Sigortasız ve eksik prim bildirimi iddialı hizmet tespiti davasında, davanın takipsizlik nedeniyle açılmamış sayılması kararının Yargıtay tarafından onanması ve sosyal güvenlik hakkının feragat edilemezliği üzerine muhalefet şerhi.
Özet: Davacı, davalı işyerinde uzun yıllar sigortasız ve gerçek ücretinden eksik primle çalıştırıldığını ileri sürerek hizmet ve prime esas kazancın tespiti ile sigorta bilgilerinin düzeltilmesi istemiyle dava açmış; ancak yargılama sürecinde sigortalının vefat etmesi ve tereke temsilcisinin davayı ikinci kez takipsiz bırakması üzerine ilk derece mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, bu karar istinaf ve temyiz mercilerince çoğunluk oyuyla onanırken, karşı oyda sosyal güvenlik hakkının anayasal ve yasal güvence altındaki vazgeçilemez niteliği vurgulanarak, hizmet tespiti davalarının takipsizlik nedeniyle açılmamış sayılamayacağı belirtilmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/7478 E.  ,  2025/13799 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1939 E., 2025/169 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/327 E., 2021/216 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1994- 11.06.2020 tarihleri arasında davalılara ait ...Lokantasında gece bekçisi olarak çalıştığını, davalıların davacının sigorta primlerini gerçek ücret üzerinden değil asgari ücret üzerinden yatırdığını, davacının davalı işveren bünyesinde ilk 10 sene sigortasız şekilde çalıştırıldığını, 10 senelik çalışmasının ardından müvekkilinin sigorta girişinin yapıldığını, davacının kesintisiz çalışmalarına rağmen davalı işverenin müvekkilinin zaman zaman sigorta çıkışını yapıp başka şirkette çalışmış gibi gösterdiğini, söz konusu şirketin dahi davalı ... adına kayıtlı olduğunu, davacının almakta olduğu son ücret aylık net 2.500,00 TL olduğunu belirterek; davacının davalı iş yerinde çalışmış olduğu sürenin tespiti ile bu süre boyunca almış olduğu gerçek ücretin tespitini ve müvekkilinin sigorta bilgilerinin bu hususlara göre düzeltilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; davacının 05.05.2006-29.10.2017 yılları arasında gece bekçisi olarak asgari ücretle çalıştığını, davacının 29.10.2017 yılında iş ilişkisinin sona erdiğini ve işçilik alacaklarının kendisine ödendiğini, davacının müvekkiline ibraname verdiğini belirterek; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili;
Lehlerine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini beyanla kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazancın tespitine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup fer'i müdahil Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan Vekili ... ve Üyeler ..., ... ve ...'nun oyları ve oy çokluğuyla,
15.10.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
I. TEMEL UYUŞMAZLIK
1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, hizmet tespiti olarak açılan davada, davanın takip edilmemesi halinde aynı Kanun'un 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılma kararı verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2.İlk Derece Mahkemesince “hizmet tespiti istenen sigortalının yargılama sırasında ölmesi ve terekesine temsilci atanması üzerine, tereke temsilcisi tarafından davanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı gerekçesi ile ...nın 150/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına" dair verilen kararın davalı işveren vekili tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
II. KARŞI OY GEREKÇELERİ
3.Anayasasının 12. maddesine göre; "Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir” 60. maddede ise "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir" hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirilecek olursa, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
4.Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 92. maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez. Sigortalılık hakkı zorunlu olduğundan bu hak üzerinde kişi tasarrufta bulunamaz.
5.Kamu düzenini ilgilendiren sigortalılık hakkını içeren tespit davalarında hâkimin feragat nedeniyle davayı reddetmeyip delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Zira hizmet ve prime esas kazanç tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır.
6.Anayasanın 60/2 maddesi uyarınca da “Devlet, sosyal güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak zorundadır”. O halde devlet sigortalıların sosyal güvenlik haklarını korumak için önlemler almak zorundadır.
7.Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır. Sosyal sigorta primi, Kanun'un kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımları ile Kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanun'un 79. maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır. Bu düzenleme emredici bir kuraldır. Buna göre prim gelirleri;
a) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile
b) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır (Güzel/Okur/Caniklioğlu. Sosyal Güvenlik Hukuku. Yenilenmiş 17. Bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır.
Sigortalı hizmet tespiti davasının açılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu bir çalışma ilişkisinden haberdar olacak, gerektiğinde müfettiş incelemesi yaparak re'sen prim tahakkuk ettirip, tahsil edecektir. Görüldüğü gibi hizmet tespiti davaları kurumun hak alanını da doğrudan ilgilendirmektedir.
8.Her ne kadar gerek 6552 ve gerekse 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda “Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma re'sen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında fer'î müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür (Madde 4/2)” hükmüne yer vermiş ise de aslında olması gereken hak alanını da ilgilendirip sigortalının sosyal güvenlik hakkını korumak olduğundan ve re'sen de 5510 sayılı Kanun kapsamında hizmet tespiti yapabileceğinden, burada asli müdahil sıfatı ile sigortalı yanında yer alması gerekir. Zira sonuçta hizmet tespiti ile birlikte alınacak prim alacağı Kurum alacağı olacaktır.
III. SONUÇ:
9. Sonuç olarak hizmet tespiti davasında, vazgeçilmez sosyal güvenlik hakkı nedeni ile 6100 sayılı HMK’nın 307. maddesi uyarınca davadan feragat olanaklı olmadığı gibi açılan davayı geri alma (HMK. 123) veya davanın takip edilmeyerek açılmamış sayılma (...150) olanağı da bulunmamaktadır. Zira hizmet tespit davası açıldıktan sonra bu dava üzerinde tasarruf edilemez. Kamu düzeni ve re'sen araştırma davası kapsamında olan bu tür dava artık sonuçlandırılması gereken bir davadır. Burada fer'i müdahil Kurumun takip etmesi zorunluluk olduğu gibi delileri re'sen toplamak zorunda olan hakim de davayı sonuçlandırmalıdır. Aksi takdirde sosyal güvenlik hakkı üzerinde tasarruf yetkisi olmayan sigortalıya, davayı geri alma veya takipsiz bırakarak açılmamış sayılma yolu ile tasarruf da bulunma olanağı verilmiş olunacaktır ki bu sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracaktır. Feragat olanağı olmayan bir dava geri bırakılamayacağı gibi açıldığı anda da sigortalı gelsin veya gelmesin sonuçlandırılmalıdır. Kararın bu gerekçeler ile bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, onama görüşüne katılınmamıştır.