10. Hukuk Dairesince incelenen bu karar, iş kazasında vefat eden murisin yakınlarının maddi ve manevi tazminat talepleri, belirlenen kusur oranları ve belirsiz alacak davasındaki talep artırımına ilişkin temyiz incelemesini içermektedir.
Özet: Davacılar, murislerinin 10.02.2015 tarihinde meydana gelen ve menfez tıkanıklığı sonrası oluşan ani su basıncıyla işçinin baraj gölüne savrularak vefat ettiği iş kazası nedeniyle açtıkları maddi ve manevi tazminat davasında; ilk derece ve istinaf mahkemelerince işçinin kendi güvenliğini tehlikeye atması sebebiyle %15, gerekli tedbirleri almayan davalıların ise müştereken ve müteselsilen %85 oranında kusurlu olduğu tespit edilerek, TRH 2010 tabloları, asgari ücret esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporları ile HMK 107 ve ıslah yoluyla yapılan talep artırımları dikkate alınarak mirasçılara belirli miktarlarda tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/12672 E.  ,  2025/13310 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/138 E., 2025/54 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar murisi ...'ın 10.02.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddine, bu mümkün görülmezse esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tüm taleplerinin reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.04.2023 tarihli ve 2021/125 E., 2023/108 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 2.639.371,74 TL maddi tazminatın, davacı ... için 603.040,36 TL maddi tazminatın, davacı ... için 355.637,43 TL maddi tazminatın 15.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ... için 75.000 TL manevi tazminatın, davacı ... için 50.000 TL manevi tazminatın, davacı ... için 50.000 TL manevi tazminatın, davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 10.000 TL manevi tazminatın, davacı ... için 10.0000 TL manevi tazminatın, davacı ... için 10.000 TL manevi tazminatın, davacı ... için 10.000 TL manevi tazminatın, davacı ... için 10.000 TL manevi tazminatın 15.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davasına devam eden mirasçılarına, ... için hükmedilen 15.000,00 TL manevi tazminatın her mirasçıya miras payları oranındaki kısmının 15.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 12.04.2023 tarihli ve 2021/125 E., 2023/108 K. sayılı kararına karşı davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.09.2023 tarih ve 2023/1514 E., 2023/1470 K. sayılı kararı ile 15.06.2022 tarihli kusur raporunun olaya uygun olduğunun değerlendirildiği, DSİ'ye ait menfezin moloz yığınları ile kapanması ve dere suyunun menfeze akmaması sebebiyle su seviyesinin yükseldiği, buna bağlı olarak santral binasının su içerisinde kalarak enerji üretiminin durduğu, menfezin DSİ ile koordineli olarak temizlenmesi sırasında menfezin içindeki molozların temizlenmesine bağlı olarak suyun basınç ile temizlenmemiş tortuyu patlatarak menfez içine akışa geçmesi ile birlikte basınçlı bir şekilde akmasına bağlı olarak işletmeci ... işçisi ....'ın makine ile sürüklenerek ... Baraj Gölüne savrulduğu ve baraj gölünde vefat ettiği anlaşılmakla her iki davalının da olayın oluşumunda kusurunun bulunduğu, bu doğrultuda Kurum sigortalısının yapılan işin tehlikeli olduğunu bilmesine rağmen kendi güvenliğini tehlikeye atarak çalışması nedeniyle %15, davalıların ise gerekli tedbirler alınmadan ... işçinin çalışmasına müsaade etmesi, gerekli güvenli çalışma ortamını sağlama yükümlülüğüne aykırı davranmaları nedeniyle müştereken ve müteselsilen olmak üzere %85 oranında kusurlu oldukları, dosyada alınan tanık beyanları, davacının yaptığı iş ve emsal ücret araştırmaları birlikte değerlendirildiğinde; ölen ...'ın günlük 100,00 TL'den aylık 3.000,00 TL'ye çalıştığının kabulünün dosya kapsamına ve yaptığı işe uygun olduğu, Sosyal Güvenlik kurumu tarafından yapılan ödemelerin maddi zarar hesabından mahsubunda hata bulunmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, 09.03.2020 tarihinde davacı tarafça HMK 107. madde kapsamında fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle talep arttırımı yapıldığı, Mahkemece ortadan kaldırma kararından sonra TRH 2010 tablosu dikkate alınarak hesap bilirkişisinden yeniden rapor alındığı, yerleşik Yargıtay İçtihatları gereğince hesabın hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücret esas alınarak yapılması gerektiği, davacı tarafından hesap raporu alındıktan sonra bu kez ıslah yoluyla talebini arttırdığı, belirsiz alacak davasında davacının, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107. maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabileceği ayrıca talebini HMK 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah yoluyla arttırabileceği, Mahkeme uygulamasında hata bulunmadığının anlaşıldığı, Yargıtayın maddi tazminat taleplerinde PMF 1931 tablosu uygulanması yönündeki içtihatında değişikliğe gidildiği, TRH 2010 tablosunun kullanılmasında hata bulunmadığı, olay tarihi, olayın oluş şekli, paranın satın alma gücü, kusur durumu dikkate alındığında, Mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının dosya kapsamına uygun olduğu, birden fazla davacının birlikte dava açması ve tek vekille temsil edilmeleri halinde, davanın kabul edilen bölümü üzerinden davacılar yararına maddi tazminat için tek, manevi tazminat için tek vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu, yargılama giderinin belirlenmesinde hata görülmediği gerekçesiyle davacılar ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.04.2023 tarihli ve 2021/125 E., 2023/108 K. sayılı kararının süresi içerisinde davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 30.04.2024 tarih ve 2023/13752 E- 2024/4665 K. ile "... Mahkemece aldırılan 09.03.2020 tarihli hesap raporuna davacılar vekilinin itiraz etmediği, davacılar vekilinin bu hesap raporunu kabul ettiği ve bu hesap raporu doğrultusunda maddi tazminat alacağı yönünden talep artırım dilekçesi sunduğu, öte yandan davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararı manevi tazminat ve SGK ödemelerinin tenzili yönünden istinaf ettiği de gözetildiğinde, böylelikle bahse konu 09.03.2020 tarihli hesap raporundaki verilerin davalı taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunun anlaşılması karşısında davalı taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlali olacak şekilde işlemiş dönemin ileri çekildiği ve bakiye ömür tespiti yönünden TRH10 tablosunun esas alındığı 16.02.2023 tarihli hesap raporunda hesaplanan maddi zararların hükme esas alınması hatalı olmuştur. Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; davalı taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakların gözetilmesi suretiyle 09.03.2020 tarihli hesap raporundaki verileri dikkate alarak kusur ve davacılara bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücu edilebilir kısmının tenzilatının yapıldığı yeni bir hesap raporu almak ve oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir... " gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, 09.03.2020 tarihli hesap raporundaki verileri dikkate alarak kusur ve davacılara bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücu edilebilir kısmının tenzilatının yapıldığı yeni bir hesap raporu aldırılmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, aktüer hesap bilirkişisi M. ... tarafından hazırlanan 22.02.2025 tarihli raporda hak sahipleri yönünden destekten yoksun kalma tazminat hesabı yapıldığı, hesap bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşıldığı, davacılar vekilinin 28.02.2023 tarihli ıslah dilekçesi ve aynı zararla tüm davalıların müteselsilen sorumlu oldukları gözetilerek maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat taleplerinin ise kanun yolu denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığı kararı verildiği gerekçesiyle;
"Davanın kısmen kabul, kısmen reddine,
A-Maddi Tazminat Yönünden:
1-)Davacı ... için 599.675,37 TL maddi tazminatın 15.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-)Davacı ... için 204.476,00 TL maddi tazminatın 15.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-)Davacı ... için 139.293,26 TL maddi tazminatın 15.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-)Manevi tazminat istemleri yönünden taleplerin kesinleştiği anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına," karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.İlk bilirkişi raporunda hesaplanan zarar miktarına itiraz edilmemesinin karşı taraf lehine usule ilişkin kazanılmış hak oluşturduğu yönündeki görüşte isabet bulunmadığını, gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerektiğini, asgari ücretin kamu düzeni ile ilgili olup, Mahkemece re’sen göz önünde tutulmasının zorunlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Diğer davalı ile idare arasında imzalanan su kullanım hakkı anlaşmasının 13. maddesi gereğince yapılan işin sorumluluğunun davalı Şirkete ait olduğunu, asıl iş veren - alt iş veren ilişkisinin bulunmadığını,
b. Davalı idarenin olayda kusurunun olmadığını,
c.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda sağ kalan eşin evlenme şansı %30 olarak tespit edildiğini, bu değerlendirme neticesinde fahiş miktarda destek süresi hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Müvekkili şirketin kazanın oluşumunda hiçbir kusuru bulunmadığını,
b.Hesap raporunda esas alınan ... işçinin aylık ücretinin hatalı olduğunu,
c. Olay tarihindeki yaş esas alınarak evlenme şansının tespit edilmesi gerektiğini,
d.... tarafından davacılara ödenen ilk peşin semaye değerinin ve varsa bağlanan aylıkların SGK'dan sorularak güncel rakamlar üzerinden yeniden hesaplama yapılması gerektiğini,
e.SGK’nın ikame ettiği Torul Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/294 Esasına kayıtlı rücuen tazminat davasında yer alan raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi yönündeki itirazlarının dikkate alınmaksızın işçinin %15 kusurlu kabul edilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde belirtilen hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacılar ve davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgili davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.