İş kazası tespiti davasında Yargıtay bozması sonrası Bölge Adliye Mahkemesinin, mecburi dava arkadaşlığına dayanarak yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin direnme kararı.
Özet: Davacı tarafın iş kazası tespiti talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi sigorta kurumunun olayı iş kazası olarak kabul etmesi üzerine davanın konusuz kaldığına hükmederek yargılama giderlerini davacıya yüklemiş; bu karar, istinaf ve temyiz süreçleri sonucunda Yargıtayın işveren hakkında eksik karar gerekçesiyle bozması, ancak bölge adliye mahkemesinin direnmesiyle karmaşık bir hal almıştır. Son olarak davalı kurum, direnme kararını temyiz ederek yargılama giderleri ve vekalet ücreti sorumluluğunun davacıda kalması gerektiğini savunmuş ve Hukuk Genel Kurulu işverenin mali sorumluluğa ilişkin beyanlarını değerlendirmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/11149 E.  ,  2025/15678 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2816 E., 2023/39 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 41. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/465 E., 2019/316 K.
Taraflar arasındaki iş kazası tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararı Bölge Adliye Mahkemesi davacı vekili istinafı ile kaldırarak yeniden hüküm tesis etmek suretiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı şirket vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ...'nın ... şehrinde bulunan davalı şirkete ait iş yerinde mermer kesim atölyesinde çalışmaktayken 02.12.2014 tarihinde iş yerinin önünde tahta paletlerin üzerinde bulunan granitleri başka bir paletin üzerine aktarırken yerin kaygan ve karlı olması nedeniyle kayarak taşa düştüğünü ve üç parmağının koptuğunu ileri sürerek 02.12.2014 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili; davanın reddini savunmuştur.
Davalı ....ve Ticaret Ltd. Şti. vekili; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2019 tarihli ve 2016/465 Esas, 2019/316 Karar sayılı kararı ile davacının dava açıldıktan sonra Kuruma müracaatı üzerine Kurumun 10.01.2018 tarihli ünite kararı ile meydana gelen kazanın iş kazası olduğu yönünde tespit yaptığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı ancak davanın açılmasına davalı Kurum sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacının üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli ve 2019/2698 Esas, 2021/653 Karar sayılı kararı ile süre aşımı nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
2. Daire kararı ile "...Eldeki davada, Kurum tarafından olayın iş kazası olduğunun kabul edilmesi karşısında Kurum açısından davanın konusuz kaldığına dair Mahkeme yaklaşımı isabetli ise de; diğer davalı yönünden yöntemince araştırma yapılmaksızın; iş bu davalı yönünden de olumlu olumsuz karar tesis edilmemesi isabetsiz olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
D. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar arasında şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı olduğu, davalı işverenin kendisinin işveren olmadığı veya iş kazasının gerçekleşmediğine ilişkin bir itirazının bulunmadığı, bu bakımdan davalı işveren yönünden ayrıca bir hüküm kurulmasını gerektirecek durumun olmadığı, davalı işverenin tüm savunmalarının kendisinin bildirim yükümlülüğü bulunmadığına ve kazanın sigortalının kusuru ile meydana geldiğine yönelik olduğu ve buna bağlı olarak yargılama giderleri ile vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını ileri sürdüğü, temyiz itirazlarının da bu hususa ilişkin olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacı başvurusu üzerine Kurumca işlem yapılmasını beklemeden dava açtığı dikkate alınarak yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılması, Kurum lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
VII. HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu 28.05.2025 tarihli, 2024/10-276 Esas, 2025/347 Karar sayılı kararı ile "...somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirket vekilinin cevap dilekçesinin içeriği, 22.06.2022 tarihli duruşmadaki beyanı, Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2022 tarihli ikinci kararını temyiz sebeplerinin yargılama giderleri ile vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağına ilişkin olması ve direnme kararını temyiz etmemesi hususları dikkate alındığında; esasında olayın iş kazası olduğunun davalı şirketin de kabulünde olduğu, Kurum tespitinin ve bu tespite istinaden verilen davanın konusuz kaldığına ilişkin Mahkeme kararının benimsendiği, direnme kararını temyiz etmemesinin de bu kabulü desteklediği, bu nedenle kararın davalı şirket yönünden de bağlayıcı olduğu sonucuna varılmıştır. Hal böyle olunca yukarıdaki hususlara değinen direnme kararı usul ve yasaya uygundur." denilerek, direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunmuş ve davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden bu yönde inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir.
VIII. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; 02.12.2014 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespiti istemiyle açılan eldeki davada, dava açıldıktan sonra davalı Kurumun olayı iş kazası kabul etmesi nedeniyle davanın tüm taraflar yönünden konusuz kalıp kalmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalı işveren yönünden de olayın iş kazası olup olmadığı belirlenerek hakkında hüküm kurulmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
IX. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.