İş Kazası Sonucu Vefat Eden İşçinin Mirasçılarının Maddi ve Manevi Tazminat Talebi: İşverenin İş Güvenliği Yükümlülüğü, Önceden Var Olan Hastalığın Etkisi ve Tazminat Hesaplamalarına İlişkin Temyiz İncelemesi.
Özet: Bu olayda, davalı işverenin İtalyadaki iş yerinde operasyon uzmanı olarak çalışan desteğin beyin kanaması sonucu vefat etmesi üzerine açılan iş kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri davacıların lehine karar vermiş, davalı işveren ise temyiz başvurusunda, işçinin hipertansiyon gibi bünyesel faktörlerinin olaya etkisinin değerlendirilmediğini, bilirkişi raporlarının eksik olduğunu ve tazminat hesaplamalarında hatalar yapıldığını ileri sürerek iş kazası niteliğini ve kusur oranlarını tartışmaya açmış, yüksek mahkeme ise işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin kutsallığını vurgulamıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2900 E., 2024/63 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 9. İş MahkemesiSAYISI : 2015/320 E., 2019/356 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin desteğinin davalı işveren nezdinde çalışmaktayken 01.03.2014 tarihinde geçirdiği beyin kanaması sonucu 24.4.2015 tarihinde vefat ettiğini, olayın iş kazası niteliğinde olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde, davacıların murisinin müvekkili şirketin İtalya iş yerinde operasyon uzmanı olarak çalıştığını, 01.03.2014 günü akşam saatlerinde uzun yıllardır süregelen hipertansiyon hastalığı sebebiyle rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığını, olayın davacıların murisinin yaptığı işle ilgili bulunmadığını, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davacıların maddi tazminat davasının kabulü ile davacı ... yönünden 748.930,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 01.03.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı ... yönünden 482.782,51 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 01.03.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... yönünden 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.03.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davacı ... yönünden 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.03.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine" karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının 2002 yılında tır şoförü olarak çalışmaya başladığını, 2009 yılında İtalya- Trieste'ye operasyon sorumlusu olarak atandığını ve bu tarihten sonra tır şoförlüğü yapmadığını, operasyon sorumlusu olarak yaptığı işin ağır ve tehlikeli işler sınıfında bulunmadığını, mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunun bir makine mühendisi ve bir nöroloji uzmanından oluşan heyetten alınmış olup, denetime elverişli olmadığını, bilirkişi raporuyla bünyesel faktörlerin olaya etkisinin hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, işçide hipertansiyon hastalığı olduğunun bilinmediğini, tüm periyodik muayenelerin yapıldığını, hesap bilirkişisi tarafından kız çocuğu ... için yapılan hesaplamada kusur tenzili yapılmadığı fazla maddi tazminata hükmedildiği, müteveffanın ölüm tarihi itibariyle 2. çocuğu olması ihtimali bulunduğunu, hayatta olan annesine de pay ayrılması gerektiğini, kız çocuk için destek süresinin TÜİK verisine göre 25 yaş kabul edilmesinin hatalı olduğunu, harcırah ve yemek bedeli işin görülmesi amacıyla ödendiğinden tazminat hesaplamasında dikkate alınmaması gerektiğini belirterek temyiz etmiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğudur. İşveren, çalışanlarının işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup, bu çerçevede işçisinin yasal sınırları aşar süratte araç kullanmasını önlemek için gerekli tedbirleri alması, risklerden kaçınması, kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmesi, risk değerlendirmesi yapması ve/veya yaptırması, teknik gelişmelere uyum göstermesi, tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmesi, mesleki riskleri önlemesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbiri alması, gerekli araç ve gereçleri sağlaması, sağlık ve güvenlik tedbirlerini değişen şartlara uygun hale getirmesi ve mevcut iş yerinin iyileştirilmesi için çalışmalar yapması gerekmektedir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Öte yandan kaçınılmazlık; hukuksal ve teknik anlamda; fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder. Olayın önlenemezliği hususunu açmak gerekirse; buradaki önlenemezlik olayla ilgili değildir. Önlenemezlik unsuru, tamamen davranış normu ve borca aykırılıkla ilgili olup alınabilinecek tüm tedbirler alınmış olunsa dahi bir davranış normunun veya sözleşmeden doğan bir borcun ihlalinin ifadesidir. Yani olay önlenemez olmasına rağmen bir davranış kuralına ya da sözleşmeden doğan borca aykırılık önlenebiliyorsa artık kaçınılmazlıktan söz etme imkanı yoktur. Beyin kanaması-felç sonucu gerçekleşen iş kazalarında kaçınılmazlığın söz konusu olmayacağı dikkate alınarak işveren kusuru ile bünyesel faktör arasındaki dağılımın ne miktarda olduğunun tespiti gerekmektedir. Zira, kaçınılmazlıktan farklı olarak bünyesel faktörden davalı işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir. Dosya kapsamından, davacıların murisinin kaza tarihinde 45 yaşında olduğu, 4.2.2002 tarihli aile hekimliğince düzenlenen işe giriş muayene formunda tansiyonunun normal olarak ölçüldüğü, kalp ve akciğer bulgularının normal olduğu belirtilerek şoförlük işinde çalışmaya uygun olduğunun bildirildiği,15.3.2009 tarihinden itibaren periyodik sağlık muayene formlarının işveren tarafından dosyaya sunulduğu, bu muayene formlarında iş yeri hekimi kaşesi bulunmadığı, tansiyon ölçümü ve diğer muayene bulgularına yer verilmediği, tedavi evrakı arasında bulunan epikrizde 1.3.2014 tarihinde İtalya'da hastaneye başvurduğu, kan basıncının 24/12 saptandığı,13 yıldır bilinen hipertansiyon hastalığı,2 yıl önce kronik böbrek yetmezliği tanısı konulduğu, 5-6 yıldır bilinen gut hastalığı nedeniyle tedavi aldığ ,15 yıldır sigara kullandığı,alkol kullanmadığı tespitlerinin belirtildiği, mahkemece davacının tedavi kayıtlarının ve kullandığı ilaçların araştırılmadığı, SGK Denetmen Raporunda olayın iş kazası olduğunun kabul edildiği ve işveren ... Lojistik Şirketinin ve sigortalının kusurunun tespit edilemediğinin bildirildiği, eldeki dosyada, makine mühendisi ve nöroloji uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan 25.5.2017 tarihli bilirkişi raporunda davalı işverence işe giriş ve devamında periyodik muayene yapılsaydı hipertansiyon rahatsızlığının fark edileceği ve aşırı efor gerektirmeyen işlerde çalıştırılacağı gerekçesiyle %80, davacı murisi ...'ın ise sigara içmeye devam ettiği, yetkilileri aşırı efor gerektiren işlerde çalışmaması konusunda bilgilendirip uyarmadığı belirtilerek %20 kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, Mahkemece bu raporlara itibar edilerek karar verildiği, ancak düzenlenen işbu raporların oluşa uygun olmadığı, bünyesel faktörlerin iş kazasının oluşumunda bir etkisinin olup olmadığının tartışılıp irdelenmediği anlaşılmaktadır.Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait, temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları dosyaya celp edildikten sonra yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde beyin kanaması/felç riskine yol açacak rahatsızlıklarına ilişkin bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, olaydan önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği araştırılmak, işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir nöroloğun ve kardiyoloğun da yer alacağı üçlü bilirkişi heyetinden meydana gelen iş kazası olayında davacı veya davalının kusurunun bulunup bulunmadığını, kusuru bulunanlar varsa her bir taraf için ayrı ayrı açıklanmak suretiyle nedenlerini, müteveffanın felç geçirmesinde işyeri koşullarının etkili olup olmadığını, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin ne kadar etkili olduğunu ve tarafların iddia ve itiraz sebeplerinin değerlendirilmesini de kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra - dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek- oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.