Sigortasız temizlik görevlisinin hizmet tespiti davasında, ilk bozma kararı sonrası davanın kabulüne ilişkin mahkeme kararının temyiz incelemesi ve hükmün HMK 297 uyarınca gerekçe kapsamının değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacının sigortasız temizlik görevlisi olarak çalıştığı iddia edilen döneme ilişkin hizmet tespiti davasında, ilk derece mahkemesinin başlangıçta davayı reddetmesinin ardından temyiz mahkemesince bozularak yapılan yeniden yargılamada davanın kabulüne karar verilmesi üzerine davalılarca temyiz edilen hüküm incelenirken, mahkeme hükümlerinin HMK 297/1-c maddesinde belirtilen kapsamda, tarafların iddia ve savunmaları, delillerin tartışılması, sabit görülen vakıalar ve hukuki sebeplerin şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
10. Hukuk Dairesi         2023/4404 E.  ,  2025/13284 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/49 E., 2022/126 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.02.1998-01.06.2005 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalılardan ... İlköğretim ... Aile Birliği tarafından ...İlköğretim Okulunda temizlik görevlisi sıfatıyla asgari ücretle çalıştırıldığını, müvekkilinin çalışmalarının Kuruma bildirilmediğini ve sigortasız olarak çalıştırıldığını, müvekkilinin 01.02.1998-01.06.2005 tarihleri arasında belirli zaman dilimlerinde hizmet akdinin kesintiye uğradığından habersiz olduğunu, müvekkiline herhangi bir şekilde belirli süreli sözleşme imzalatılmadığı gibi bu duruma ilişkin kendisine herhangi bir bildirimde bulunulmadığını ileri sürerek 01.02.1998-01.06.2005 tarihleri arasındaki dönemde Kuruma eksik olarak bildirilen çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili özetle; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının çalışmalarıyla ilgili olarak Kurum kayıtlarının esas alınması gerektiğini, davacının iddialarını Kurum kayıtlarına eşdeğer nitelikte belge ve kayıtlarla ispat etmesi gerektiğini, salt tanık beyanlarına dayanarak hüküm verilemeyeceği savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Dairece özetle; “... re'sen araştırma ilkesi ışığında; davacının çalışma ve süresine ilişkin olarak, okulda talep konusu dönemde görev yapan öğretmenler, idareciler ve idari personel re'sen tespit edilerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılmalı ve nihayetinde davacının çalıştığı iddia edilen süreler tereddütsüz belirlenerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece özetle: davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili özetle, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı MEB vekili özetle, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde:
“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (Mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22. Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436; 08.02.20 12... /10-726 E, 2012/57 K; 28.09.20 12... /3-444 E, 2012/638 K; 16.03.20 12... /2-97 E, 2012/203 K. sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Eldeki davada, mahkemece kurulan hükmün gerekçesiyle hüküm fıkrası arasında kabule konu süreler bakımından farklılıklar bulunması, bunun yanında davanın kabulüne karar verilmesine karşın hüküm fıkrasının devamında kabul edilen tespite konu sürelerin kısmen kabule yönelik olması ancak yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin ise kabul hükmüne göre düzenlenmesi karşısında hükmün yukarıda sayılan ilkelere ve infaza elverişli bir şekilde oluşturulmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple mahkemece, Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nın 297. maddeleri de gözetilerek kabul ve ret gerekçesinin açıkça kaleme alınarak kararda gösterildiği denetlenebilir bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ve bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
1.Temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
2. Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.