İş sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan kıdem, ihbar, fazla çalışma, ulusal bayram, hafta tatili ile yol ve yemek ücreti alacaklarına ilişkin davada, Yargıtay bozmasından sonra usuli kazanılmış hak ilkesi ve alacakların ispatıyla hesaplanması üzerine verilen kararın temyizi incelenmektedir.
Özet: Davacı işçinin kıdem, ihbar, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin, hafta tatili ile yol ve yemek ücreti alacakları talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin kararının Yargıtay tarafından özellikle yol ve yemek ücreti ile tanık beyanları ve ara dinlenme süresi hesaplamaları yönünden eksik araştırma ve hatalı hesaplama gerekçeleriyle bozulmasının ardından, yerel mahkeme bozmaya uyarak eksiklikleri tamamlamış ve kısmen kabul kararı vermiştir; davalı vekilinin zamanaşımı, hatalı bilirkişi raporu ve ihtirazi kayıtsız bordro imzası gibi iddialarla yaptığı temyiz başvurusu, bozma sonrası alınan kararda hukuk kurallarının doğru uygulandığı ve usuli kazanılmış hak ilkesi gereğince önceki bozma kapsamı dışındaki itirazların yerinde görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/8882 E.  ,  2025/9627 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2018/270 E., 2020/350 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı tarafından 21.10.2013 tarihinde haklı sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin ve hafta tatili ücreti ile yol ve yemek ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, husumet bakımından davanın reddi gerektiğini, davacının ücret bordrolarını ihtirazı kayıt koymadan imzaladıktan sonra ücret bordrosunda yazan haklarının dışında bir hakkının olduğunu iddia ederek talepte bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.05.2015 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 21.05.2015 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacının yol ve yemek ücreti talebine yönelik yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, çalışma dönemine ilişkin ihale evrakı getirtilerek yol ve yemek ücretinin dayanağı olup olmadığının araştırılması gerektiği; ayrıca davaya cevap dilekçesinde, alt işverenlerin tamamından kayıtların ve belgelerin celp edilmesi talebi bulunduğu, Mahkemece diğer alt işveren Şirket ya da Şirketlere talep doğrultusunda yazı yazıldığına dair dosya içeriğinde bilgi bulunmadığı; anılan sebeplerle davacının çalıştığı diğer alt işveren Şirket ya da Şirketlerden de uyuşmazlık konusuna ilişkin işyeri kayıtlarının istenilmesi, belirtilen yönlerden yapılacak araştırma neticeleri ve dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu yol ve yemek ücreti talepleri hakkında bir karar verilmesi gerektiği, dosya içeriğine göre fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarının davacı tanıklarının anlatımlarına göre hesaplanarak hüküm altına alındığı, ancak tanık ...'nin işverene karşı açtığı aynı nitelikte davası bulunduğunun anlaşıldığı, tanık ...'nın davalı işyerinde çalışmalarını gösteren Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının temin edilmesi, davacı ile birlikte çalıştığı sürelerle sınırlı olarak anılan alacakların hesaplanıp hüküm altına alınması gerektiği, ayrıca fazla çalışma ücretinin hesaplanması sırasında, davacının yaz aylarında günlük 08.00-17.30 saatleri arasındaki çalışmasından, bir saat yasal ara dinleme süresinin mahsup edilmesi gerekirken ara dinlenme süresi yarım saat kabul edilerek karar verilmesinin de isabetli olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyulmasına karar verilerek eksikliklerin tamamlanmasından sonra alınan bilirkişi ek raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dava konu alacakların zamanaşımına uğradığını,
2. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda hatalı değerlendirmelerin bulunduğunu,
3. Davacının ücret bordrolarını ihtirazi kayıt koymadan imzaladıktan sonra ücret bordosunda yazan haklarının dışında bir hakkının olduğunu beyan ederek talepte bulunmasının hukuka aykırı olduğunu,
4. Davacının müvekkili Şirketten tazminat talep hakkı bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; yol ve yemek ücreti ile fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı hesaplanması ile usuli kazanılmış hak ilkesinin ihlal edilip edilmediğine ilişkindir.
1.Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (keza mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda) usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kavram, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı karar). Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı karar).
Somut olayda; bozma öncesinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının davalı nezdinde arıza teknisyen elemanı olarak, mayıs-ağustos (yaz dönemi) aylarında günde 9,5 saat çalıştığı, yarım saat ara dinlenme dışında günde 1,5 saat, haftada 10,5 saat fazla çalışma yaptığı, eylül-nisan (kış dönemi) aylarında günde 14 saat çalıştığı 1,5 saat ara dinlenme dışında, günlük 3 saat, haftada 21 saat fazla çalışma yaptığı açıklamasından sonra yaptığı hesap tablosunda; mayıs-ağustos (yaz dönemi) aylarında haftalık 21 saat, eylül-nisan (kış dönemi) aylarında haftalık 10,5 saat fazla çalışma olduğu listelenip toplam fazla çalışma ücreti alacağı 7.104,68 TL olarak hesaplanmış ve Mahkemece hüküm altına alınmıştır. Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Bozmadan sonra hükme esas alınan 27.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda bozma öncesi alınan bilirkişi raporunda, gerekçe ve hesap döküm tablosunun ters olduğundan bu durum düzeltilerek, yaz ayları için bozma ilâmında belirtilen günlük 1 saat ara dinlenme süresi düşülerek, haftalık 7 saat, kış aylarında haftalık 21 saat fazla çalışma yaptığının kabulü ile 8.118,83 TL fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanmıştır. Mahkemece bu bilirkişi raporu doğrultusunda 8.118,83 TL fazla çalışma ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır.
Ancak bozma öncesi yapılan fazla çalışma ücreti hesabında yaz ve kış aylarına ilişkin hesabın farklı yapılması ve yaz ayları olarak kabul edilen mayıs- ağustos ayları arasındaki 4 aylık dönem için haftalık 21 saat üzerinden hesaplama yapılması bozma kapsamı dışında kaldığından, bu konuda davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bozmadan sonra 21 saatlik fazla çalışmanın, kış ayları olarak kabul edilen eylül- nisan ayları arasındaki 8 aylık dönem için hesaplanması davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesine aykırıdır.
Ayrıca bozmadan sonra Mahkemece 8.118,83 TL fazla çalışma ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile net 7.104,68 TL fazla çalışma ücreti alacağı talebinde bulunmuş; bozma öncesinde Mahkemece 7.104,68 TL fazla çalışma ücretine hükmedilmiş; bu karara karşı davacı tarafça temyiz yoluna başvurulmamıştır. Şu hâlde bozma kararından sonra 8.118,83 TL fazla çalışma ücretine hükmedilmesi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğu gibi aynı zamanda talep aşımı mahiyetinde de olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.