Dere yatağı vasfındaki arazinin zilyetlik ve ihya yoluyla tapuya tescili talebinin, niteliği gereği mülkiyetin kazanılamayacağı gerekçesiyle reddi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı tarafından, selefi tarafından 25 yılı aşkın süreyle zilyetliği sürdürülen ve devraldığı, bir nehrin bitişiğinde bulunan arazinin olağanüstü zamanaşımı yoluyla adına tescili talep edilmiş; davalılar ise taşınmazın hazine adına tescil harici bırakılmış, devletin hüküm ve tasarrufu altında bir dere yatağı olduğunu, çekişmesiz zilyetliğin bulunmadığını ve talebin zamanaşımına uğradığını savunmuş; ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporları ve tanık beyanlarına dayanarak arazinin geçmişte dere yatağı ve taşkın sahası niteliğinde olması, insan eliyle dolgu ve set yapılarak kazanılmış bir alan olması sebebiyle zilyetlik ve imar-ihya yoluyla mülkiyet kazanımına elverişli olmadığını belirterek davayı reddetmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/921 E., 2024/1846 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Menderes 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/131 E., 2022/327 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;..................Mahallesi, Bahçearası (................) mevkiinde bulunan, güneyinde 28 32... parsel, batısında 28 32... parsel, doğusunda ve kuzeyinde .................Deresinin bitişiğindeki arazinin zilyetliğinin 25.08.2020 tarihinde ... mirasçıları tarafından davacıya devredildiğini, taşınmazın önceki zilyedi bulunan ...'nun 04.05.2013 tarihinde vefat ettiğini, zilyetliğin mirasçılarına geçtiğini, ...'nun yaklaşık 25 seneye yakın bir süre ilgili yerin zilyetliğini sürdürdüğünü, taşınmazı ihya ettiğini belirterek dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tescilini istemiştir. II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf dava dilekçesinde 25 yıla yakın kullanımdan bahsetmiş olsa da ..................Başkanlığı tarafından yapılan tespitlerde söz konusu kullanımın 04.12.2014 tarihinde başladığının belirtildiğini, ayrıca davaya konu taşınmaz için 05.02.2020 tarihli Ecrimisil İhbarnamesi düzenlendiğini, taşınmazın mülkiyetinin kazanımı için gerekli olan "çekişmesiz" olma şartının sağlanmadığını, davanın yasal süresi içinde açılmadığını, hak düşürücü süre itirazı ve zamanaşımı defiinde bulunduklarını, bahse konu alanın kadastrosunun tamamlandığını, kadastrosu tamamlanmış bir yerde zilyetlikten bahsedilemeyeceğini, Hazine lehine tescil harici bırakıldığından Hazine dışında başka bir kimse adına da tescil edilemeyeceğini, davaya konu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığını savunmuştur.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Medeni Kanun'un 713. ve 3402 sayılı Kanun'un 17. maddelerine istinaden açılan taşınmazın davacı adına tescili davasında Büyükşehir Belediyesinin davada taraf sıfatı bulunmadığını, davanın öncelikle husumetten reddi gerektiğini, yine Medeni Kanun'un 707. maddesi hükmü gereği işgal yolu ile mülkiyetin kazanılmasının mümkün olmadığını, dava konusu tescil harici alanın mülkiyet hakkının, anılan alanda zilyetliği bulunan ...'a tescilinin talep edildiğini, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesi uyarınca 16.11.2015 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanan, 10.10.20 18... .07.2020 tarihlerinde yapılan değişiklikler ile nihai halini alan İzmir Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nda söz konusu alanın "Tarım Arazisi" olarak belirlenen bölgede kaldığını, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.09.2012 tarih, 05.843 sayılı kararı ile uygun görülerek Başkanlık Makamınca 08.10.2012 tarihinde onaylanan 1/25000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planında söz konusu alanın "Tarım Alanları" olarak belirlenen bölgede yer aldığını, yürürlükte herhangi bir 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının bulunmadığını, tescili talep edilen alana ilişkin koordinat verisinin net olarak kendilerine iletilmesi halinde tescil dışı alanın konumunun dijital arşivlerinde yer alan kadastral bilgiler içerisinde yer almadığından, dava konusu alanın sınırlarının ED-50 sisteminde 3 derecelik koordinat değerlerinin ve/veya kadastral pafta üzerinde işaretlenerek gönderilmesi halinde konuya ilişkin bilginin verileceğini, bu aşamada bu hakkını saklı tuttuğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMenderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarında .............. barajından önce dava konusu taşınmazın ................'ın taşkın sahasında olduğunun belirtildiği, komşu taşınmazların tescile esas kayıtlarında da dava konusu yerin çay olarak okunduğu, taşınmazda insan eliyle yapılmış toprak dolgu ve set bulunduğu, derenin aktif bir dere olduğu, taşınmazın evveliyatının çay olup toprak dolgu ve set yapılmak suretiyle çay/dere yatağından kazanıldığı ve derenin etki alanında kaldığı bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğinden, Yargıtay emsal kararları da dikkate alınarak taşınmazın niteliği itibarıyla imar-ihya ve zilyetlikle mülkiyetinin kazanımının mümkün olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFMahkemenin yukarıda belirtilen kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tescile esas kayıtlarında dava konusu yerin çay olarak okunduğu, taşınmazda insan eliyle yapılmış toprak dolgu ve set bulunduğu, derenin aktif bir dere olduğu, taşınmazın evveliyatının çay olup toprak dolgu ve set yapılmak suretiyle çay/dere yatağından kazanıldığı ve Kocaçay deresinin dere yatağı ve etki alanında kaldığı, dava konusu taşınmazın Tahtalı Barajının mansabında yer aldığı ve barajın taşkın sahası içinde bulunduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki (dere yatağı ve etki alanı) yerlerden olduğu, taşınmazın niteliği gözetildiğinde kazanıma elverişli yerlerden olmadığı, bu itibarla davacı yararına TMK'nın 713/1 ve Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerinde belirtilen olağanüstü zamanaşımıyla mülkiyeti kazanım koşullarının oluşmadığı belirtilerek esastan ret kararı verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tarım arazisi olduğunu, zilyetlikle kazanım şartlarının davacı lehine gerçekleştiğini, ...'nun yaklaşık 25 yıl buranın zilyetliğini sürdürdüğünü, ...'nun 2013 yılında ölmesiyle mirasçılarına geçtiğini, daha sonra bu arazinin zilyetliğinin davacıya 25.08.2020 tarihinde ... mirasçıları tarafından devredildiğini, taşınmazın tarıma elverişli olduğunu, üzerinde mandalina ağaçlarının bulunduğunu, eklemeli zilyetlikle olağanüstü zamanaşımı ile kazanım şartlarının yerine getirildiğini, dosya içerisinde mevcut 04.05.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre dere kenarında bulunan dava konusu taşınmazın, dere içerisinde bulunacak akarsuyun etkisinde kalmayacağı kanaati oluştuğunu, ek bilirkişi raporunda her ne kadar taşınmazın bir kısmının Tahtalı Barajı taşkın sahası içerisinde kaldığı beyan edilmişse de 24.05.2021 tarihli rapora göre taşınmazda 1995 yılında mandarin ağaçlarının bulunduğu, zirai faaliyetin 1990 yılında başladığı ve 20 02... yıllarında da parselin ve çevre parsellerin durumunda değişiklik olmadığının tespit edildiğini, Tahtalı Barajının yapımının 1996 yılında tamamlanmış olup 1997 yılında ise İzmir iline su vermeye başlandığını, barajın yapımı ile birlikte herhangi bir taşkın söz konusu olmadığını, taşınmaz üzerinde mandalina ağaçları yetiştirilebildiğini, 40 parsel sayılı taşınmazın da dava konusu taşınmazın zilyetliğini devreden kişilerce doldurulmasına karşın bu parselin tescilinin sağlanması nedeniyle taşınmaz için dava açılmadığını, mevcut bilirkişi raporlarına itiraz edildiğini, yeniden düzenlenen bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, taşınmazın dere yatağı olarak adlandırılan kısmının ayrılarak yatakta kalmayan kısmının davacı adına tesciline, bunun için de yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesini talep etmişlerse de bu talebin Mahkemece dikkate alınmadığını, ayrıca nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesine ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddelerine göre açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinden; davaya konu 6.188,83 m² taşınmaz bölümün 1955 tarihli tapulama çalışmalarında çay/ dere olması nedeniyle tescil harici bırakıldığı, 25.10.2022 tarihli bilirkişi raporundan dava konusu bölümün evveliyatının çay /dere yatağı olduğu, taşınmazın toprak dolgu ve set yapılmak suretiyle çay/dere yatağından kazanıldığı ve .............. Barajı mansabındaki.......... Deresinin etki alanında kaldığı, dere yatağı ve etki alanı yerlerden olduğu anlaşılmaktadır.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.