İnşaat işçisinin yüksekten düşerek vefat ettiği iş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında kusur ve tazminat miktarının temyiz incelemesi.
Özet: İnşaat halindeki bir spor kompleksi çatısından düşerek vefat eden işçinin ailesinin açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi anne ve babaya maddi, tüm davacılara manevi tazminatın kısmen kabulüne karar vermiş, davalılar işçi-işveren ilişkisi ve kusur durumunu, davacılar ise tazminat miktarlarının yetersizliğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuş; ancak istinaf mahkemesi tarafların başvurularını esastan reddederek ilk derece mahkemesi kararını onamış ve uyuşmazlık tarafların temyiz talepleriyle Yargıtay önüne gelmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/4161 E.  ,  2025/13320 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/988 E., 2024/1517 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/479 E., 2023/463 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ...'ın 29.06.2021 tarihinde davalı ...'nın müteahhitliğini yaptığı ... Belediye Başkanlığına ait olan ... Belediyesi Spor Kompleksi İnşaatında çatı işçisi olarak çalışırken, inşaatın 8 metre yüksekliğindeki çatı katından düşmek suretiyle iş kazası geçirdiğini, yapılan tedavilere rağmen kurtarılamadığını ve 02.07.2021 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın kaza tarihinden yaklaşık iki ay önce çalışmaya başladığını, sigorta girişinin ise kaza tarihinde yapıldığını, maaşının haftalık usulü 800,00 -1.000,00 TL olduğunu, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğunu, gerçekleşen iş kazası sebebiyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığını, işverenin kazada yüzde yüz kusurlu olduğunu ileri sürerek anne ve babası için maddi tazminat, anne, baba ve kardeşleri için manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumetten reddi gerektiğini, teknik şartname gereğince davalı Şirketin sorumlu olduğunu, ... işçinin mevzuata aykırı hareket etmesi sebebiyle iş kazasının meydana geldiğini ve ağır kusuru bulunduğunu, fahiş miktardaki maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın mütevetfanın işe başladığı tarihte meydana geldiğini, müteveffanın çatı katında işi olmadığı halde gezinti yaptığı sırada aşağıya düştüğünü, müvekkilinin kusurlu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda müteveffanın anne ve babası için maddi tazminatın; anne, baba ve kardeşleri için manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya içerisinde bulunan 03.04.2023 tarihli ...İş Sendikası cevabında bulunan 2021 yılında belediyeye bağlı işçilerinin almış olduğu ücretin ortalama 7.250,00 TL olduğu cevabının dikkate alınmayarak karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, yerel mahkemenin manevi tazminat yönünden vermiş olduğu kararın hakkaniyete uygun olmadığını, davalıların ekonomik ve sosyal durumlarına göre takdir edilen meblağın çok düşük olduğunu, müteveffanın evin en küçük çocuğu olduğunu, ailesine destek olan, abi ve ablalarının her an yanında olan müteveffanın hayatını kaybetmesinin ardından anne ve baba için 60.000,00 TL'nin ve kardeşler için 10.000,00 TL'nin düşük bir miktar olduğunu, davacıların ölenin anne baba ve kardeşleri olması, olay tarihi ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle ; ... ile müvekkili arasında işçi - işveren ilişkisinin bulunmadığını, müvekkili şahısın, ilgili şantiyenin çatı işini ... isimli kişiye verdiğini, ...'in çatıcı olduğunu, ...'in kendi ekibi ile çalıştığını, ...'in olay günü ... ile olay yerine çatı malzemelerini bırakmaya geldiğini, malzemeleri bıraktıkları halde müteveffanın çatıya çıktığını ve düşme neticesinde vefat ettiğini, müteveffanın asıl işvereninin ... olduğunu, dosyanın husumet yönünden reddi gerektiğini, eksik ve hatalı inceleme sonucu alınan kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, müteveffanın vefatı ile sonuçlanan olayın gerçekleştiği şantiye sahasının diğer davalı belediyeye ait olduğunu, ilgili idarenin işini taşere ederek yapıyı inşa eden müvekkilinin, iş sahasındaki güvenlik sorumluluğu ne kadar ise idarenin de hukuki ve cezai sorumluluğunun o kadar olduğunu, zira ilgili dosyada olayın yerel mahkeme müvekkili ve idare arasında her ne kadar alt işveren üst işveren ilişkisi kurmuş ise de kusur dağılımında alt iş veren ile üst işverenin sorumluluğunun eşit olduğu hususuna yer vermediğini, sadece müteselsil sorumluluk ibaresi ile tazminat sorumluluğundan bahsettiğini, müvekkilinin yüzde 70, davalı idarenin yüzde 10, müteveffanın yüzde 20 olarak belirlenen kusur oranlarının kabul edilemeyeceğini, aktüerya bilirkişi raporunun yasalara ve usule aykırılık teşkil ettiğini, söz konusu raporu ve müvekkili aleyhine tespit edilen tazminat miktarını kabul etmenin mümkün olmadığını, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre tazminat hesaplamasının "PMF 1931 Yaşam Tablosu"na göre yapılması gerekirken; bilirkişi raporunda "TRH 2010 Tablosu"na göre hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu, ayrıca ilgili dosyada alınan ek raporda belirtildiği üzere hesaplama yönteminde müteveffanın net maaşının ... demir doğramacılar odasından alınan net ücret miktarı üzerinden hesaplama yapılmasını da kabul etmediklerini, dava dosyasında iş bu ücret konusunun ihtilaflı olduğunu, zira gerekçeli kararda da belirtildiği üzere 3750 TL üzerinden ücret tespitinin tamamen soyut beyanlara dayalı olduğunu, ücret konusunun yazılı belge ile ispat zorunluluğu bulunduğunu, ilgili dosyada yazılı bir belge ile müteveffanın ücretinin tespit edilmediğini, ayrıca ilgili kararda sayın mahkemenin vermiş olduğu kararla ilgili hukuka uygun aydınlatıcı bir gerekçe mevcut olmadığını, ayrıca sayın yerel mahkeme her ne kadar kusur raporlarını ve tarafların sosyal ekonomik durumlarını da göz önüne alarak davacılar lehine manevi tazminata hükmetmiş ise de hükme esas alınan manevi tazminat miktarlarının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin olayda kusuru bulunmadığını, mahkemenin gerekçesinde sadece davacı tanıklarının beyanlarını ve diğer delillerini dikkate alırken, davalı tanıklarının ifadelerine ve delillerine karara etki edebilecek durumdayken yer vermediğini, bu hususun açık şekilde silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle davanın müvekkili idare yönünden husumetten reddi gerektiğini, ..., ihale alan diğer davalının inşaat işçisi olarak çalışmış olup; bu hizmetin müvekkili idarenin yasal prosedüre uygun olarak yapmış olduğu hizmet alımı ihaleleri ile anahtar teslimi götürü bedelle ihale edildiğini, bir işin bütünüyle devri durumlarında; işi devredenin işverenlik sıfatı kalkacağından söz konusu davada müvekkili Kurumun sorumluluğu cihetine gidilemeyeceğini ve yine müvekkili Kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporu içeriğinde müvekkili belediyenin, alt işverenin alması gereken tedbirleri denetlemediği, işyerindeki uygunsuzlukları gidermek için alt işvereni uyarmadığından bahisle meydana gelen olayda ihmal ve ihlalinin bulunduğu tespitinin haksız ve dayanaksız olduğunu, nitekim müvekkili Belediyenin meydana gelen olayda herhangi bir ihmal ve kastı olmadığı gibi olayla müvekkili Belediye arasında herhangi bir illiyet bağının mevcut olmadığını, iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminatlardan yüklenicinin (diğer davalı şirketin) sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, yine diğer davalı Şirket ile akdedilen sözleşmenin eki niteliğindeki teknik şartname gereğince yüklenicinin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin her türlü esasa riayet etmesi gerektiği, aksi takdirde meydana gelecek kazalardan sorumlu olacağı hususunda tarafların anlaşmış bulunduğunu, kazazedenin meydana gelen olayda ağır kusuru bulunmakta olup; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen hafif kusuru kabul etmenin mümkün olmadığını, nitekim aklı ..., yetişkin ve yapmakta olduğu işte tecrübeli olan müteveffanın mevzuata aykırı dikkatsiz davranışları neticesinde iş kazasının meydana geldiğini, müvekkili belediyenin dava konusu iş kazasında hiçbir kusuru bulunmadığını, kazazedenin ağır kusurlu olması sebebiyle diğer davalı şirketin yürüttüğü iş ile kaza arasındaki illiyet bağı kesilmiş olmasına rağmen yerel Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin haksız ve dayanaksız olduğunu, Yargıtayın yerleşik uygulaması gereği davacıların ve desteğin muhtemel bakiye yaşam süreleri konusunda PMF- 1931 tablosunun kullanılması gerektiğini, ancak yerel Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda TRH-2010 tablosunun kullanılmış olmasının haksız ve dayanaksız olduğunu, husumete ve kusura yönelik itirazlar baki kalmak kaydıya; bir tazminata hükmedilecekse de fahiş miktarda hesaplanan tazminat miktarından hakkaniyet indirimi de yapılmak suretiyle makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiğini, yerel Mahkemece bir tazminata hükmedilecek ise, müterafik kusurun dikkate alınması suretiyle hükmedilecek olan tazminat miktarından indirim yapılması gerektiğini, yerel Mahkemece hükmedilen maddi tazminat ile manevi tazminatın, iddia olunan olay muhavecesinde fahiş olduğunu, yerel Mahkemece gerekçeli karar metninde hükmedilmiş olan tazminat tutarları yönünden müvekkili belediyenin ve diğer davalının tüm tutarlar yönünden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmiş olup; bu durumun da usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, eğer bir tazminata hükmedilecek ise bu tazminat miktarlarının tarafların kusur yüzdeleri gözetilerek oranlama yapılmak suretiyle, tarafların yalnızca kusurları nispetinde sorumlu tutulmaları gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi.
3. Değerlendirme
A) Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacılar vekilince dava dilekçesinde davacı anne ve baba için ayrı ayrı 100.000,00 TL, davacı kardeşler için 25.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı anne ve baba yararına ayrı ayrı 60.000,00 TL, davacı kardeşler yararına 10.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne veya reddine karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Taraf vekillerinin davacılar yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerine yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.