5510 sayılı Kanunun 81/ı maddesiyle sağlanan 5 puanlık işveren teşvikinden kamu ihale sözleşmelerinde 6111 sayılı Kanun sonrası yararlanma koşulları üzerine verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz incelemesi sonucu bozulması.
Özet: Bir şirket, 01.03.2011 sonrası kamu ihale kanununa tabi işlerinden kaynaklanan 5510 sayılı kanunun 81/ı maddesindeki 5 puanlık işveren sigorta primi teşvikinden yararlandırılmayarak fazla ödediği 187.378,07 TLnin iadesini talep etmiştir; ilk derece mahkemesi bu talebi Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı kabul etmişken, Bölge Adliye Mahkemesi, 6111 sayılı kanun değişikliğiyle ihale konusu işlerin 01.03.2011 tarihinden itibaren teşvik kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, ancak davacının temyizi üzerine Yüksek Mahkemece bu karar bozulmuştur.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/815 E., 2022/1098 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 27. İş MahkemesiSAYISI : 2020/95 E., 2021/78 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin işyerlerinden 01.03.2011 tarihinden önce Kamu İhale Kanunu'na tabi ihale sözleşmeleri ile iş aldığı ancak 5510 sayılı Kanun kapsamında teşvik hükümlerinden yararlanmadığı, davalı Kuruma yararlanmak konusunda 15.03.2016 tarihinde başvurmuş ise de talebin zımnen reddedildiği iddiasıyla 5510 sayılı Kanun'un 81/ı maddesi gereğinde 5 puan teşvik hükümlerinden yararlandırılarak ıslahen 187.378,07 TL fazla ödemenin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 6111 sayılı Kanun nedeniyle %5 prim indiriminden yararlanmasının mümkün olmadığı, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kendilerine husumet yöneltilemeyeceği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla Hazineye yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, SGK'ya yönelik davanın kabulü ile davacı şirkete ait iş yerinde çalışan işçilere yönelik sigorta primi ile işsizlik primine yönelik Hazinece karşılanması gereken %5'lik teşvik primi tutarı olan 187.378,07 TL nin ödeme tarihlerini takip eden aybaşından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline, karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.06.2021 tarihli ve 2021/909 Esas, 2021/1153 Karar sayılı kararı ile 5510 sayılı Kanun'un 81-(ı) maddesinde düzenlenen "(5) puanlık işveren teşvik primi" Kanun'a ilk kez 5763 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile eklenmiş olup ve yürürlük tarihinin 01.10.2008 olduğundan bu tarihten öncesi için uygulanmayacağı, Kanun'un ilk halinde teşvik kapsamında yer almayan hususların "Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz." düzenlemesi ile açıklanmış iken 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile yapılan değişiklik sonrasında "Bu bent hükümleri; 21.04.2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na, 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanun'dan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz." biçiminde düzenlenerek ihale konusu işler teşvik kapsamından çıkartıldığı, böylece ihale konusu işlerin teşvik kapsamında olduğu sürenin 01.10.2008-01.03.2011 tarihleri arasındaki süre ile sınırlı kaldığı, 6111 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi, “Bu Kanun'la 4734 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler, bu Kanun'un yayımı tarihine kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında uygulanmaz.” hükmünü içermekteyse de bu değişikliğin 4734 sayılı Kanun'un uygulamasıyla ilgili olup, dava konusu olayda 5510 sayılı Kanun'un uygulanması gerekmediği, bu açıklamalara göre somut olayda, davacının talep ettiği dönem Kurumca ödenmeyen 01.03.2011 sonrasına ilişkin yapılmış hesaplama dikkate alınarak davanın kabulüne karar verildiği, halbuki 01.03.2011 sonrası dönem için davacının alacağı olmayacağı gerekçesiyle davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.3 maddesi gereğince kabulüne, ... 27. İş Mahkemesinin 2020/95 E., 2021/78 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın; davalı Hazine yönünden pasif husumet yokluğundan, davalı SGK yönünden sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1.Bölge Adliye Mahkemesinin 10.06.2021 tarihli ve 2021/909 Esas, 2021/1153 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 12.01.2022 tarihli ve 2021/10019 Esas, 2022/183 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:"...5510 sayılı Yasanın 81’inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve alacak istemli 24.08.2016 tarihinde açılmış eldeki davada, mahkemece yukarıdaki şekilde karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.Ne var ki, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' hükmü ve ikinci fıkrasında ise; 'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17.maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır.Değinilen Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; 'Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.' hükümleri mevcuttur.Eldeki davada ise, Ek 17. maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte 5510 Sayılı Yasa veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Yasa ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.Diğer taraftan Ek 17.maddenin 4. fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma, fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17. Maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir..."2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla 7103 sayılı Kanun'un 3 ve 4. fıkralarının Anayasa'nın 2, 10... maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali yönünde başvuruda bulunulduğu, Anayasa Mahkemesinin 2018/1 39... /12 Karar ve 19.02.2020 tarihli kararı ile 3. fıkraya yönelik başvurunun reddine, 4. fıkranın ise Anayasaya aykırı olduğuna ve fıkranın iptaline karar verildiği, kararın 05.05.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Ek 17. maddenin 4. fıkrasının uygulanabilirliğinin kalmadığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı yönünde karar verilme imkanının kalmadığı, davanın esasına girilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Dairemizin önceki kararında direnilmesine, davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.3 maddesi gereğince kabulüne, ... 27. İş Mahkemesi'nin 2020/95 E., 2021/78 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın; davalı Hazine yönünden pasif husumet yokluğundan, davalı SGK yönünden sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.3.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından 05.03.2025 tarihli ve 2023/10-667 Esas, 2025/100 Karar sayılı kararla:"Somut olayda İlk Derece Mahkemesince davalı Kurum yönünden davanın kabulüne, davalı Hazine yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile yapılan değişiklik sonrasında ihale konusu işlerin teşvik kapsamında olduğu sürenin 01.10.2008-01.03.2011 tarihleri arasındaki dönemle sınırlı olduğu, 6111 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesinin 4734 sayılı Kanun’un uygulamasıyla ilgili olduğu, eldeki davada 5510 sayılı Kanun’un uygulanması gerektiği, bu itibarla 01.03.2011 tarihi sonrası için davacının alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı Hazine yönünden pasif husumet yokluğundan, davalı Kurum yönünden ise sübut bulmadığından davanın reddine karar verildiği, kararın Özel Dairece dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un Ek 17. maddesinin gelmesi ile oluşan yeni durumun dikkate alınması, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından 5510 sayılı Kanun’un Ek 17. maddesinin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmesi, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasından sonra Bölge Adliye Mahkemesince önceki gerekçeye ilaveten 7103 sayılı Kanun’un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen Ek 17. maddesinde yer alan düzenlemenin sadece teşvikten yararlanma hakkı olanlar için getirilmiş olduğu, davacı şirketin bu kapsamda bulunmadığı, diğer taraftan bozma kararında belirtildiği üzere 05.05.2020 tarihli ve 31118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 19.02.2020 tarihli ve 2018/139 Esas, 2020/12 Karar sayılı kararı ile 5510 sayılı Kanun’un Ek 17. maddesinin 4. fıkrasının iptal edildiği, bu durumda iptal kararının yürürlüğe girdiği 05.05.2020 tarihi itibariyle Ek 17. maddenin uygulanabilirliği kalmadığından davanın konusuz kaldığı yönünde karar verilmeyeceği, davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.4. Görüldüğü üzere Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararı kapsamında irdeleme yapılarak bozmanın gereği eylemli olarak yerine getirilmek suretiyle yeni bir karar verilmiştir.5. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 02.11.2022 tarihli ve 2021/10-319 Esas, 2022/1419 Karar, 17.11.2022 tarihli ve 2022/10-969 Esas, 2022/1530 Karar ile 22.03.2023 tarihli ve 2023/10-250 Esas, 2023/257 Karar sayılı kararları da aynı yöndedir. 6. Hâl böyle olunca verilen bu yeni hükmün temyiz incelemesini yapma görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.7. Bu nedenle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir." gerekçesiyle davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.VI.TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla teşvik koşulları bulunduğu ve davanın kabulü gerekiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespiti ile yersiz ödemelerinin iadesine ilişkindir. 1.Türk sosyal sigortalar sistemi, sürdürülebilirliğini büyük ölçüde sigorta primlerinin düzenli tahsilatına dayandırmaktadır. Kurumun aktüeryal dengesini koruması ve sosyal risklere karşı yardımları eksiksiz sunabilmesi için primlerin zamanında ödenmesi kritik önem taşır. Bu bağlamda devlet, işverenlerin üzerindeki ağır mali yükü hafifletmek, istihdamı artırmak ve kayıt dışılığı önlemek amacıyla çeşitli prim indirimleri ve teşvik mekanizmalarını yasal güvenceye kavuşturmuştur.2.26.05.2008 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5763 sayılı İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (5763 sayılı Kanun) 01.10.2008 yürürlük tarihli 24. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin 1. fıkrasına (ı) bendi eklenmiş olup ilgili düzenleme; "ı) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler ile 29/7/2003 tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna göre yapılandıran işverenler bu tecil ve taksitlendirme ile yapılandırmaları devam ettiği sürece bu fıkra hükmünden yararlandırılır. Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz. Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. Bu fıkrayla düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır. Bu Kanun gereğince yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işverenler bir yıl süreyle bu fıkrayla sağlanan destek unsurlarından yararlanamaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken belirlenir." şeklinde olmakla birlikte sonrasında bir çok kez değişikliğe uğramıştır.3.İlgili madde yürürlüğe girdiği günden bu yana birçok kez revize edilmiştir. Yapılandırma kanunlarına göre borçlarını taksitlendirenlerin teşvikten yararlanmaya devam edeceği netleştirilmiş ve muhtasar prim hizmet beyannamesi gibi uygulamalar sisteme entegre edilmiştir. Son olarak, 15.01.2025 tarihinde yayımlanan 7538 sayılı Kanun ile hazinece karşılanan işveren hissesi tutarı "beş" puandan "dört" puana düşürülerek teşvikin kapsamı güncel ekonomik politikalara göre yeniden şekillendirilmiştir.4.25.02.2011 tarihli ve 27857 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6111 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile yapılan değişiklikle 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin (ı) bendinde yer alan "Bu fıkra hükümleri Kamu idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz." cümlesi "Bu bent hükümleri; 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz." şeklinde; yine aynı bentte yer alan "Bu fıkrayla düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır." cümleleri "Bu fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerinin aynı dönem için birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle uygulanır." şeklinde değiştirilmiş ve Kanun'un 215. maddesinde Kanun'un yayımını takip eden ayın 1. gününde bir diğer ifadeyle 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe gireceği öngörülmüştür.5.İşveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Kuruma vermeleri, sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı süresinde ödemeleri, Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması gerekmektedir. Ayrıca teşviklerden yararlanabilmek için Kurumca denetlenecek işverene, işyerine ve sigortalıya ait ayrı ayrı şartlar mevcuttur. Bu şartları denetleyecek olan ve denetleme sonucuna göre işverenlerin beş puanlık indirimden yararlanıp yararlanmayacağına karar verecek olan Kurum, 5510 sayılı Kanun’un 79. maddesine göre primleri tahsil etmekle yükümlü Sosyal Güvenlik Kurumudur. Kurum inceleme sonucu işverenin teşvikten yararlanamayacağına karar verdiği takdirde %5 puanlık primi işverenden tahsil edecek aksi hâlde bu miktarı Hazineden yani genel bütçeden alacaktır.6.Söz konusu yasal düzenlemenin uygulama bulacağı işyerleri de ilgili bentte belirtilmiş ve 01.03.2011 yürürlük tarihi itibarıyla teşvikin uygulanmayacağı iş ve işyerlerinin kapsamı genişletilerek 21.04.2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 30. maddesinin 2. fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na (2886 sayılı Kanun), 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na (4734 sayılı Kanun) ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanun'dan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri ve işler teşvik uygulaması kapsamından çıkartılmıştır.7.Öte yandan 6111 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi ile ; “Bu Kanunla 4734 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler, bu Kanunun yayımı tarihine kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında uygulanmaz.” şeklinde düzenleme yapılmış ise de bu madde 4734 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklere ilişkin olmakla 5510 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerle ilgili olmadığı açıktır.8.Öte yandan; ahde vefa ilkesi tarafların özgür iradeleriyle akdettikleri sözleşmelere sadık kalmaları gerektiğini ifade eden evrensel bir hukuk kuralıdır. Bu ilke uyarınca, hukuka ve ahlaka uygun olarak kurulan bir sözleşme, taraflar için bağlayıcı bir güç kazanır ve taraflardan birinin tek taraflı iradesiyle sözleşmeden dönmesi kural olarak mümkün değildir. 9.Somut uyuşmazlıkta davacı; tamamı 6111 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 01.03.2011'den önce ihale mevzuatı kapsamında akdedilen güvenlik ve hizmet alım sözleşmeleri çerçevesinde 14 ayrı iş yeri tescil ettirmiştir. Davacı yüklenici, söz konusu işlerin yaklaşık maliyet hesaplamalarını ve teklif tutarlarını oluştururken, 5510 sayılı Kanun’un 81/ı maddesi uyarınca öngörülen %5’lik prim teşvikini yasal bir veri olarak nazara almış ve işçilik maliyetlerini bu indirimli oran üzerinden belirlemiştir. Sözleşme sürecinde ortaya çıkan mevzuat değişikliğinin devam eden ihaleli işe uygulanmasına ilişkin idari yorum farklılığı ile ihalenin kalan dönemi için 'ihaleli iş' gerekçesiyle teşvikten yararlandırılmama yönünde tesis edilen işlemle ihale dokümanı ve sözleşme şartlarının bir parçası haline gelen teşvik hükümlerinin, uygulama devam ederken geriye dönük veya sürekliliği bozacak şekilde iptal edilmesi, devletin hukuki düzenlemelerine güvenerek uzun vadeli taahhüt altına giren basiretli tacirin 'Hukuki Güvenlik' ve 'Ahde Vefa' haklarını ihlal etmektedir. Bu itibarla, davanın esasına girilerek kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.