Plakası belirsiz araçla motosiklet kazası sonucu oluşan maluliyet tazminatında, usuli kazanılmış hak, ıslahın etkisi, müterafik kusur ve aktüerya hesabı esaslarının temyiz incelemesi.
Özet: Tespit edilemeyen bir aracın karıştığı trafik kazasında malul kalan motosiklet sürücüsünün belirsiz alacak davasında, ilk derece mahkemesinin hatalı maluliyet tespiti nedeniyle bozulan kararının ardından, yeni raporlar doğrultusunda ve davacının talebini artırmasıyla 225.000 TL tazminata hükmedilmesi üzerine, davalının bozma sonrası yapılan ikinci ıslahın kabul edilemeyeceği, davacının ilk kararı temyiz etmemesi sebebiyle usuli kazanılmış hak ilkesi gereği daha fazla tazminata hükmedilemeyeceği, müterafik kusur indirimi yapılmadığı ve hatalı yaşam tablosu kullanıldığı itirazlarıyla kararı temyiz ettiği görülmektedir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)SAYISI : 2019/167 E., 2022/601 K.Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 27.05.2012 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını ileri sürerek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.000,00 TL maluliyet tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 2.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olarak açıklamış, 28.07.2015 tarihli dilekçesi ile toplam tazminat talebini 77.562,15 TL'ye artırmış, 17.08.2022 tarihli dilekçesi ile de toplam tazminat talebini 225.000,00 TL'ye ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kısmi dava açılamayacağını, dava öncesi yazılı başvuru şartının yerine getirilmediğini, maddi vakanın kesin delillerle somut şekilde ortaya konularak ispat edilmesi gerektiğini, durumun mevcut belgelerle şaibeli ve gerçek dışı olduğunu, davacının tescilsiz motorsikleti ehliyetsiz ve gerekli ekipmanlar olmaksızın kullanması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla maluliyet oranının da ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli ve 2014/279 Esas, 2015/345 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, 77.562,15 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararıİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.12.2018 tarihli ve 2016/2939 Esas, 2018/12237 Karar sayılı ilamıyla; "Somut olayda her ne kadar .. Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından davacının maluliyetine ilişkin rapor alınmış ise de; rapor incelendiğinde maluliyet hesabında Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğünün esas alındığı anlaşılmış olup, maluliyet raporunun kaza tarihi itibarıyla yürürlükte olan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenmesi gerekmektedir. Maluliyet raporu bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığından; bu rapora göre kurulan hüküm doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. Bu durumda mahkemece; Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine uygun rapor alınarak sonucuna göre aktüerya uzmanından ek rapor alınarak karar verilmesi gerekmektedir." şeklinde bozma kararı verilmiştir.B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne, 225.000,00 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı toplamının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; bozma kararından sonra yapılan ikinci ıslahın dikkate alınamayacağını, ilk kararın davacı tarafından temyiz edilmediğini, davalının temyizi üzerine verilen bozma kararı sonrası alınan raporda davacının maluliyetinin düştüğünü, usuli kazanılmış haklar gereğince ilk karardan daha fazlasına hükmedilemeyeceğini, müterafik kusur indirimi yapılmamasının yerinde olmadığını, TRH-2010 Yaşam Tablosu ile hesabın hatalı olduğunu, kaza tarihinde uygulanmakta olun PMF-1931 Yaşam Tablosu ile hesap yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. GerekçeUyuşmazlık, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın karıştığı 27.05.2012 tarihli trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Usulî kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesinin usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay'ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca ve bozma kapsamına uygun şekilde işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1998 tarih, 1987/2-520 Esas ve 1988/89 Karar sayılı ilâmında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır Mahkemece ilk karar, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenmiş maluliyet raporundaki %13 maluliyet oranı, PMF-1931 Yaşam Tablosu ve asgari ücret ile hesap yapan 06.07.2015 tarihli aktüer bilirkişi raporuna dayalı olarak verilmiştir. Davalı vekili bu kararı temyiz etmiş, karar, karar tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu alınması gerektiği belirtilerek davalı lehine bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden maluliyet raporu alınmış, maluliyet oranı bu defa %10,3 olarak belirlenmiştir. Mahkemece bu oran ile hesap yapılması için 20.06.2022 tarihli aktüer raporu alınmıştır. Ancak aktüer raporunda hesaplama TRH-2010 Yaşam Tablosu ve 2022 yılı verileri ile yapılmıştır. Mahkemece bu rapor hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece bozma öncesi kararın davalı vekilinin temyiz istemi üzerine davalı lehine bozulduğu ve 06.07.2015 tarihli kök rapordaki veriler bakımından (yaşam tablosu, tazminata esas alınan gelir, esas alınan asgari ücret yılı, işlemiş/işleyecek dönem tarihleri gibi) davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmadan güncel veriler kullanılarak yapılan hesaplama esas alınarak karar verilmiştir. Bu durumda, mahkemece ilk karara esas alınan 06.07.2015 tarihli aktüer bilirkişi raporunda esas alınan ve davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturan veriler (yaşam tablosu, tazminata esas alınan gelir, esas alınan asgari ücret yılı, işlemiş/işleyecek dönem tarihleri gibi) dikkate alınarak ATK raporu ile belirlenen %10,3 maluliyet oranı ile hesaplama yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,11.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.