Eczane kalfasının onaysız sipariş ettiği ve teslim edilmeyen kanser ilaçlarından doğan kambiyo senetleri nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti davası.
Özet: Bir eczane sahibinin, kalfasının bilgisi ve onayı dışında yüksek bedelli kanser ilaçları sipariş ettiğini, bu ilaçların eczaneye hiç teslim edilmemesine rağmen davalı ecza deposunun kendisinden haksız yere iki adet bono aldığını belirterek açtığı menfi tespit davasında; dava konusu bonoların belirli kısımları yönünden borçlu olmadığının tespiti, olası icra takiplerinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve davalıdan kötü niyet tazminatı talep edilmektedir.

T.C.
İSTANBUL5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2025/226 EsasKARAR NO : 2026/144 Karar DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 20/08/2024KARAR TARİHİ : 11/02/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., “...” adresinde faaliyet gösteren ... sahibi olduğunu, müvekkilinin 06/05/2024 tarihinde yanında işe giren eczane teknikeri-kalfa...., eczanede çalıştığı süre içerisinde ... ve ... Depolarından müvekkilinin bilgi ve onayı olmaksızın yüksek bedelli, genellikle kanser tedavisinde kullanılan çok sayıda ilaç siparişi verdiğini, sipariş verilirken ecza depoları ile kendisi muhatap olan ..., söz konusu ilaç siparişlerinin sayı ve türleri hakkında müvekkile bilgi vermediğini, ...'ün ilaçların tahsilatlarının yapılacağını söylediğini ancak ilaç tahsilatlarının yapılmaması üzerine dolandırıldığını anlayan müvekkilinin, ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde ... soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, davalı ... da müvekkilinden yazılı ya da sözlü talimat olmaksızın isim listesi verilen ilaçların müvekkili tarafından siparişi verilmiş gibi göstererek, müvekkilini zarara uğratmak ve kendilerine fayda sağlamak adına teslim edilmeyen ilaçlar sebebi ile müvekkilinin borçlu olduğunu ileri sürmüş ve müvekkilinden haksız şekilde 2 adet bono almış bulunmakta olduklarını, müvekkilinin, dava konusu bonolar sebebi ile başlatılacak icra takipleri ve icra takipleri kapsamında yapılacak haciz ve muhafaza işlemleri sebebi ile telafisi mümkün olmayacak şekilde zarara uğrayacağını, bu itibarla; dava konusu bonolar ile ilgili icra takibi başlatılmadığından, öncelikle İİK 72/2 maddesinin "İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir." maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini; nihayetinde ise müvekkilinin 14.06.2024 düzenleme tarihli, 14.08.2024 ödeme tarihli ve 746.379,00 TL bedelli bononun 135.992,00 TL tutarı ile 16.07.2024 düzenleme tarihli, 14.09.2024 ödeme tarihli ve 1.219.845,00 TL bedelli bononun 1.035.172,00 TL tutarı yönünden borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötüniyetli olduğu açık olduğundan dolayı davalının, fazlaya dair talep, dava ve sair hukuksal haklarımız saklı kalmak kaydıyla dava değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere takdir olunacak tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her iki tarafın tacir olduğunu, dava konusu bonolardan da görüleceği üzere uyuşmazlık oluşması halinde İstanbul Adliyesi yetkili kılındığını, aksi taraflarca kararlaştırılmadığından işbu davaya bakmaya yetkili mahkeme münhasıran İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu beyan ederek senetlerde yer alan münhasır yetki kuralı uyarınca İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili olduğundan yetkisizlik kararı verilmesine, her halükarda haksız ve ispatlanamayan davanın reddi ile asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Dava dosyası .... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas,... Karar sayılı, 30/01/2025 tarihli görevsizlik kararı nedeniyle mahkememize tevzii edilmekle, mahkememiz 2025/226 Esas sayılı dosyasına kaydı yapıldı. DELİLLER DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDavacı taraf dava dilekçesinde davacının yanında kalfa olarak çalışan ...'ün davacının onayı olmadan ecza depolarından kanser ilacı siparişi verdiğini, ancak bu ilaçların eczanelerine hiç teslim edilmediğini belirterek 14/06/2024 düzenleme tarihli 14/08/2024 vadeli 746.379,00 TL bedelli bononun 135.992,00 TL'lik kısmının ve 16/07/2024 düzenleme 14/09/2024 vade tarihli 1.219.845,00 TL bedelli bononun 1.035.172,00TL 'lik kısımlarının kendilerine teslim edilmeyen ilaçlara ilişkin olduğunu belirterek davacıya teslim edilmeyen ilaçlar sebebiyle bu bonoların bir kısmından davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır (HGK-K.2021/866).Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). HMK’nın 201. maddesinde "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." hükmü düzenlenmiştir. Senede karşı ileri sürülen hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur (HMK m. 200). Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir.Somut olayda ise davacı taraf bonoya konu edilen ilaçların bir kısmının kendilerine teslim edilmediğini iddia etmekte olup bu durumda davacı taraf, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu iddia ettiğinden ispat yükü, davacıya (borçluya) aittir.Mahkememizce dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 02.12.2025 tarihli raporda;Davacı 2024 yılı ticari defterlerinin e-defter olduğu, Ocak/2024 ve Aralık/2024 ayı beratlarının TTK 64/3 maddesi gereği kanuni süresi içinde oluşturulup imzalanarak Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Sistemine yüklendiği, 2024 yılı envanter defterinin kanuni süresi içinde noter açılış tasdikinin yaptırıldığı, 2024 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil teşkil edebileceği, Davalının 16/07/2025 tarihinde saat 14:00'da Mahkeme kaleminde yapılan incelemede hazır bulunmaması, yerinde inceleme talebinde bulunmaması nedeniyle ticari defter ve hesap incelemesinin yapılamadığı, Davaya konu ilaç faturalarının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Davaya konu 14/06/2024 düzenleme tarihli 14/08/2024 ödeme tarihli 746.379,00 TL bedelli senet ile 16/07/2024 düzenleme tarihli 14/09/2024 ödeme tarihli 1.219.845,00 TL bedelli senetin davacı ticari defterlerinde kaydına ve ödemesine rastlanmadığı, Davacının davaya konu faturalar için iptal/itirazına, noter aracılığıyla, kayıtlı elektronik posta (kep), vb. ile itirazına, iade faturasına dosya içinde rastlanmadığı, Davaya konu faturalarda irsaliye yerine geçer ibaresinin bulunduğu, düzenleme tarihi ile birlikte düzenleme zamanı olarak saat ve dakikanın bulunduğu, dava dosyası içinde mevcut faturalar üzerinde satıcı veya yetkilinin imzasının bulunmadığı, Dava konusu ilaçların İlaç Takip Sistemi'ne göre son olarak ...'nin envanterinde bulunduğu, Hukuki tespitler sonucunda, davacının iddiasının ispata muhtaç olduğu, dava konusu senetler nedeniyle davacının borçlu olduğu yönünde rapor ibraz edilmiştir.Davaya konu senetlerin incelenmesinde üzerinde malen kaydı bulunmaktadır ve bu durumda senetler davalı alacaklıya mal karşılığı verilmiştir. Davacı taraf senetlere konu ürünlerin bir kısmını teslim almadığını iddia etmekte ise de bilirkişilerce yapılan incelemede davacının almadığını beyan ettiği ilaçlar ilaç takip sisteminde davacının eczanesi olan ... envanterinde bulunmaktadır. Ayrıca davacı taraf bonolara konu satıma ilişkin faturaları defterlerine işlemiştir. Faturaların incelenmesinde ise bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere faturaların üzerinde irsaliye yerine geçeceği ibaresinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davacı taraf teslim almadığını belirtiği ilaçların kendisine teslim edilmediği iddiasını ispatlayamamıştır. Davacı tarafın bonoları defterine işlememesi davacının davalıya karşı bu bonolar sebebiyle borçlu olmadığı sonucunu doğurmamaktadır. Yukarıda ayrıntılı açıklanan sebeplerle davacının davasının reddine karar verilmiş ve davalının davacıdan alacağının olup olmadığı yapılan yargılama neticesinde ortaya çıktığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın reddine2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine 3-Harçlar yasası uyarınca belirlenen karar harcı olan 732,00-TL'nin peşin alınan 20.000,56-TL harçtan mahsubu ile fazla harç olan 19.268,56-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 181.674,60-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Davalı tarafından sarf edilen toplam 1.000,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00TLnin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,8-Gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 11/02/2026 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır