İş kazası sonucu oluşan maluliyet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında, davalı vekilinin tanık dinletme hakkının ihlali iddiasıyla temyiz başvurusu.
Özet: İş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepli bir davada, davacının davalı şirkette çalışırken arızalı bir makineye parmaklarını kaptırması sonucu %40 maluliyet yaşadığı iddiasıyla açtığı dava ilk derece mahkemesince kısmen kabul edilmiş, davalı vekilinin bu karara yönelik istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmiştir. Davalı vekili, temyiz başvurusunda, tanıklarının usulüne uygun dinlenmemesi nedeniyle adil yargılanma ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, mahkemenin tanık dinlemeden dosyayı bilirkişiye gönderdiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmektedir.
10. Hukuk Dairesi         2025/4162 E.  ,  2025/13321 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1644 E., 2024/2152 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 24. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/146 E., 2024/209 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirket bünyesinde matbaacı sıfatıyla 2011 yılında çalışmaya başlamış olup 02.12.2019 tarihinde haksız ve hukuka aykırı olarak davalı şirket tarafından işten çıkarılmış olduğunu, müvekkilinin davalı şirket bünyesinde çalışırken 13.02.2013 tarihinde arızalı olduğu davalı şirket yetkilileri tarafından bilinen makineye parmaklarını kaptırması sonucu iş kazası geçirdiğini, davacının İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 19. maddesi gereği yasal her türlü yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen davalı şirketin söz konusu makinenin gerekli bakım ve onarımını yapmaması, talimat ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve gerekli koruyucu ekipman temini sağlanmaması sebebiyle iş kazası meydana geldiğini, yaşanan kazada davalının kusurlu davrandığının sabit olduğu, ...EAH'den alınan raporda davacının %40 maluliyetine sebebiyet verildiğini, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ve yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından dolayı kayıplar olmak kaydıyla maddi ve manevi tazminat tutarının kaza tarihi olan 13.02.2013'ten itibaren işleyecek kanunen belirlenmiş olan faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu iş kazasının davacının kendi hatası ile meydana gelmiş olduğunu, tüm özel hastane masraflarının müvekkili şirket tarafından karşılanmış olduğunu, dava konusu kazanın gerçekleşmiş olduğu makinenin davacı vekilinin iddia ettiği gibi arızalı olmadığını, davacının kendi kusuruyla kendi yapmış olduğu haksız ve hukuksuz davranışı neticesinde işten haklı nedenle çıkarılmış olduğunu, iş kazası nedeniyle müvekkili şirketin sorumlu tutulabilmesi için kazanın oluşumunda kusuru bulunması gerekmekte olduğunu, olayın bütünü incelendiğinde görüleceği üzere müvekkili şirkete izafe edilebilecek hiçbir kusur bulunmamakta olduğunu, davacının açmış olduğu maddi ve manevi tazminat talepli davada öncelikli beyanları ve sunmuş oldukları deliller kapsamında yapılacak olan yargılama neticesinde müvekkili şirkete atfedilecek bir kusur olmadığından davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tanıklarının dinlenmediğini, müvekkili şirketin hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, 20.06.2022 tarihli celsenin 3 no.lu ara kararında tanıkları ...'ın dinlenilmek üzere çıkarılan davetiyenin durumuna göre yeniden davetiye ya da tanık hakkında ihzar çıkarılmasına karar verildiğini ancak dosya incelendiğinde görüleceği üzere çıkarılan tebligatın duruşma tarihinden sonra ki tarih olan 22.06.2022 tarihinde tanığa tebliğ olduğunu, yani duruşma tarihinin tanığa tebliğ olduğunda tanıklık yapabileceği bir duruşma bulunmadığını, dolayısıyla mahkemenin ara kararı gereğince tanıklarına yeniden davetiye çıkarılması gerektiğini, 24.03.2023 tarihli duruşmadan iki gün önce sanki daha önce tanıklarına usulüne uygun davetiye çıkarılmış ama tanıkları gelmemiş gibi tanıkları hakkında usulsüz olarak Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü ihzar müzekkeresi yazıldığını, ilgili emniyet tarafından duruşma günü olan 24.03.2023 tarihinde cevap verildiğini, teknik olarak saat 09.50'de olan duruşmaya aynı gün çıkarılan ihzarın da usule aykırı olduğunun açık olduğunu, tanıklarının duruşmaya usulüne uygun çağrılmadığını, tebligat yapılmayan ve bu nedenle dinlenemeyen tanıklarının dinlenilmesi için duruşma gün ve saatini bildirir usulüne uygun davetiye çıkarılmasına karar verilmesi gerekirken dosyanın bilirkişiye gönderildiğini, tanık beyanlarına karşı beyanda bulunmak için 24.03.2023 tarihli celsenin 1 no.lu ara kararında taraflarına süre verildiğini ancak yine sürenin dolması beklenmeden dosyanın 03.04.2023 tarihinde bilirkişiye gönderildiğini, yargılama sürecinde müvekkili şirketin yok sayıldığını ve hüküm sanki müvekkili şirket ve talepleri yokmuşçasına eksik inceleme yapılarak karar verildiğini, davacının işten çıkış sebebinin şirket bünyesinde başka bir çalışanın cep telefonunu izinsiz kullanarak bahis oynamasından mütevellit olduğunu, davacının şirket çalışanlarından ...'e ait cep telefonunu habersiz alarak cep telefonu üzerinden bahis oynadığını, sonrasında ise ...'in bu durumu farketmesi üzerine davacının da durumu kabul ederek yaptığını itiraf ettiğini, ... tarafından olaya ilişkin olarak davacı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, ... tarafından durumun müvekkili şirkete bildirilmesi üzerine davacıdan savunmasının istenildiğini, bunun üzerine davacı hakkında tutanaklar tutulduğunu, davacı tarafından olaya ilişkin savunma verilmediğini, iş akdinin müvekkili şirket tarafından haklı nedenle son verildiğini, dava konusu iş kazasının davacının kendi hatası ile meydana geldiğini, dava konusu kazanın gerçekleşmiş olduğu makinenin davacı vekilinin iddia ettiği gibi arızalı olmadığını, davacının elini merdanenin bulunduğu yere sokmuş olmasının müvekkili şirketin önleyebileceği bir hadise olmadığını, tamamen işçinin dikkatsiz ve özensizliğinden kaynaklandığını, müvekkili şirketin yaşanan bu elim kazadan sonra da davacıya sahip çıktığını, 01.02.2015 tarihi itibari ile müvekkili şirkette engelli kontenjanında çalışmaya devam ettiğini, 2019 yılında arkadaşının telefonunu izinsiz kullanarak bahis oynaması ve yüksek fatura gelmesi olayının yaşandığı tarihe kadar da şirket bünyesinde çalıştığını, davacının kötü niyetli olduğunu, işten çıkarılmasaydı huzurdaki davayı da açmayacağını, davacının kendi kusuruyla kendi yapmış olduğu haksız ve hukuksuz davranışı neticesiyle işten haklı nedenle çıkarıldığını, dava dilekçesinde meydana gelen iş kazasında tek ve asli kusurlu olarak müvekkili şirketin gösterildiğini ancak davacı işçinin kendi dikkatsizliğinden ve kusurundan meydana gelen bu talihsiz kazada müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, müvekkiline yüklenen %90 kusurun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulduğunu, mahkemece 35.000 TL manevi tazminata karar verildiğini, hükmedilen tutarın fahiş olduğunu, talebin hukuken kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle de talep edilen tutarın sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, kazanın üzerinden 7 yıl geçtiğini, davacı işçinin olaya kendi kusuru ile sebebiyet vermiş olduğundan manevi tazminata hak kazanmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 35.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI.KARAR:
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.