Muz tarlasında naylon çekimi sırasında yaralanan kişinin işçi olmadığını savunan çiftçinin, kurumca tespit edilen hizmet akdinin iptali ve mevcut olmadığının tespiti talebi.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının muz tarlasına sera kurma işi için anahtar teslimi anlaştığı sırada yaralanan kişinin, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacının işçisi kabul edilmesi üzerine, kurum işleminin iptali ve taraflar arasında 4857 sayılı Kanun kapsamında hizmet akdi bulunmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davacı, yaralı kişinin kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan bir yüklenici olduğunu ve işçi-işveren ilişkisi olmadığını savunurken, hem ilk derece mahkemesi hem de istinaf mahkemesi bu iddiaları reddederek davanın reddine karar vermiş; davacı vekili de bu kararların kanuna aykırı olduğunu belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur.
10. Hukuk Dairesi         2025/12755 E.  ,  2025/15275 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/89 E., 2024/2050 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Anamur 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2018/273 E., 2021/77 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin muz tarlası satın aldığını ve ilave bir iş olarak seracılığı yapmaya karar verdiğini, söz konusu tarladaki mahsulün soğuktan ve dondan muhafaza edilmesi amacıyla, tarlaya naylon çekilmesine karar verildiğini, ... ile "anahtar teslimi" anlaşıldığını, yapılan anlaşmanın sözlü yapıldığını, ...'in 5 arkadaşı ile birlikte naylon çekim işlerini yapmakta iken dengesini kaybederek yere düştüğünü ve gerçekleşen elim kaza neticesinde yaralandığını, gerçekleşen kaza nedeniyle soruşturma dosyası açıldığını, davalı Kurum tarafından başlatılan inceleme neticesinde, iş ve sosyal güvenlik mevzuatı kapsamında öngörülen hizmet akdine yönelik somut hiçbir delil bulunmamasına rağmen, ...'in davacı müvekkilinin işçisi kabul edilerek işlem yapıldığını, dava dışı ... ikamet ettiği bölgede sera yapım, inşaat, bakım ve onarım vs. İşlerini kendi nam ve hesabına yapmakta, iş sözleşmesi kapsamında herhangi bir bağlılığı olmaksızın serbest şekilde üstlendiği işi ifa ettiğini, dolayısıyla bir gün A şahsı ile anlaşıp, işi bitirip teslim ettikten sonra, B şahsı ile aynı şekilde yeniden bir anlaşma yaparak kendi nam ve hesabına olmak üzere bağımsız bir şekilde işlerini yürüttüğünü, öte yandan ...'in yardımcı olarak temin ettiği kişiler üzerinde davacının hiçbir şekilde denetim, talimat, eleman seçme, gibi tasarruflarda bulunması da söz konusu olmadığını, dolayısıyla dava dışı ...'in tamamen kendi nam ve hesabına ve bağımsız şekilde hareket ettiğini, izah edilen tüm bu unsurlar nazara alındığında, davacı ile dava dışı ... arasında 4857 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir hizmet akdinin bulunmadığı ve davalı Kurumca yapılan hizmet tespiti işleminin usul ve yasalara aykırı olduğunu, bu nedenle Kurum işleminin iptali ile hizmet akdinin mevcut olmadığının tespiti gerektiğinden işbu davanın ikamesine zaruret hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerle davalı Kurum tarafından davacı ile ... arasında hizmet akdi bulunduğuna yönelik işlemlerin iptaline, davacı müvekkili ... ile ... arasında hizmet akdinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dahili Davalı ... vekili, davacı tarafından aralarında hizmet akdi bulunmadığından tespit davası açıldığını, davacı ile aralarında herhangi bir işçi ve işveren ilişkisi bulunmadığını, uzun süreden beri kendi nam ve hesabına çalışmakta olduğunu, kendisinin ...'nın yanında çalıştığına dair herhangi bir talebi ve başvurusu bulunmadığını, kaza olayında tüm kusurun kendisine ait olduğunu, Kurum tarafından kendisi aleyhine yapılan işlemlerin kendisini vicdanen rahatsız ettiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "Davanın reddine, " karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde;
Davacı ile ...’in aralarında anahtar teslimi sözleşme yaptıklarını, ...’in vergi kaydı olmamasının kendi adına çalıştığı gerçeğini ortadan kaldırmadığını, ... gibi birçok küçük çaplı işletme bulunduğunu, 4857 sayılı Kanun'un 111. maddesi ile tarımsal faaliyetlerin sayıldığını buna göre toprağın korunmasının da tarımsal faaliyet kapsamında olduğunu, 2926 sayılı Kanun m.3/b gereği tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları bu nedenle ...’in kendi adına tarım bağkurlu olduğunu ve sigortasını kendisinin ödemesi gerektiğini kararın bozulmasını talep etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi 1. fıkrası hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.