İş kazası sonucu maluliyet oranının artması üzerine açılan ek tazminat davasında kesin hüküm ve zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesi.
Özet: Bir iş kazası geçiren çalışan, daha önce %16,2 maluliyet oranı üzerinden maddi ve manevi tazminat talepleri kabul edilerek kesinleşen bir kararla tazminat almışken, maluliyet oranının daha sonra %29,2ye yükseldiğini belirterek aynı işverene karşı ek tazminat davası açmıştır. Davalı işveren, önceki kararın kesin hüküm teşkil ettiğini ve davanın zamanaşımına uğradığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, çalışanın ilk maluliyet oranı üzerinden hükmedilen tazminat kararını temyiz etmediğini ve iş kazasından kaynaklanan taleplerle ilgili kesinleşmiş bir karar bulunduğunu tespit etmiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1556 E., 2024/1498 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... İş MahkemesiSAYISI : 2016/50 E., 2024/172 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı işverenlikte çalışırken 20.08.2001 günü iş kazası geçirdiğini, davalı şirket aleyhine açtığı maddi ve manevi tazminat davasının Çorlu İş Mahkemesinin 2004/497 Esas sayılı dosyasında görüldüğünü, Mahkemece verilen kabul kararının kesinleştiğini ve alacakların Lüleburgaz 2. İcra Müdürlüğünün açılan 2011/18398 Esas sayılı takiple tahsil edildiğini, davacının daha önce %16,2 olarak tespit edilen maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi kararı ile 11.03.2011 tarihinde yapılan muayene sonrası %29,2'ye çıktığının tespit edildiğini, %13 maluliyet artışı sebebiyle davacıya ayrıca tazminat ödenmesi gerektiğini iddia ederek, 35.000-TL manevi tazminat ile şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı Deima Şirketi vekili özetle; zamanaşımı ve kesin hüküm itirazında bulunarak, davacının aynı kaza nedenli, aynı taleplerle daha önce dava açtığını ve kesinleştiğini, iki kez tazminata hükmedilemeyeceğini, kaldı ki kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, davacı tarafın SGK aleyhine açtığı davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini savunmuş, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..."...... 1. İş Mahkemesinin 2004/497 Esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde davacı tarafından iş yerinde geçirmiş olduğu kaza neticesinde davalı işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açıldığı ve mahkemece, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin %16,2 iş göremezlik derecesi üzerinden kısmen kabul edilerek karar verildiği ve kararın kesinleştiği tespit edilmiştir.Davacı tarafça daha sonra, .... İş Mahkemesinin 2013/650 Esas sırasına kayıtlı dosya ile SGK'ya karşı ikame edilen dava ile SSYSK tarafından %16,2 oranındaki iş göremezlik derecesinin tespit tarihi olarak 01.06.2008 tarihi alınmasının doğru olmadığı, müvekkilinin iş kazası geçirdiği tarihin 20/08/2001 tarihi olması nedeni ile müvekkiline bu tarih gözetilerek peşin sermaye değerli gelir bağlanması gerektiği ve iş göremezlik tarihinin iş kazası tarihi olan 20.08.2001 tarihi olması gerektiği yönünde kuruma başvuru yapıldığını, Kurum tarafından talebin reddine karar verildiğini, bu nedenlerle müvekkilinin maluliyet başlangıç tarihinin iş kazası geçirdiği 20.08.2001 tarihi olarak tespitine, davacının maluliyet aylığının 20.08.2001 tarihi itibariyle ödenmesine dair kararın reddine ilişkin davalı Kurumun işleminin iptaline, maluliyet aylığının 20.08.2001 tarihi itibariyle bağlanmasına ve 20.08.2001-01.06.2008 arası döneme ilişkin birikmiş maluliyet aylıklarının ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile birlikte mümkün olmaması halinde 09.01.2009'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi talep ettiği, Mahkemece 15.04.2016 tarih ve 2013/650 E., 2016/181 K. sayılı karar ile davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı Kurum vekilince temyiz yoluna başvurulması neticesinde Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 08.05.2018 tarih ve 2016/12209 E., 2018/4596 K. sayılı kararı ile kararın kaldırılmasına karar verildiği, sonrasında dosyanın yeni esas alarak ... İş Mahkemesinin 2018/282 Esas sırasına kaydedildiği görülmüştür.... İş Mahkemesinin 2018/282 Esas sayılı dava dosyasında ise 09.03.2021 tarih ve 2018/282 E., 2021/182 K. sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş ve kararın kesinleştiği görülmüştür. Mahkememizce .... İş Mahkemesinin 2018/282 Esas (önceki esas 2013/650) sayılı dava dosyası eldeki dava dosyamız için bekletici mesele yapılmıştır.Dosyadaki kayıt ve belgelerden ve ayrıca davacının davalı işvene karşı ikame etmiş olduğu maddi ve manevi tazminat dava dosyası ile celp edilen tüm kayıtların birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacının SSYSK tarafından belirlenen %16,2 oranı üzerinden maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, ,,,. İş Mahkemesinin 15.11.2011 tarih ve 2004/497 E., 2011/666 K. sayılı kararı ile mezkur iş göremezlik derecesi üzerinden davacı lehine 7.286,59-TL maddi, 20.000,00-TL manevi tazminata hükmedildiği, karara ve iş göremezlik derecesine karşı davacı tarafça herhangi bir itiraz ve temyizde bulunulmadığı, bu hali ile 20.08.2001 tarihli iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat talepli kesinleşmiş bir Mahkeme kararının bulunduğu, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-i maddesi gereğince kesin hüküm bulunmamasının bir dava şartı olduğu, dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa, aynı konuda aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamayacağı aksi takdirde kesin hükümden dolayı davanın usulden reddine karar verileceği açık olup, nitekim konuyla ilgili Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 05.06.2018 tarih ve 2016/18392 E., 2018/5355 K. ve 27.02.2017 tarih ve 2016/11314 E., 2017/1412 K. sayılı kararları da bu yöndedir.Somut olayda, ... İş Mahkemesinin 15.11.2011 tarih ve 2004/497 E., 2011/666 K. sayılı dava dosyasında davacının maluliyet oranı tartışılarak kesinleştiği ve kesinleşen maluliyet oranına göre zarar tavanının belirlendiği bu hali ile fark maluliyet olduğundan bahisle açılan eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle HMK 114/1-i maddesi gereği usulden reddine karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle,davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, İlk Derece Mahkemesinin usulden ret kararının hatalı olduğunu, karar gerekçesinde yer alan Yargıtay kararlarının da somut olaya uygun olmadığını, davacının başlangıçta 16,2 olan iş göremezlik derecesinin giderek artarak zaman içerisinde %29,2 ye yükseldiğini, davacının %13 fark nedenli tazminat talep hakkı bulunduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenleri ile göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.