tarafından yatırılmayan primlerin yatırılmasına ilişkin karar verilmesi talep edilmişse de, bunun davalı Kurumun yapacağı idari işlem olduğunu, Yargıtay içtihatları da dikkate alındığında Mahkemenin bu konuda karar veremeyeceği net olduğundan ya davanın tümden reddine veya kabul anlamına gelmeyecek şekilde davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm kurulabileceğini, bu hususta klasik fer'i müdahil konumundaki müvekkilin aleyhine yargılama giderine karar verilemeyeceği ancak lehine (idari işlem benzeri talep nedeniyle) yargılama giderine hükmedileceğinin açık olduğunu, her ne kadar iş bu davada ‘’davalı’’ sıfatı ile gösterilmiş ise de mezkur amir hüküm gereğince, davada Kurumun davalı konumundan çıkartılarak davalı yanında fer’i müdahil konumuna getirilmesi kararı verilmesi gerektiğini, Kurum kayıtlarının incelenmesinden iddia edilen çalışma günlerinin tespit edilemediğini ve iddia ettiği diğer çalışma sürelerinin zamanaşımına uğradığını, davacının hizmetlerinin eksik bildirildiğine ilişkin iddiasının doğru olmadığını, izah edilen sebeplere ve re'sen nazara alınacak sair nedenlere binaen meskur davada Kurumun davalı konumundan çıkartılarak davalı yanında fer'i müdahil konumuna getirilmesine; davanın reddine karar verilmesine talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının davalı ...'ye ait iş yerinde 01.01.2006-31.10.2010 tarihleri arasında kesintisiz olarak hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, 01.01.2006 tarihinden önceki döneme ilişkin taleplerin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde Nisan 2001 - Ekim 2010 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitini talep ettiği ve sözlü olarak duruşmada beyanında 15.04.2001-01.11.2010 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitini talep ettiği, Ekim 2010 tarihi ile davacının sigorta girişi olan 18.02.2011 tarihleri arasında çalışmadığı, dolayısıyla doğal olarak çalışmasının kesintiye uğradığının açık olduğu, bu suretle davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, nitekim davacının Ekim 2010 ile Şubat 2011 tarihleri arasındaki sürenin tespitini talep etmediğini, tanık beyanlarına göre davacının çalışmasının kesintiye uğradığını, davacının 01.01.2006 tarihinden önceki dönemlerde de başka işveren nezdinde çalışması olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle; çelişkili tanık beyanlarına itibarla verilen kararın bozulması gerektiğini, ayrıca zaman aşımı ve hak düşürücü süreden davanın reddi gerektiğini, eksik inceleme sonucu karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
1-Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
2-Davacının 15.04.2001-01.11.2010 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinden hizmetlerinin tespitini talep ettiği, davalıya ait iş yerinden, davacı adına 18.02.2011 tarihinde verilen işe giriş bildirgesine istinaden 31.12.2017 tarihine kadar sigortalı çalışmalarının bildirildiği, davacının 01.11.2010 tarihinde işe giriş bildirgesinin verildiği 18.02.2011 tarihine kadar geçen süreye ilişkin hizmet tespiti talebinde bulunmadığı gibi Mahkemece bu dönem yönünden ayrıca bir tespit yapılmadığı, bu suretle çalışmanın kesintiye uğradığı anlaşılmakla, davanın açılış tarihine göre hak düşürücü sürenin geçeceği dikkate alınmak suretiyle, kesintiye uğradığı anlaşılan dönem yönünden davacının talebi açıklattırılmalı, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri doğrultusunda değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.