5510 sayılı Kanunun 56. maddesi kapsamında boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama iddiasıyla kesilen yetim aylığının yeniden bağlanması talepli kurum işlemi iptali ve istirdat davalarında temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki belgede, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı iddiasıyla yetim aylığı kesilen bir davacının, bu kesme işleminin iptali ve kuruma borçlu olmadığının tespiti talepleriyle açtığı davanın kabulüne; buna karşılık, kurumun davacıdan aylık iadesi ve borca itirazın iptali talepli birleşen davalarının reddine dair ilk derece ve istinaf kararlarının ardından, kurumun temyiz başvurusunun incelenmesi yer almaktadır; temel uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanunun 56. maddesi kapsamında boşanan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği etrafında yoğunlaşmaktadır.

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2313 E., 2025/739 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. İş MahkemesiSAYISI : 2019/538 E., 2023/19 K.Taraflar arasındaki asıl dava; Kurum işlemi iptali, birleşen davalar istirdat ve itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın kabulüne, birleşen davaların reddine dair karar verilmiştir.Kararın, davalı-birleşen davalarda davacı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı-birleşen davalarda davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili özetle; müvekkilinin eski eşinin kumar oynaması ve müvekkiline sürekli şiddet uygulaması sebebiyle boşanma davası açıldığını, 2012 yılından sonra müvekkilinin kayınvalidesi ... müvekkili ve çocuklarına yaşamaları için bir ev aldığını, müvekkilinin eski eşi ile aynı çatı altında yaşama gibi bir durumun dahi söz konusu olmadığını, eski eşinin sadece çocukları görmek için eve geldiğini beyanla müvekkilinin kesilen yetim aylığının kesilme tarihi itibariyle yasal faizi ile tekrar bağlanarak ödenmesini, müvekkilinin Kuruma borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davacı vekili, Kurum zararı olan 44.080,14 TL aylığın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp kuruma ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen ikinci davada davacı vekili, davalı hakkında Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2021/27461 Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının borcun tamamına 23.06.2021 tarihinde itiraz ettiğini, itiraz sonucu takibin durdurulmasına karar verildiğini, ilgili itirazı kabul etmeye olanak olmadığını ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II. CEVAPAsıl davada davalı Kurum vekili; Kurum işleminin yerinde olduğundan bahisle, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince, asıl davanın kabulü ileDavacının kesilen yetim aylığının kesildiği tarih itibariyle yeniden bağlanılarak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine,Davacının davalı Kuruma 49.539,72 TL borçlu olmadığının tespitine, asıl dava dosyası üzerinde birleşen 2019/7 00... /87 Esas sayılı davaların ayrı ayrı reddine,Davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- birleşen davalarda davacı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı-birleşen davalarda davacı Kurum, Mahkemece verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın reddine dair karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, Kurum işlemi iptali istemine ilişkindir.Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir. 5510 sayılı Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.Aynı Kanun'un 59. maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu Kanun'un uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2. fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasanın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.İncelenen dava dosyasında; davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadıklarına dair Alo 170 hattına ihbarda bulunulması üzerine, denetim elamanlarınca davacı adresinde soruşturma yapıldığı, soruşturma kapsamında beyanına başvurulan kapıcının, imzalı ifadesinde davacının bu adreste çocukları ve kocası ile birlikte yaşadığı, inşaat işleri ile uğraştığı, haftada bir kaç gün geldiğini belirtmiş olduğu, Mahkemede ise ...'ın eve gelip gittiği için birlikte yaşıyorlar dediğini, çocuklara da gelip giden kişinin kim olduğunu sorduğunda babaları olduğunu davacının söylediğini, oradan boşandığı eşi olduğunu anladığını, tahminine göre ... adına posta gelmediğini, aidat alırken aidat makbuzlarında da davacının eski eşinin adını yazdığını ifade etmiştir. Davacının boşandığı eski eşinin adresinde yapılan araştırmada da annesinin tek başına yaşamış olduğunun anlaşılması karşısında, birlikte yaşama olgusunu ortaya koyan Kurum denetmen raporunun aksi ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken kabule dair karar verilmesi hatalıdır. VI.KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.