Demans teşhisi iddialarıyla murisin ölünceye kadar bakma vaadiyle yaptığı taşınmaz temliklerinin hukuki ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescili davasında temyiz incelemesi.
Özet: Mirasbırakanın kızlarına ölünceye kadar bakma vaadi sözleşmesiyle yaptığı taşınmaz devirlerinin, yaşlılık ve iddia edilen demans sebebiyle hukuki ehliyetsizlik nedeniyle iptali ve tapu tescili talebiyle mirasçılar tarafından açılan davada, davalı kızların murisin ehliyetli olduğunu ve kendisine baktıklarını savunmalarına karşılık, ilk derece mahkemesi Adli Tıp Kurumu raporlarına dayanarak murisin işlem tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğuna karar vererek davayı reddetmiştir.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/648 E., 2024/703 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Mustafakemalpaşa 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/142 E., 2024/40 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar; mirasbırakanları ...'in maliki olduğu 5 39... parsel sayılı taşınmazlarını davalı kızı ...'e, 374 parsel sayılı taşınmazını ise diğer kızı davalı ...'e ölünceye kadar bakma vaadi sözleşmesi ile temlik ettiğini, .......... Psikiyatri Kliniğinden ve SGK .......... Sosyal Güvenlik Merkezinden celbedilecek hasta muayene ve tanı belgeleri ile kullandırılan ilaçlarla ilgili reçetelerin incelenmesi ve Adli Tıp Kurumundan alınacak görüş doğrultusunda murise demans tanısı konulduğunun görüleceğini, demans tanısı konulan hallerde (işlem tarihinden iki yıl öncesine kadar yapılan hukuki işlemler dahil) hastanın taraf olduğu hukuki işlemlerin yoklukla malul olduğunu, murisin 96 yaşında yaptığı temliki işlemin hukuki ehliyetsizliği nedeni ile iptali gerektiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAPDavalı ...; davayı kabul etmediğini, davacıların öz kardeşleri olduğunu, anneleri ...'e yaklaşık olarak vefatından önce 2 yıl gibi bir zaman 6'şar aylık periyotlar halinde kendisinin ve diğer davalı ...'in baktığını, bu süre zarfında davacılar ve diğer mirasçıların kesinlikle murisleri ile ilgilenmediğini ve tüm bakım ve gözetiminin kendileri tarafından yapıldığını, diğer davalı ...'in İstanbul'da oturması nedeniyle 6'şar aylık periyodlarla annesinin onun yanında kaldığını, annesinin sağlıklı bir insan olduğunu, kendisine ve diğer davalıya ölünceye kadar bakma şartıyla vermiş olduğu taşınmazların kendisine murisi babasından düşen taşınmazlar olduğunu, muris babası ...'in ölümü ile muris annesine intikal eden 1/4 hisseye ise dokunmadığını ve işlem yapılmadığını, dolayısıyla ortada mal kaçırmaya yönelik bir hal ve hareket olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...; davayı kabul etmediğini, İstanbul'da ikamet ettiğini, babasının 2006 yılından vefatından sonra annesinin kış aylarında kendisinin yanında, yaz mevsiminde ise kardeşi........in yanında kaldığını, davacıların annelerine bakmadıklarını, mirasbırakan annesinin kendi babasından kalan hisselerinin ölene kadar annesinin olduğunu, öldükten sonra da bu yerleri kendisine ve diğer davalı ablası ...'e bağış yoluyla bıraktığını, tapuda işlemler yapılırken annesinin gayet sağlıklı olması sebebiyle tapu memurlarının işlem yaparken sağlık raporu bile istemediklerini, annesinin sadece kalp rahatsızlığı sebebiyle buna ilişkin ilaçlar kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 19.02.2020 tarihli ve 2017/835 Esas, 2020/148 Karar sayılı kararı ile; ATK raporunda işlem tarihinde murisin fiil ehliyetini haiz olduğu, fiil ehliyetini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya bunama halinin bulunmadığının bildirildiği, raporun hükme esas alınmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.02.2023 tarihli ve 2020/852 Esas, 2023/276 Karar sayılı kararı ile; " ...Somut olayda, dava dilekçesinde dava değeri 15.000,00 TL gösterilmek ve harçlandırılmak suretiyle dava açılmıştır. Mahallinde keşif yapılarak dava konusu iptali ile tescil talep edilen taşınmazların değerinin tespit edilmediği anlaşılmıştır. Bu itibarla Mahkemece mahallinde keşif yapılarak dava konusu 374 parselin 1/7 hissesi ile 539 parselin tamamının dava tarihi itibariyle değerlerinin tespiti ile tespit edilen bu değerler üzerinden yatırılması gereken peşin nispi harcı yatırması için davacı tarafa süre verilerek, eksik harcın ikmalinin sağlanmasından sonra davaya devam edilmesi gerekirken, Mahkemece bu usulî zorunluluk göz ardı edilerek davanın esastan reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir." gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni bakımından kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyanın, ölünceye kadar bakma akdinin yapıldığı tarihte murisin tasarruf ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla ATK'ya gönderildiği, ATK raporunda işlem tarihinde murisin fiil ehliyetini haiz olduğu, fiil ehliyetini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya bunama halinin bulunmadığı yönünde rapor düzenlendiği, davalı vekilince rapor düzenlenirken maddi hata yapıldığı iddiasıyla rapora itirazda bulunulmasına rağmen raporu düzenleyen heyette dört Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ile bir Nöroloji Uzmanının bulunduğu, bu nedenle raporun hükme esas alınmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muris ...'in temlik tarihi olan 02.05.2012 tarihinde fiil ehliyetinin bulunduğunun ATK raporu ile sabit olduğu, murisin işlem tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığı iddiasının dosya kapsamı ile kanıtlanamadığı, Mahkemece de murisin işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğuna dair düzenlenen ATK raporuna itibarla davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesi ile; dava dilekçesinde ve aşamalarda ileri sürdüğü iddialarını yineleyerek hükme esas alınan ATK raporuna ilişkin itirazlarının kabul edilmeyerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirtip kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDava, ehliyetsizlik hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1917 doğumlu mirasbırakan ...'in 26.07.2013 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı oğulları ............., davalı kızları ....ve... ile dava dışı çocukları ile torunlarının kaldığı, murisin, adına kayıtlı 9 56... parsel sayılı taşınmazlarını davalı kızı...'e, 374 parsel sayılı taşınmazdaki 1/7 payını ise diğer davalı kızı...'a 02.05.2012 tarihinde ölünceye kadar bakım akdi yolu ile temlik ettiği, ATK'nın 09.12.2019 tarihli raporunda muris...'nin işlem tarihi olan 02.05.2012 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.