Kule vinç operatörünün Kongo, Nijer ve Ruandadaki işçilik alacakları taleplerinin, ilgili ülke hukuklarına göre zamanaşımı ve kısa hizmet süresi nedeniyle reddedilmesi.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1059 E., 2025/1881 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 32. İş MahkemesiSAYISI : 2021/236 E., 2025/65 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 16.01.2016-16.09.20 16... .09.2018-05.06.2019 tarihleri arasında davalı bünyesindeki yurt dışı şantiyelerde kule vinç operatörü olarak aylık net 2.500,00 USD ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız ve ihbarsız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, uyuşmazlıkta mutad işyeri yani fiilen çalışılan yer hukukunun uygulanması gerektiğini, davacının 13.01.2016 - 12.09.2016 tarihleri arasında müvekkili Şirketin Kongo şantiyesinde, 26.09.2018-21.02.2019 tarihleri arasında Nijer şantiyesinde çalıştığını, 21.02.2019 tarihinde davacının Ruanda şantiyesine nakledilmiş olup 22.02.2019-11.06.2019 tarihleri arasında Ruanda şantiyesinde görev yaptığını, iş sözleşmelerinin belirli sürenin bitimi ile sona erdiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, yıllık izinlerin kullandırıldığını, davacının ödenmeyen ücret alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 16.01.2016-13.09.2016 tarihleri arasında Kongo'da 7 ay 29 gün, 26.09.2018-21.02.2019 tarihleri arasında Nijer'de 4 ay 26 gün, 22.02.2019-05.06.2019 tarihleri arasında Ruanda'da çalıştığı, dosyaya kazandırılan iş sözleşmelerinde ihtilaf durumunda çalışılan ülkenin mevzuatının uygulanacağının hüküm altına alındığı, somut olaya uygulanması gereken hukukun çalışılan ülkelerin hukuku olduğu, Kongo İş Kanunu'nun 99. maddesinin “Maaş, tazminat, ikramiye, komisyon ve çeşitli hizmet ödemelerinin veya bu hizmetlere dair tazminatların ilişkin dava bir yıl içinde zamanaşımına uğrar. Zamanaşımı, maaş veya ek ödemelerin ödenmesi gereken tarihten itibaren başlar.” şeklinde olduğu, dava tarihinden 1 yıl geriye gidildiğinde 23.02.2020 tarihine ulaşıldığı, 15 günlük arabuluculuk süreci ve 13.03.2020-15.06.2020 tarihleri arasında pandemi nedeniyle zamanaşımının durduğu 3 ay 3 günlük süre de eklendiğinde alacakların zamanaşımına uğradığı, Nijer İş Kanunu'nun 179. maddesinin "Maaş ödeme davası iki (2) yıl sonra zaman aşımına uğrar. zamanaşımı maaşın ödenmesi gerektiği günden itibaren işlemeye başlar. Durdurulmuş bir hesabın, süresi dolmamış bir senet veya yükümlülüğün veya yasal çağrının bulunması ve aşağıdaki 318. maddenin ikinci fıkrasında öngörülen durumda askıya alınır." şeklinde olduğu, dava tarihinden 2 yıl geriye gidildiğinde 23.02.2019 tarihine ulaşıldığı, 15 günlük arabuluculuk süreci ve 13.03.2020-15.06.2020 tarihleri arasında pandemi nedeniyle zamanaşımının durduğu 3 ay 3 günlük süre de eklendiğinde alacakların zamanaşımına uğradığı, Ruanda Cumhuriyeti İş Kanunu'nun 104. maddesinde; “İşten doğan alacaklara ilişkin zamanaşımı alacağı doğuran uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihten itibaren iki yıl sonra zamanaşımına uğrar, Bu maddenin birinci paragrafında belirtilen anlaşmazlığın taraflarından birinin böyle bir anlaşmazlığı çözmesi yazılı olarak talep edilirse; 2. Bir çalışan veya işveren, anlaşmazlığı çalışan temsilcilerine, iş müfettişine veya mahkemeye iletmişse” hükümlerinin yer aldığı, buna göre dava tarihi ile arabuluculuk ve pandemi sürecinde duran süreler dikkate alındığında davacının talep etmiş olduğu alacak kalemlerinin zamanaşımına uğramadığı ancak davacının Ruanda'daki çalışma süresi göz önüne alındığında görgüye dayalı tanık beyanı bulunmadığı, davacının Nijer'de ve Ruanda'da hizmet süresinin bir yılın altında kalması nedeniyle kıdem tazminatı alacağının bulunmadığı, Ruanda çalışma süresi dikkate alındığında yıllık izne hak kazanmadığı sonuç itibarıyla Nijer ve Kongo İş Kanunu'na göre bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına ilişkin olarak öngörülen zamanaşımı süresinin dolduğu, Ruanda İş Kanunu'na göre davacının çalışma süresi göz önüne alındığında, davacının çalışma süresinin 1 yıldan az olduğu ve görgüye dayalı tanık beyanı bulunmadığı, davanın iş sözleşmesinin feshinden sonra açıldığı ve sürenin kaçırılması hususunda geçerli bir neden bulunduğunun ispat edilmediği, davacının taleplerinin hak düşürücü süre içerisinde talep edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde çalışılan ülke hukukunun uygulanacağının açıkça ifade edildiği, Kongo İş Kanunu'nun 99. maddesine göre zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu, Nijer İş Kanunu'nun 179. maddesine göre zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğu, Ruanda Cumhuriyeti İş Kanunu'nun 104. maddesine göre zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğu, davacının Kongo'da yapmış olduğu çalışmalarının zamanaşımına uğradığı, Nijer ve Ruanda İş Kanunlarına göre 1 yılın altında çalışılması hâlinde kıdem tazminatına hak kazanılmadığı, Kongo ve Nijer çalışması bakımından zamanaşımı süresinin dolduğu, Ruanda çalışması yönünden ise fazla çalışma, hafta ve genel tatil çalışmasının ispat edilemediği, davalı lehine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinde bir hata bulunmadığı İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Somut uyuşmazlıkta Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı kararı ile daha sıkı ilişkili hukukun tespitinde esas alınabilecek kriterlerin belirlendiğini, buna göre huzurdaki davada Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, dosyada yer alan iş sözleşmesinde Türk mevzuatına atıfta bulunulduğunun görüleceğini, sözleşmenin ilgili hükmünü destekler şeklinde evrakların tamamının Türk hukukuna göre düzenlendiğini, 2. Davacının birden fazla ülkede çalışmış olduğundan mutad işyerinin bulunmadığını, 3. Zamanaşımını kesen ya da durduran sebeplerin varlığının araştırılmadığını, 4. İçtihat değişikliğine gidilmesinden dolayı müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını bu nedenle davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılı açılmadığı, zamanaşımı, vekâlet ücreti ile yargılama giderlerine ilişkindir.1. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı ilâmında açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davacının 16.01.2016-13.09.2016 tarihleri arasındaki çalışma döneminde Kongo hukuku, 26.09.2018-21.02.2019 tarihleri arasında Nijer hukuku ve 22.02.2019-05.06.2019 tarihleri arasında Ruanda hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmıştır. Hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 26.09.2018 -21.02.2019 tarihleri arasında Nijer hukuku ve 22.02.2019-05.06.2019 tarihleri arasında Ruanda hukukunun uygulanması isabetli olmuştur.Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür. Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belge göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 16.01.2016-13.09.2016 tarihleri arasında Kongo'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, tâbi olunan sosyal güvenlik sistemi, iş sözleşmesinin dili ve Türk hukuku gözetilerek yapılması ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 16.01.2016-13.09.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Hükmün kapsamı" başlıklı 297/1-(c) hükmünde hükmün; "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" kapsaması gerektiği belirtilmiştir.Mahkeme kararında hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Somut olayda 26.09.2018-21.02.2019 tarihleri arasında Nijer hukuku ve 22.02.2019-05.06.2019 tarihleri arasında Ruanda hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmıştır. Belirtilen dönemlerde davacının kıdeminin 1 yılın altında olması sebebi ile kıdem tazminatının reddine karar verildiği açıklanmış ve Ruanda dönemi ile ilgili tanık beyanı dahil davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacaklarının ispata elverişli bir delil bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Ancak davacının bahsi geçen dönemlere ilişkin ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti ile Nijer'deki çalışma döneminde zamanaşımına uğramadığı anlaşılan 01.11.2018-21.02.2019 tarihleri arasındaki fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücret alacaklarının reddine ilişkin Anayasa'nın ve 6100 sayılı Kanun’un aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan karar verildiği; bahsi geçen alacak kalemlerinin ret kararının, hangi sebep ya da sebeplerle verildiğine ilişkin açıklama ve gerekçe içermediği görülmüştür. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren bir karar vermek olmalıdır.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.