İhalenin feshi şikayetinin bir yıllık süre aşımından reddine yönelik istinaf kararına karşı Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından verilen onama kararı ve temyiz usulü karşı oy yazısı.
Özet: Yüksek mahkeme, davalının, ihalenin feshi talebine ilişkin şikayetinin yasal bir yıllık sürenin aşılması nedeniyle reddedilmesi yönündeki bölge adliye mahkemesi ek kararına karşı yaptığı temyiz başvurusunu incelemiş, temyiz itirazlarının usul ve kanuna aykırı bulunmadığına kanaat getirerek söz konusu ek kararı oy çokluğuyla onamış ve temyiz harçlarının temyiz edenden tahsiline hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalılardan ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK'nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi 29.05.2025 tarihli ek kararında yazılı gerekçelere (Kök kararın; ihalenin feshi şikayetinin yasal 1 yıllık süre aşımından reddine ilişkin olmasına) göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ek kararın ONANMASINA, alınması gereken 3.033,70 TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 615,40 TL maktu temyiz harcının temyiz edenden tahsiline, 18.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı;İstinaf (Bölge Adliye) Mahkemelerinin kurulmasını takiben 02.03.20 05... sayılı Kanun ile İİK’nın 363-366. maddeleri değiştirilerek kanun yolları yeniden düzenlenmiş ve değiştirilen bu yeni hükümler, istinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20 Temmuz 2016 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanmıştır.5311 Sayılı kanunu geçici 7. maddesine göre istinaf mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce verilen icra mahkemesi kararları hakkında bunlar kesinleşinceye kadar İİK’nın 5311 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerin uygulanmasına devam edilir.İİK’nın 18.02.1968 tarihli ve 538 sayılı Kanunun 141. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki hali:“Temyiz Kanuni müddet geçtikten sonra yapılan ve temyizi kabil olmayan bir karara taalluk ederse tetkik mercii temyiz takibinin reddine karar verir” şeklinde iken 538 sayılı 18.02.1965 tarihli değişiklik ile yapılan hali:“Temyiz, kanuni müddet geçtikten sonra yapılır veya temyizi kabil olmayan bir karara veya vazgeçme sebebiyle itiraz ve şikayetin reddine veyahut müddeti geçmiş bir şikayete taalluk eder ve tetkik mercii temyiz talebinin reddine karar verir” şeklinde düzenlenmiştir.İİK’nın 365/2. maddesine göre temyiz eden ret kararın kabul etmez ve temyiz dilekçesi diğer tarafa tebliğ edildikten sonra karar sureti ve cevap layihası ile birlikte Yargıtay’a gönderilir. Şu kadar ki, bu halde satış dahil hiçbir icra muamelesi düşmez.”06.06.19 85... sayılı kanun 46. maddesi ile İİK’nın 365. maddesine son fıkra olarak eklenen fıkra “Yargıtay, birinci fıkra kapsamına girdiği halde reddine karar verilmemiş temyiz talebini geri çevirmeyip doğrudan karar bağlar.” Şeklinde bir düzenleme yapılmıştır.Bu hükmün konulma sebebi Yargıtay 01.02.1984 gün ve 1983/9 Esas sayılı İçtihadı Birleştirme Kanunu HUMK 432/4. maddenin yorumlanması şeklinden kaynaklanmaktadır. Bu karara göre yasal süresi geçtikten sonra temyiz edilen veya temyiz kabiliyeti bulunmayan mahkeme kararlarında yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi durumunda, Yargıtay’ca inceleme yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. İİK 368/son fıkra ile ilgili hükmün gerekçesinde bu duruma işlerin lüzumsuz uzamasına neden olduğu 365 maddeye bir fıkra eklenerek Yargıtay’ın bu gibi dosyalar hakkında karar verebilmesinin sağlandığı vurgulanmıştır. Yine 3222 sayılı Kanun’a ilişkin Adalet Komisyonu raporunda “ …yapılan düzenleme ile temyiz kabiliyeti olmayan bir kararın mahalli mahkemece reddedilmeden doğrudan Yargıtay’a gönderilmesi halinde Yargıtay’a tanınan temyiz talebini geri çevirme imkanı kaldırılmış ve doğrudan karar bağlanması kabul edilmiş” denilmektedir.İİK’nın 365. maddesi 02.03.2009 tarihinde 5311 Sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişerek bu günkü şeklini almıştır.Yapılan değişiklik ile “Temyiz dilekçesinin reddi” şeklindeki madde başlığına ‘İstinaf dilekçesinin reddi’ halini almış olup madde metnindeki “Temyiz” kelimesi yerine ‘İstinaf’ ve Bölge Adliye Mahkemesi kelimeleri konulmak sureti ile istinaf sistemine uyumlu hale getirilmiştir. Ayrıca İİK’nın 363/1. fıkrası “ … süresi geçmiş bir şikayete taalluk ederse icra mahkemesi temyiz talebinin reddine karar verir” şeklinde iken “ …süresi geçmiş bir şikayete ilişkin olursa Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri gereğince istem icra mahkemesince reddedilir” şeklinde değiştirilmiştir. Görüldüğü üzere İİK’nın 365. maddesinin 5311 sayılı 02.03.2009 tarihli istinaf mahkemelerinin kurulması ile yapılan değişiklik sonrası hükmü ile değişiklik süresi hükmü özü itibariyle aynıdır. İcra mahkemelerinin istinaf öncesi temyiz talebini ret yetkisi ile istinaf sonrası istinaf talebini ret yetkisi aynıdır. İcra mahkemesinin bu yetkisi temyiz/istinaf süresi geçtikten sonra yapılması ve temyizi/istinafı kabil olmayan bir kararın temyiz/istinaf edilmesi ile sınırlı olup, şikayetin süreden reddi şeklindeki kararları kapsamamaktadır. Bunun dışındaki hallerde icra mahkemesi kararına karşı temyiz/istinaf talebinin reddine karar verme yetkisi Yargıtay/ İstinaf’a aittir.Bu nedenle İİK 365/son fıkrası icra mahkemesinin istinaf yoluna başvurursa yasal süresini geçtikten sonra yapılması veya istinaf yoluna başvurulmasına olanak bulunmayan bir karara karşı yapılması hallerine münhasır olmak üzere istinaf isteminin reddine karar verme hakkı olduğu hallerde karar vermeden istinaf dilekçesini istinaf mahkemesine göndermiş ise istinaf mahkemesinin istinaf başvurusunun icra mahkemesi bu hususta karar vermesi için geri çevirmeyip doğrudan kesin karara bağlayacağını düzenlemektedir.”Kesin” ibaresi istinafın bu kararına karşı temyiz yolunun kapalı olduğunu vurgulamak için yazılmıştır. İİK’nın 365/son fıkrası hükmü HUMK 432/4. maddesini yorumlayan 01.03.1984 tarihli 1983/9-1984/2 sayılı içtihadı birleştirme kararında yasal süre geçtikten sonra temyiz edilen veya temyiz kabiliyeti olmayan mahkeme kararlarında yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmeden Yargıtay’ca inceleme yapılamayacağı sonucuna ulaşmıştır. İcra mahkemeleri yönünden bu soncu ortadan kaldırmak için 06.06.1985 tarihinde 3222 Sayılı Kanun 46. madde değişikliği ile İİK’nın 365. maddesine son fıkra olarak eklenen bir hükümdür. Ancak HMK’nın ve İstinaf sisteminin yürürlüğe girmesi ile birlikte İİK’nın 365/son fıkrasına konuluş amacı ortadan kalkmıştır. İİK’nın 365/1. maddesi icra mahkemesinin istinaf yolu ve başvurunun HMK’nın ilgili hükümleri gereğince reddedilmeyeceğini düzenlemektedir. Bu hükme göre icra mahkemesinin istinaf isteminin reddi konusunda HMK’nın ilgili hükümlerinin uygulanması zorunludur. İcra mahkeme kararı için de uygulanması gereken HMK’nın ‘istinaf dilekçesinin reddi’ başlıklı 346. maddesinin birinci fıkrasına göre “ İstinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkemece istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak sureti ile ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. İstinaf mahkemesi İİK 363. maddesinde sayılan istinafı kabul olmayan bir karar söz konusu ise veya istinaf istemi sürede değil ise istinaf mahkemesi istinaf isteminin reddine karar verir. İİK’nın 365/1-son maddesi hükmü bu kararın kesin olduğu ve temyiz yolunun kapalı olduğu yönündedir. Ancak HMK 352. maddesinde istinaf mahkeme kararının kesin olduğuna ilişkin bir hüküm yoktur. Ayrıca icra mahkemesinin istinaf isteminin kesin veya süresinde olmadığı edeniyle ret kararı vermesi ve bu kararının istinaf edilmesi halinde İİK’nın 365. maddesinde karar için istinaf edilmesi istinaf mahkemesince verilecek kararın kesin olduğu yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. İcra mahkemesi istinaf dilekçesinin reddine karar vermeden dosyayı istinaf mahkemesine gönderir. HMK’nın 352. maddesi ön inceleme başlıklı olup kararın kesin olması veya başvuru süresi içinde yapılması halinde istinaf mahkemesi gerekli kararı (şikayetin reddi) verir. Şu hale göre icra mahkemesi şikayeti süreden reddetmiş olması halinde icra mahkeme kararına karşı istinaf isteminin reddine karar verme yetkisi bulunmamaktadır. Bu itibarla bu halde icra mahkemesinin bir karar vermediği için istinaf mahkemesinin de bu konuda kesin bir karar verme yetkisi yoktur. Somut olayda şikayetçi borçlular satış ilanının usulsüz tebliğ edildiğini ileri sürerek ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, icra mahkemesince şikayetin süre aşımından reddine karar verildiği, şikayetçi borçluların bu karara karşı istinaf yoluna başvurduğu, istinaf mahkemesince, istinaf başvurusunun İİK’nın 365/3. maddesi gereğince reddedildiği bu kararın temyiz konusu yapıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere icra mahkemesinin şikayetin süreden reddine ilişkin kararın istinaf isteminin reddine karar verme yetkisi olmadığı gibi böyle bir karar vermeden istinaf istemini istinaf mahkemesine göndermesi halinde İİK’nın 365/son maddesi uyarınca istinaf mahkemesinin, istinaf istemini kesin olarak reddetme yetkisi yoktur. İcra ve İflas Kanunu 363. maddesi istinaf yolu kapalı (kesin) olan icra mahkeme kararlarını tek tek saymış olup, ihalenin feshi şikayetinin süre aşımından reddi kararı bu kararlar açısından olmadığı gibi bu karar usule ilişkin bir karar olduğundan konu itibariyle kesin bir karar olarak nitelenemez. Öte yandan İİK’nın 365/7. maddesi kapsamında icra mahkeme kararlarını istinaf isteminin HMK’nın ilgili hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiş olup gerek istinaf isteminin reddi başlıklı HMK 346. maddesinde, ön inceleme sonucunda istinaf mahkemesinin verebileceği kararları düzenleyen HMK’nın 352. maddesinde ilk derece mahkemesinin (icra mahkemesinin) süre yönünden red kararı vermesi bulunmamaktadır. Bu hale göre istinaf mahkemesinin İİK 365/1-son maddesi gereğince ihalenin feshi isteminin süreden reddi kararını istinaf isteminin kesin olarak karara bağlanması yetkisi bulunmadığından bu karara karşı temyiz yolu açık bulunmaktadır. Temyiz isteminin esasına girilerek şikayetin sürede olup olmadığının incelenmesi, sonucuna göre karar verilmesi görüşünde olduğumdan çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.18.11.2025