İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde, hisse senedi devri yoluyla verilen tüketim ödüncü borcunun tahsiline ilişkin alacak davası, SPK işlem yasağı ve görev itirazlarını konu alıyor.
Özet: Davacı, davalıya güvenerek 13.02.2025 tarihinde "borç verme" açıklamasıyla 3.946.831 adet hisse senedini virman yoluyla devrettiğini ancak davalının bu hisseleri iade etmediğini veya bedelini ödemediğini iddia ederek, öncelikle hisselerin aynen iadesini, mümkün olmaması halinde devir tarihinden işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte şimdilik 50.000,00 TL bedelin tahsilini talep ederken; davalı, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, borç verme bildirimi yapılmadığını, davacının işlem yasağı döneminde kötü niyetli olarak bu işlemi gerçekleştirdiğini savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/757 Esas
KARAR NO : 2026/110
DAVA : Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/08/2025
KARAR TARİHİ : 05/02/2026
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 28/08/2025 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı tarafın borç istemesi üzerine istediği meblağın nakit olarak bulunmaması nedeniyle kendisine ait olan hisse senetlerini borç olarak verebileceğini ifade ettiğini, davalı taraf hisse senedi olarak borç verilmesini kabul etmesi üzerine müvekkilinin de tanışıklığı nedeniyle davalı tarafa güvenerek ---------Ş. nezdinde bulunan---------- numaralı hesabından, davalıya ait -------- numaralı yatırım hesabına, 13.02.2025 tarihinde “Borç Verme” açıklamasıyla 3.946.831 adet -------- hisse senedini 13.02.2025 tarihli virman talimat ile aktardığını, davalıya devredilen pay senetlerinin varlığı ve miktarı, -------Ş. nezdindeki hesap hareketlerine ilişkin dekontlarla sabit olduğunu, bu dekontların, Yargıtay kararları gereğince delil başlangıcı niteliğinde belge olduğunu, davalının müvekkilden devraldığı kıymetli evraka karşılık ödeme yapmadığını, dolayısıyla borçlu bulunduğunu tartışmasız şekilde orta olduğunu belirterek müvekkili tarafından davalıya devredilen 3.946.831 adet------- hisseleri üzerinde dava sonuna kadar her türlü tasarruf işlemi yapılmasının önlenmesi amacıyla HMK m.389 ve devamı uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkiline ait 3.946.831 adet ------- hisse senedinin ihtara rağmen iade edilmemesi sebebiyle öncelikle hisselerin aynen iadesine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı ileride bilirkişi raporu ile değerinin belirlenebilir hale gelmesi halinde bedel arttırım dilekçesi sunma hakkı saklı kalması kaydıyla hisselerin devir tarihi olan 13.02.2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte şimdilik 50.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili 19/09/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlık, Türk Ticaret Kanunu madde 5/1'de sayılan işlerden olmaması hasebiyle görevsiz mahkemede açıldığını, görevsiz mahkemede açılan işbu davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddi gerekmekte olduğunu, müvekkili tarafından herhangi bir şekilde borç verme amacıyla virman yapıldığına dair davacı ve aracı kuruluş tarafından bir bildirimde bulunulmadığını, SPK mevzuatı gereğince aracı kuruluşun da bu hususta yükümlülüğü bulunmakta olduğunu, dava konusu işlemin gerçekleştiği tarih ile ihtar ve dava tarihi arasındaki uzun süre de dikkate alındığında, davacının bu yöndeki tutum ve nihayetinde açmış olduğu davanın kötü niyetli olduğu değerlendirilmekte olduğunu, internette yapılan araştırmalar sonucunda, davacı hakkında 25 Aralık 2024 tarihinden itibaren Sermaye Piyasası Kurulu tarafından 6 ay süreyle geçici işlem yasağı getirildiği anlaşıldığını, davacının dava konusu işlemi gerçekleştirdiği tarihin bu yasak süresi içerisinde kaldığı, ayrıca açıklama kısmına “borç verme” ibaresinin yazılmasının kötü niyetli bir işlem niteliğinde olduğu değerlendirilmekte olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: --------- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 03.09.2025 tarihli yazı cevabı
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; hisse senedine ilişkin tüketim ödüncü sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesi uyarınca ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemesi bakmakla görevlidir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde belirtildiği üzere her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, kanun gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. Dolayısıyla TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. TTK'nın 19/2. maddesi gereğince, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmez. Somut olayda davacı vekili davalı tarafa güvenerek -------Ş. nezdinde bulunan -------- numaralı hesabından, davalıya ait --------- numaralı yatırım hesabına, 13.02.2025 tarihinde “Borç Verme” açıklamasıyla 3.946.831 adet -------- hisse senedini 13.02.2025 tarihli virman talimat ile aktardığını, davalıya devredilen pay senetlerinin varlığı ve miktarı, ---------Ş. nezdindeki hesap hareketlerine ilişkin dekontlarla sabit olduğunu belirterek şimlik 50.000,00 Tl'nin hisselerin devir tarihi olan 13.02.2025 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş olup davaya konu uyuşmazlık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununu 386 ve devamı maddelerinde düzenlenen tüketim ödüncü sözleşmesinden kaynaklanmakta olup ödünç sözleşmesine konusu mal ise hisse senedidir. Bu bağlamda eldeki dava mutlak ticari dava niteliğinde sayılamaz. Taraflar tacir olmadığına göre dava nispi ticari dava da değildir. O halde davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Bu itibarla; benzer nitelikteki uyuşmazlığa ilişkin -------- sayılı ilamı da gözetilerek davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığından usulden reddine karar dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,
2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli --------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tefhim/tebliği ile İHTARINA,
4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile--------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar verildi. 05/02/2026