İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat talepli davasında mahkemelerin kusur oranları ve tazminat miktarı belirlemesine ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Bir iş kazasında sürekli iş göremez hale gelen sigortalının açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ana yüklenici şirketin doğrudan işveren olmadığı ve kusursuz olduğu yönündeki savunmalarına rağmen, ilk derece mahkemesi sigortalı lehine maddi ve manevi tazminata hükmetmiş; istinaf incelemesinde ise, kazanın oluşumu, işverenin sorumluluğu, zamanaşımı, kusur oranları (işverenler %70, sigortalı %30) ve hükmedilen tazminat miktarları hukuka uygun bulunarak ilk derece mahkemesi kararının büyük ölçüde onanmasıyla sonuçlanmıştır.
10. Hukuk Dairesi         2025/4312 E.  ,  2025/13309 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1535 E., 2024/2593 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/460 E., 2024/268 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı .. Yapı Endüstrisi ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle; sigortalının 28.03.2012 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
1.Davalı ... Yapı... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil Şirketin huzurdaki davada taraf sıfatının bulunmadığını, kazalı işçinin, müvekkil şirket nezdinde istihdam edilmiş bir işçi olmadığını, davacının olay tarihinde davalının taşeronu ...Yapı Mühendislik San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin sigortalısı olduğunu, müvekkil Şirket ile .... Yapı Mühendislik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti arasındaki hukuki ilişkinin tipik bir anahtar teslim hizmet alım sözleşmesine dayandığını, müvekkil Şirket ile davacının işvereni arasındaki ilişkide, davalı Şirketin ihale makamı konumunda olduğunu, davanın ... Yapı Mühendislik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye ihbarının gerektiğini, ayrıca davalı Şirketin ileride zarara uğraması ihtimaline binaen dahil olduğu mali mesuliyet sigortası sebebiyle de .... Sigorta'ya ihbarının gerektiğini, somut uyuşmazlık kapsamında bulunan manevi tazminat alacağı bakımından, belirsiz alacak davası açılmasında davacı tarafın hukuki yararının bulunmadığını, davacının kendisine teslim edilen koruyucu gözlüğü takmadığını, bu sebeple tam kusurlu olduğunu, önlenemeyen ve beklenmeyen hal vakıasının, davalı müvekkile yükletilebilecek sorumlulukta uygun illiyet bağını açıkça kestiğinden söz konusu kazada davalı ... sorumluluğuna başvurabilme ihtimalini ortadan kaldırdığını, davacının gerçeğe aykırı beyan ve iddialarda bulunduğunu, davacının ücretine ilişkin iddiaların da gerçeği yansıtmadığını beyanla davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... Sigorta A.Ş. cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"1-)Asıl davamız ve birleşen İstanbul 16. İş Mahkemesinin 2020/247 Esas sayılı dosyasında davanın kabulü ile
387.591,72 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan 28.03.2012 tarihinden; davalı ... yönünden ise 24.08.2020 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve davalı ... şirketinin mesuliyeti poliçe limiti sorumluluğu dahilinde olmak üzere davalılar ... ile davalı ....'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
60.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan 28.03.2012 tarihinden itibaren; davalı ... yönünden ise 24.08.2020 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve davalı ... şirketinin mesuliyeti poliçe limiti sorumluluğu dahilinde olmak üzere davalılar ... ile davalı ....'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, ihbar olunan ... İnşaat tarafından üstlenilen ... Mah....Sok. No.... ..../ İstanbul adresinde ... inşaatında kalıp çakarken çivinin kırılıp gözüne sıçraması sonucu iş kazasının meydana geldiğinin anlaşıldığı, iş kazasının oluşumunda ... % 10, ... %40, ihbar olunan ....Yapı Endüstri ve Tic. A.Ş.'nin % 20; sigortalının ise % 30 kusurlu olduğunun tespit edildiği bu kapsamda kusur belirlenmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, olay tarihi dikkate alındığında taleplerin ve bu taleplere bağlı faizin zamanaşımına uğramadığı, kaza tarihi itibariyle işverenin sorumluluğuna gidilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, dosya kapsamında davacının birleşen ve ilk davada alınan bilirkişi raporunda belirtilen ve arttırılamayan fark bedel ve bu bedele göre sigorta şirketine karşı açılan yeni davaya ilişkin olduğunu, kaldırma kararı sonrası ikinci kez bedel arttırılması söz konusu olamayacağından İlk Derece Mahkemesi kararının oluşa uygun olduğu, davacının iddiası davalı tanık beyanları, emsal ücret beyanları dikkate alınarak davacının ücret belirlemesinin durum ve koşullara uygun olduğu, olay tarihi, kusur oranları, paranın satın alma gücü, maluliyet durumu dikkate alındığında belirlenen manevi tazminat miktarının hak ve nesafete uygun olduğu gerekçesiyle; İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde özetle;
a. Davaların belirsiz alacak davası olarak açıldığını, 19.02.2024 tarihli dilekçe dikkate alınarak arttırılmış bedel üzerinden karar verilmesi gerektiğini,
b. Sigorta şirketi yönünden alacağa ticari faiz, reeskont faiz uygulanması gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Davacının davalı Şirket çalışanı olmadığını, davacının ... Şirketinin çalışanı olduğunu, davalı Şirketin ihale makamı olduğunu, pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
b.Davanın zamanaşımına uğradığını, en azından faiz taleplerinin zamanaşımına uğradığının kabulünün gerektiğini,
c.Ek dava tarihi dikkate alınmaksızın olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
d.Davacının ücretinin resmi belgelerdekinden farklı kabul edilmesinin hatalı olduğunu,
e.Pasif dönem hesabının yapılmaması gerektiğini,
f.İPSD'nin %50 oranında düşülmesinin hatalı olduğunu,
g.Manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı ve davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6100 sayılı HMK'nın 266. maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı Kanun'un 281/1. maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır.
3.Bilindiği üzere HMK'nın 30. maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan Usul Ekonomisi İlkesine göre de Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.
4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E.- 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi "Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)
5.Öte yandan, usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
6.Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).
7.Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; kazalı sigortalının, dava dışı ... Müh. San. ve Tic. Ltd. Şti. nezdinde kalıpçı olarak çalıştığı, olay günü vinç ile perde kalıplarının kaldırılması sırasında, bir kalıbı betona çivi ile çakmak istediği sırada kırılan çivinin gözüne isabet etmesi sonucu yaralandığı, SGK tarafından olayın iş kazası olarak kabul edildiği, kaza olayı sonucu davacı sigortalının %41,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, hükme esas alınan kusur raporunda, olayın meydana gelmesinde işverenlerin %70 oranında, davacı kazalının %30 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
8.Bunun üzerine Mahkemece, kazalının maddi zarar alacaklarının tespiti amacıyla 23.05.2016 tarihli hesap bilirkişi raporu aldırıldığı, işbu raporda yukarıda anılan kusur oranları ile birlikte bakiye ömür tablosu yönünden PMF tablosunun kullanıldığı ve işlemiş dönem sonunun 28.03.2016 olduğu yönündeki doneler esas alınarak maddi tazminat alacağının hesaplandığı, anılan bu rapora davacı vekilinin genel ifadelerle itiraz ettiği ancak bakiye ömür tablosu yönünden PMF tablosunun kullanılması yönünden somut olarak itirazlarını belirtmediği, giderek Mahkemece 20.03.2017 tarihli, 19.08.2020 tarihli, 20.05.2021 tarihli ve 31.01.2024 tarihli ek hesap bilirkişi raporları aldırıldığı, davacı vekilinin iş bu raporlara itiraz ettiği, talep artırım ve ıslah dilekçesi sunarak maddi tazminat alacaklarını 31.01.2024 tarihli raporda belirtilen rakamlar üzerinden artırdıklarını belirttikleri ancak Mahkemece 387.591,72 TL'ye hükmedildiği anlaşılmaktadır.
9.Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece aldırılan 23.05.2016 tarihli bilirkişi hesap raporundaki donelerin -işlemiş dönem sonu dışında- davacı açısından kesinleştiğinin, Mahkemece aldırılan ek bilirkişi hesap raporlarına davacı vekilinin itirazlarının da olduğunun anlaşılması karşısında, tarafların usuli kazanılmış haklarını ihlal edecek şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
10. O halde Mahkemece yapılacak iş; davacı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanması amacıyla, bakiye ömür tablosu yönünden PMF tablosunun kullanıldığı, sigortalının kusurunun %30 olduğu ve işlemiş dönem sonunun 28.03.2024 olduğu yönündeki doneler esas alınarak yeni bir hesap raporu almak ve tarafların usuli kazanılmış hakları gözetilerek oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
11. O halde, davacı ve davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı ve davalı ... vekillerinin manevi tazminatlara yönelik temyiz istemlerinin miktardan REDDİNE,
2.Davacı ve davalı ... vekillerinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine,
3.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.