Konyada 2019 kadastro çalışmalarında yol olarak belirlenen alanın zilyetlikle iktisabı, tescil iptali ve mevcut parselle birleştirme talebinin reddedilerek temyiz edilen dava.
Özet: Davacının, kadastro tespitinde yol olarak gösterilen ve bitişiğindeki parseliyle zeminde bütünlük arz ettiğini iddia ettiği yaklaşık 450 metrekarelik alanın, 30 yılı aşkın süredir nizasız zilyetlikle malik sıfatıyla kullanılması nedeniyle adına tescili talebiyle açtığı davada, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, davacının kadastro tespiti tarihinde ekonomik amaca uygun, nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyetlikle iktisap koşullarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/2450 E.  ,  2025/4647 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/360 E., 2025/721 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çumra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/43 E., 2024/67 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2019 yılında yapılan kadastro çalışmalarında ..........................Mahallesi 1 55... parsel sayılı taşınmazın davacı adına tespit edildiğini, bu taşınmazın kuzey kısmı ile eskiden mera vasıflı ve şuan tescil dışı bırakılan kısım arasında yaklaşık 4 50... 'lik alanın kadastro tespitinde yol olarak gösterildiğini, yol olarak gösterilen bu kısmın iptal edilerek davacı adına tespit edilmesini, 1 55... parsel sayılı taşınmaz ile bu parselin eki olan ve yol olarak gösterilen kısmın zeminde bir olduğunu, yaklaşık olarak 30 yıldır davacı tarafından nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile bugüne kadar kullanıla geldiğini, dava konusu edilen taşınmaz üzerinde de zilyetliğinin halen devam ettiğini, dava konusu edilen taşınmazın tel duvar, çit ile çevrili olduğunu ve taşınmazın üzerinde ise davacıya ait koyun ağılının bulunduğunu, yol olarak tespit edilen dava konusu taşınmaz ile 1 55... parsel sayılı taşınmazın birleştirilmesinin kadastrol açıdan da uygun olacağını, dava konusu yol olarak tespit edilen kısmın yaklaşık 15-20 metre daha kuzeyden alınmasının hem yol kullanımını daha rantabl hale getireceğini hem de geometrik olarak diğer taşınmazların durumunun da daha kullanışlı ve gerçeğe uygun hale geleceğini, bu nedenle Konya ili ......................Mahallesi 1 55... parsel sayılı taşınmazın kuzey kısmında yol olarak tescili yapılan yaklaşık 4 50... büyüklüğündeki dava konusu edilen taşınmazın tespitinin iptali ile müvekkili adına tescili ve davacı adına kayıtlı 1 55... parsel sayılı taşınmaz ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Hazinesi vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, davacının açmış olduğu davanın usul ve yasaya aykırı olup hak düşürücü süre /zamanaşımı nedeni ile ve esas yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesi HMK’nın aradığı zorunlu unsurları ihtiva etmediğinden dava dilekçesinin reddini talep ettiklerini, dava konusu yer Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya kanunen Hazine adına olması gereken veya kamunun kullanımına bırakılmış yerlerden olduğundan zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, davacı tarafın haksız olarak vaki olan kullanımının zilyetlik olarak sayılmasının da mümkün olmadığını, dava konusu yerin vasfı itibariyle zilyetlikle, imar, ihya ile v.s. yollarla iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğunu, dava konusu edilen taşınmazın bulunduğu bölgeden yıllar önce tapulama geçtiğinden ve kadastro kesinlik kazandığından, ilave kadastro uygulamasına ilişkin olarak kişinin zilyetlikten dolayı herhangi bir hak iddia etmesinin mümkün bulunmadığını, yapılan tescil işleminde herhangi bir hukuka aykırılığın olmadığını, dava konusu edilen yerin imar-ihya yoluyla edinilmesi mümkün olmayıp belediye sınırları içinde bulunduğundan zilyetlikle kazanılamayacağını savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 2019 yılında yapılan kadastro çalışması sırasında dava konusu edilen taşınmazın müvekkili adına tescil edildiğini, taşınmazın kuzey kısmı ile şuan tescil dışı bırakılan mera vasıflı yer arasında kalan 4 50... 'lik alanın yol olarak gösterildiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Çumra 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; dava konusu bölgeye ilişkin tapu kayıtları, kadastro tutanakları, 1957, 19 87... tarihlerinde çekilmiş hava fotoğrafları ile yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi raporları neticesinde, kadastro tespitinin yapıldığı tarih itibariyle dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı tarafın nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla yirmi yılı aşkın süreyle devam eden ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunmadığı, zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunun ispatlanamadığı, davacının bu haliyle tespitini istediği yer ile gerek kullanım alanı gerekse kendi taşınmazı dahilinde olduğuna ilişkin iddialarını ispat edemediği, kadastro tespitine yapılan itirazın yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırı yön bulunmaması nedeniyle esastan ret kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetliğinin yıllardır davacıya ait olduğunun tanık beyanları, keşif gözlemi ve bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın konum itibariyle de Devletin hüküm ve tasarrufu altında olunması gereken bir alanda bulunmadığını, umumi bir yol olmadığını, kamu yararının bulunmadığını, ihya gerektiren yerlerden olmadığını, davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücreti, harçlar ve yargılama giderlerinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesine ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddelerine göre açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Dava konusu bölüm, ..................Mahallesinde 1969 yılında yapılan kadastro çalışmalarında yol vasfında olduğu belirtilerek tespit harici bırakılmıştır.
Bölge Adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.