10. Hukuk Dairesinden, 2004-2008 dönemi çeşitli yardım ödemelerinin sigorta primine esas kazanca dahil edilip edilmeyeceği uyuşmazlığında bilirkişi raporu eksikliğinden bozma kararı.
Özet: Dava, işveren tarafından 2004-2008 yılları arasında çalışanlara ödenen aile, çocuk, yemek ve benzeri sosyal yardımların sosyal güvenlik primine tabi olup olmadığı, bu ödemelerden hatalı olarak tahsil edildiği iddia edilen primlerin iadesi talebiyle açılmış olup; ilk derece ve istinaf mahkemeleri davacının kısmen lehine karar vermişken, temyiz incelemesinde Yargıtay, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yol yardımına ilişkin muafiyet tutarlarının her bir sigortalı bazında dikkate alınmaması nedeniyle kararı bozmuştur.

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/136 E., 2025/91 K.İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 506 sayılı Kanun'un, 4958 saylı Kanun ile değişik 77. madde 2. fıkrası 01.01.2004 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere " Şu kadar ki, ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, ayni yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz." şeklinde düzenlendiğini, bu hükmün 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 80. madde (c) ve (b) bendleri ile değiştirildiğini," b) Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin %30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz. c) (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. " şeklinde değiştirildiğini, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 05.02.20 07... /41 80... /1193 sayılı kararında "...İşverenin yasa ve sözlşeme dışında sigortalısına yaptığı yardım ve ödemeler prim hesabında nazara alınmazlar ve prime tabi tutulmazlar. Bu ödeme ve yardımların ücret ve benzeri ödemelerden tamami ile farklı nedenlere dayandığı bir iş karşılığı değil insani değer yargıları sonucu verildikleri, bu yardımların ayni veya parasal yapılmasının öneminin olmadığını beyan ederek karar verildiğini, Ankara 5. İş Mahkemesine 2012/3 39... /515 Karar sayılı aynı nitelikte karar verildiğini, Yargıtay tarafından onandığını, bu sebepler doğrultusunda 01.01.2004 - 30.09.2008 tarihleri arası çalışanlara ödenen aile yardımı, çocuk yardımı, yemek yardımı, ağır iş yardımı, sosyal yardım, vasıta yardımı, kültür yardımı, sendika yardımı, öğrenim yardımı adı altında yapılan ödemelerin sigorta primine esas kazançlar kapsamında olmadığı halde işçiye yardım niteliğinde olan bu ödemelerin davalı tarafından hatalı yasal dayanağı olmaksızın bu meblağlar üzerinden işveren payı tahsilatı yapıldığı ve fazla ödenen paranın iadesinin gerektiğini, .... Noterliği 05.11.2014 tarihli ihtarname ile Kurumu başvurulduğunu, 04.05.20 15... sayılı cevabi yazıda Kurum tarafından olumsuz yanıt verildiğini beyan ederek, 01.01.2004-30.09.2008 tarihleri arası dönem Kuruma fazladan ödenen ve iadesi gereken 1.735.976,76 TL'nin tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız olduğunu, 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'a aykırı olduğunu, 506 sayılı Kanun'un 77. maddesi birinci fıkarasında bir iş karşılığı olsun veya olmasın para biçiminde yapılan ödelemerin primlerin hesabında esas alınacağını, ikinci fıkrasında prim ödemesinde nazara alınmayacak olan ödemelerin sayıldığını, 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesi (b) ve (c) bendlerine göre ayni yardım olarak değerlendirlmesi mümkün olmayan ödemelerin prime tabi tutulması gerektiğinin açık olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddinin gerektiğini beyan etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli kararı ile "Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 1.578.985,61 TL alacağın her aya ilişkin primlerin Kuruma ödendiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.06.2021 tarihli kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 29.12.2022 tarihli ilamında, "... Somut olayda, yol yardımına ilişkin çalışan her bir sigortalı bazında dava konusu dönem içerisinde ödenen dava konusu alacak tutarlarına ilişkin muafiyet tutarları dikkate alınmadan hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınarak, fazla alacak tahsiline yönelik olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Öncelikle davacı tarafından çalıştırıldığı belirtilen sigortalılarına dava dilekçesinde belirtilen kalemlerin hangilerine yönelik yardımlar yapıldığı ve yapılmış ise hangilerinin yukarıda belirtilen mevzuat kapsamında sigorta primine esas kazanca dahil edilmemesi gerektiği tespit edilerek yapılmış ise prime esas kazanca dahil edilmemesi gereken yardımların ayrı ayrı belirtilmek suretiyle dava konusu dönem içinde, ödenen sigorta primi ve işsizlik sigortası prim tutarları, ait oldukları dönemler ve ödeme tarihleri üzerinden, muafiyetler de gözetilmek kaydıyla konusunda uzman bilirkişi marifetiyle, çalışan her bir sigortalı bazında dava konusu dönem içinde ödenen ve Kanun kapsamında geçen yardım tutarları tespit edilmeli ve iadesi gereken tutar Kurum verileri ile doğrulandıktan sonra usulünce belirlenmeli, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Kararİlk Derece Mahkemesinin 10.04.2025 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.2. Davalı vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, 01.01.2004-30.09.2008 tarihleri arasında çalışanlara ödenen aile yardımı, çocuk yardımı, yemek yardımı, ağır iş yardımı, sosyal yardım, vasıta yardımı, kültür yardımı, sendika yardımı, öğrenim yardımı adı altında yapılan ödemelerin sigorta primine esas kazançlar kapsamında olmaması nedeniyle bu ödemelerin sigorta primine esas kazanca dahil edilmemesi gerektiğinin tespiti ile yersiz ödenen işveren payına ait primlerin tahsili istemine ilişkindir.1.6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun "Bilirkişiye Başvurulmasını Gerektiren Haller" başlıklı 266. maddesi; "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü amirdir.Anılan Kanun'un "Bilirkişilerin Görevlendirilmesi" başlıklı 268. maddesi ise "(1) Bilirkişiler, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulu tarafından hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilir. Ancak kendi bölge listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi olmasına rağmen diğer bir bölgedeki bilirkişinin, görevlendirme yapılan yere daha yakın bir mesafede bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme yapılabilir.(2) Bölge kurulunun hazırladığı listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması hâlinde, diğer bölge kurullarının listelerinden; burada da bulunmaması hâlinde, Bilirkişilik Kanunu'nun 10. maddesinin (d), (e) ve (f) bentleri hariç birinci fıkrasında yer alan şartları da taşımak kaydıyla listelerin dışından bilirkişi görevlendirilebilir.Listelerin dışından görevlendirilen bilirkişiler, bölge kuruluna bildirilir." hükmünü haizdir.Yine aynı Kanun'un "Bilirkişilik Görevini Kabulle Yükümlü Olanlar" başlıklı 270. maddede de "(1) Aşağıda sayılmış olan kişi ya da kuruluşlar, bilirkişilik görevini kabulle yükümlüdürler:a) Resmî bilirkişiler ile 268. maddede belirtilmiş bulunan listelerde yer almış olanlar.b) Bilgisine başvurulacak konuyu bilmeksizin, meslek veya zanaatlarını icra etmesine olanak bulunmayanlar.c) Bilgisine başvurulacak konu hakkında, meslek veya sanat icrasına resmen yetkili kılınmış olanlar.(2) Bu kişiler, ancak tanıklıktan çekinme sebeplerine veya mahkemece kabul edilebilir diğer bir sebebe dayanarak, bilirkişilikten çekinebilirler." hükmü yer almaktadır. 2. İnceleme konusu eldeki dosyada, Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Yargılama sonucu bilirkişi incelemesi gerektirmekte ise Mahkemenin bilirkişi incelemesi yaptırması zorunlu olup incelenecek belgelerin çok olması bilirkişilikten çekilme için yeterli olmadığı gibi Mahkemece başka bilirkişiler bilirkişi listelerinden tespit edilmeli ve önceki bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi raporu aldırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.