İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesindeki Menfi Tespit Davasında, Kambiyo Senetlerindeki İmza Sahteciliği İddiası ve Şirket Hisselerini Devretmiş Kişinin Kişisel Sorumluluğunun Sınırları Tartışması.
Özet: Davacı, aleyhine başlatılan icra takiplerine konu kambiyo senetlerindeki imzaların kendisine ait olmadığını, senetlerin şirket hisse devrinden sonra tanzim edildiğini ve bu nedenle borçlu olmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açmış, bu iddiasını önceki bir ceza davasındaki bilirkişi raporu ve sahtecilik suç duyurusu ile desteklerken; davalı ise kendisinin senetlerin iyiniyetli hamili olduğunu ve davacının şirket kaşesi dışına attığı ikinci imzasının şahsi sorumluluk doğurduğunu, bu durumun davacının şirketteki konumundan bağımsız olduğunu savunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/785 Esas
KARAR NO : 2026/154
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/12/2024
KARAR TARİHİ : 17/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesi ile, Davalı tarafından ''30.05.2018 tanzim 30.09.2018 ödeme tarihli 75.000-TL miktarlı'' bonoya istinaden .... İcra Müdürlüğünün 2018/... E. sayılı dosyası ile ''30.05.2018 tanzim 30.10.2018 ödeme tarihli 75.000-TL miktarlı'' bonoya istinaden de .... İcra Müdürlüğünün 2018/... E. sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe konu senetlerde yer alan imzaların davacıya ait olmadığını, ilgili senetlerin keşidecisinin ... Limited Şirketi olduğunu ve ilgili şirket adına sözde yetkili olarak davacı tarafından imzalandığının iddia edildiğini, davacının 30.03.2018 tarihinde tüm hissesini devretmiş olduğunu ve 23.05.2018 tarihinde de resmi gazetede ilan ettiğini, ilgili dava konusu bonoların tanzim tarihinin ise 30.05.2018 olup; ilgili bonoların davacının hisselerini devrettikten ve bu konuda resmi gazetede ilan verdikten yani ... Limited Şirketi ile hiç bir bağı olmadığı dönemde davacı tarafça imzalanmış gibi imzalanarak piyasaya sürülmüş olduğunu, .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/... E. sayılı dosyasında yapılan yargılamada işbu bahse konu faturaların üzerinde bulunan imzaların müvekkile ait olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alındığını ve sunmuş oldukları bilirkişi raporundan da sahte faturaların üzerinde ki imzaların hiç birinin davacının eli ürünü olmadığının açıkça tespit olunduğunu, tarafınca sahtecilik iddiası gereğince ...Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2024/... Sor. sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, işbu konuda zorunlu arabuluculuk kapsamında arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak davalı taraf ile uzlaşma sağlanamadığını, arz ve izah olunan tüm bu nedenlerle öncelikle teminatsız olarak; Mahkememiz aksi kanaate ise davacının ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebeplerinden ötürü uygun görülecek bir miktarla icra takibinin durdurulması için takibin durdurulması, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, davasının kabulü ile; davacının borçlu olmadığının tespiti ile .... İcra Müdürlüğünün 2018/... E. Sayılı dosyası ile .... İcra Müdürlüğünün 2018/... E. Sayılı dosyalarının iptaline, kötü niyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle; Davalı tarafın takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, dava harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline, karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; " Senetlerin incelenmesinden anlaşılacağı üzere, müvekkil, iyiniyetli ve yasal hamil sıfatıyla hareket etmektedir. Hakkı olan alacağını tahsil etmek amacıyla, .... İcra Dairesi nezdinde 2018/... E. ve 2018/... E. sayılı dosyalar üzerinden icra takibi başlatmıştır. Öte yandan, müvekkil şirket ile davacı taraf arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Buna karşın, davacı taraf, hem şirketin yetkili temsilcisi sıfatıyla hem de şahsi sorumluluk doğuran imzasıyla hareket ederek, senedi keşide etmiş ve tedavüle sokmuştur. Davacının tedavüle soktuğu senet, hayatın ve ticaretin olağan akışına uygun olarak, müvekkil şirketin uzun süredir ticari ilişki içinde bulunduğu ... Polyester tarafından ciro edilmek suretiyle müvekkil şirkete devredilmiştir. Bu devir, ticaretin bilinen kuralları ve teamülleri çerçevesinde gerçekleşmiş olup, herhangi bir usulsüzlük veya kötü niyet unsurunu barındırmamaktadır. Senet bedelinin vadesinde ödenmemesi üzerine müvekkil şirket, yalnızca yasaların kendisine tanıdığı hakları kullanarak, senedin tüm cirantalarına karşı kambiyo senetlerine özgü icra takibi yoluna gitmiştir. Söz konusu işlemler tamamen olup, müvekkil şirketin iyiniyetli tutumu açıkça ortadadır. Davacı vekili ayrıca senedin düzenlenme tarihinde şirketteki paylarını devrettiğini ve düzenlenme tarihinde şirketin yetkili temsilcisi olmadığını senetlerdeki imzaların kendisine ait olmadığına ilişkin beyanda bulunmuştur ancak bahis konusu senetler incelendiği taktirde senedi imzalayıp tedavüle sokan borçlunun, davacının şirketin yetkilisi olduğu görülecektir. Bununla birlikte, davacının şahsi sorumluluğunu gerektiren husus, şirket kaşesinin dışında bulunan ve davacının adı ve soyadı ile atılmış olan ikinci imzadır. Nitekim Hukuk Genel Kurulu kararı ile de sabit olduğu üzere, şirket kaşesinden bağımsız olarak atılan bu imza, davacının şahsi sorumluluğunu doğurmaktadır. Dolayısıyla, davacının şirketteki hisselerini devrettiği ve şirketin yetkili temsilcisi olmadığı yönündeki iddiaları, şahsi sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Müvekkil, yasal düzenlemelere uygun bir ciro zincirinde, kambiyo senedinin meşru hamili ve iyi niyetli üçüncü kişi sıfatını haizdir. Ticari hayatın olağan akışı içinde senedi devralan müvekkil, muntazam bir ciro silsilesine dayanarak senedi iktisap etmiş ve bu nedenle senedin hak sahibi olmuştur. Ayrıca, davaya konu senet, kambiyo senetlerine ilişkin kanunen aranan tüm şekil şartlarını eksiksiz olarak taşımaktadır. Bu husus, yapılacak inceleme ile de teyit edilecektir. Senetteki imzanın sahte olduğuna dair hiçbir şüphe duyulmamış nitekim hiçbir şerh de düşülmemiştir. Ayrıca Davacı'nın dava dilekçesinde belirttiği bilirkişi raporundaki tespitler dava konusu senetlere ilişkin olmayıp ispat vasıtası olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Ciro silsilesi incelendiğinde de müvekkilin senedi davacı şirketten edinmediği açıkça ortadadır. İyi niyetli hamil olan müvekkil muntazam ciro silsilesine göre senedi iktisap etmiştir. Hal böyleyken, müvekkilin iddia edildiği gibi imzanın taklit edildiğini bilmesi ve bilebilecek durumda olması söz konusu değildir. Kaldı ki; davacının tüzel kişi olduğu ve TTK' da sayılan tüm nitelikleri taşıyan bir tacir olduğu ortadadır. kanunun ve yerleşik yargıtay içtihatlarının benimsediği şekilde basiretli bir tacir gibi davranması gerekli olduğu aşikardır. " şeklinde beyanlarda bulunarak arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; Davacı yanın müvekkilimiz aleyhine açtığı işbu davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini, Davacı kötü niyetli olduğundan dava değerinin %20'sinden az olmamak kaydıyla, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti, yargılama harç, masraf ve sair masrafların davacı yan üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Dava, takip konusu edilen bonolardaki imzanın inkarı nedeniyle takip ve senetler kapsamında menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı iki adet bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek takipten sonra menfi tespit davası açmıştır.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) “Menfi Tespit ve İstirdat Davaları” başlıklı 72. Maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
.... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklı davalının davacı borçlu aleyhine toplam 76.292,79TL ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçlu davacıya 21/02/2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu davacının 28/02/2019 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür.
.... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklı davalının davacı borçlu aleyhine toplam 76.637,57-TL ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçlu davacıya 24/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu davacının 28/12/2018 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür.
Adli Tıp Kurumu'nun düzenlediği 06/11/2025 tarihli 3 sayfadan ibaret raporunda özetle; Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; İnceleme konusu senetlerde atılı borçlu imzaları ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği, Yazı aidiyeti hususunda inceleme yapılması isteniyorsa; ...'a huzurda inceleme konusu belgeler kendisine gösterilmeden incelenmesi istenen bölüm veya bölümlerin aynı tip harflerle büyük küçük harflere dikkat edilerek dikte suretiyle ve normal yazma hızıyla birçok kez yazdırılması ile elde edilecek tutanakların temin edilerek, mevcutlar ve adli dosya ile birlikte kurumumuza gönderilmesinin gerektiği hususlarını bildirir sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; davacı tarafça icra takibine konu edilen iki bono için senet üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığından bahisle borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği, mahkememizce ATK'dan alınan rapor ile senetler üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edildiğinden davacının davaya konu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespite karar verilmiştir. Senetler üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edildiğinden yazılar için inceleme yapılmasına gerek duyulmamıştır.
Kötü Niyet Tazminatı yönünden; Kötüniyet tazminatı İİK 67/2 maddesinde düzenlenmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Davalının senetleri ciro yoluyla devraldığı, davacı tarafından davalının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, .... İcra Müdürlüğünün 2018/... ve .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı takip dosyalarında takibe konu edilen senetler nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine
2-Yasal koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
3-Karar ve ilam harcı 10.446,67-TL nin peşin alınan 2.611,67-TL den düşümü ile kalan 7.835,00 -TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.800,00-TL'nin davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 3.039,27-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 10.177,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır