Yargıtay 1. Ceza Dairesi, maaş anlaşmazlığı kaynaklı falçatalı yaralama eyleminde öldürme kastı bulunmadığına karar vererek, suçu kasten öldürmeye teşebbüsten kasten yaralamaya çevirerek Bölge Adliye Mahkemesi hükmünü bozdu.
Özet: Bir sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet kararının istinaf mahkemesince düzeltilerek onanmasının ardından yapılan temyiz incelemesinde, sanığın falçata ile gerçekleştirdiği eylem sonucunda mağdurda oluşan yaralanmaların niteliği ve suç aletinin kullanım şekli dikkate alındığında, öldürme kastını kesin olarak ispatlayan inandırıcı delillerin bulunmadığı, bu nedenle eylemin kasten yaralama suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği tespit edilerek, alt mahkemenin suç vasfında yanılgıya düştüğü gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
1. Ceza Dairesi         2025/1263 E.  ,  2025/8018 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/2322 E., 2024/2145 K.
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.06.2024 tarihli ve 2023/101 Esas, 2024/314 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdura yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi uyarınca cezasının 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası üzerinden infazına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 20.09.2024 tarihli ve 2024/2322 Esas, 2024/2145 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının, mağdurun beyanı okunmadan karar verilmiş olması eleştirilmek ve hüküm fıkrasının A bendinin 4 numaralı alt bendinin 2. paragrafındaki "...neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve cezasının bu miktar üzerinden infazına,..." ibaresi hükümden çıkartılarak yerine "...cezasının 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası olarak infazına.." ibaresinin hüküm fıkrasına eklenerek 5271 sayılı dosyanın 303. maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanarak belirlenen ceza miktarının fazla olduğuna, meşru savunmaya, suç vasfına, eksik incelemeye ilişkindir.
III. GEREKÇE
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanığın mağdurun yanında çalıştığı, sanık ile mağdur arasında sanığın maaşının verilip verilmemesi nedeni ile ihtilaf bulunduğu, suç tarihinde sanığın mağdurun yanına gelerek maaşını istediği, taraflar arasında bu nedenle çıkan tartışma esnasında sanığın falçata ile mağduru sol yanaktan horizontal yaklaşık 3 cm kesi, sol yanaktan kulağa uzanan yaklaşık 3,5 cm uzunluğunda kesi, tam kat olmayan abrazyon ile birlikte saç çizgisine paralel yaklaşık 5 cm süture kesi ile yüzde sabit iz olacak şekilde yaraladığının dosyadaki raporlar ile sabit olduğu anlaşılmakla, suç aleti olan falçatanın kullanım şekli, mağdurda meydana gelen yaralanmanın, boyun ve ense bölgelerinde cilt ve cilt altı boyutta kalarak yüzde sabit ize neden olmanın önüne geçmemesi ve mağdurun hayati tehlikeye neden olan bir yaralanmasının bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığından kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde "kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi "suç vasfı" yönünden yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 20.09.2024 tarihli ve 2024/2322 Esas, 2024/2145 Karar sayılı kararı sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.11.2025 tarihinde karar verildi.