Karşılıklı boşanma davasında mahkemenin kusur belirlemesi, ana ve karşı davaların reddi ile nafaka ve tazminat kararlarının temyizi üzerine Yargıtay incelemesi.
Özet: Boşanma davasında, Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin erkeği tam kusurlu sayıp kadının davasını kabul eden, erkeğin karşı davasını reddeden kararını; kadının dava sonrası eylemlerinin değerlendirilmemesi gerektiğini ve iddialarının ispatlanamadığını belirterek hem kadının hem de erkeğin boşanma taleplerini reddetmiştir. Ancak Yargıtay, erkeğin karşı davasını açtığı tarihten önceye ait, kadının ortak konutta başka bir erkekle birlikte olduğunu gösteren video kaydı ve buna ilişkin ceza soruşturması belgelerinin, evlilik birliğinin temelden sarsılıp sarsılmadığı ve kusur belirlemesi açısından Bölge Adliye Mahkemesince yeterince değerlendirilmediğini vurgulayarak, konunun yeniden incelenmesi gereğine işaret etmiştir.
2. Hukuk Dairesi         2025/3299 E.  ,  2025/10122 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2699 E., 2025/283 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 3. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/370 E., 2023/474 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın reddi, reddedilen nafakalar ve reddedilen tazminatlar yönünden; davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, karşı davanın reddi ve reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, tarafların temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı- karşı davalı kadın vekilinin asıl davanın reddine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .
2.Davalı- karşı davacı erkek vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda; İlk Derece Mahkemesince erkek tam kusurlu kabul edilerek kadının açtığı asıl boşanma davasının kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile boşanmalarına ve feri'îlerine, erkeğin açtığı karşı boşanma davasının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi hükmünü davalı-karşı davacı erkek vekili istinaf etmiş, Bölge Adliye Mahkemesince; Mahkemece erkeğin davasının reddine karar verilmesi isabetli ise de, karar gerekçesinde özel boşanma sebebi olan zinanın hangi nedenle sabit olmadığı açıklanmadan yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, açıklanan hususlarda değerlendirme yapılarak karar gerekçesinin düzeltilmesinin uygun görüldüğü, buna göre erkeğin açtığı davada, kadının zinası ve evlilik birliğinin kadından kaynaklanan sebeplerle temelinden sarsılmış olduğu iddiaları ispatlanamadığından erkeğin karşı davasının reddine karar verilmesi gerektiği, kadının davasının ise kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, tanık H. Ş.'ün beyanlarında geçen eylemlerin kadının açtığı dava sonrasında gerçekleştiği gibi 6284 sayılı kanun uyarınca işlem yapılmasına sebebiyet verilen olayların da yine kadının açtığı dava sonrasında olduğu, her davanın açıldığı tarihteki koşullarla değerlendirileceği, dava tarihinden sonra gerçekleşen eylemlerin ıslah ile dava konusu edilemeyeceği, ancak ayrı bir davanın konusunu oluşturabileceği, dolayısıyla kadının açtığı dava sonrasında gerçekleşen eylemlerin kadının davası yönünden dikkate alarak kusur değerlendirmesi yapılmasının hatalı olduğu, Mahkemece kadının sair iddialarının ispatlanmadığının belirtildiği ve bu tespitler aleyhine kadın tarafından istinaf yoluna başvurulmadığı, bu durumda, kadının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile asıl davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılarak kadının davasının da reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın reddi, reddedilen nafakalar ve reddedilen tazminatlar yönünden, erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı davanın reddi, reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede sarsıldığının sabit olması gerekir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; erkeğin zina mümkün olmadığı takdirde evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açtığı karşı boşanma dava tarihinin 07.09.2022 olduğu, erkeğin delil olarak sunmuş olduğu ve bilirkişi tarafından çözümü yapılan DVD-R içindeki video kaydında kadının başka bir erkekle ortak konutta bulunduğu, kadının bu eylem tarihinin 02.09.2022 olduğu, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/17749 sayılı soruşturma dosyasında erkeğin 02.09.2022 tarihli bu eylemi nedeniyle konut dokunulmazlığını ihlal suçundan erkek hakkında takipsizlik kararı verildiği, yine aynı olaya ilişkin Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2023/427 E. Sayılı dava dosyasında erkeğin üzerine atılı özel hayatın gizliliğini ihlal etme suç tarihinin sehven 23.09.2022 olarak yazıldığı, ancak söz konusu eylem tarihinin 02.09.2022 olduğu dosya içeriğinden anlaşıldığı görülmüştür. Erkeğin karşı dava dilekçesinde de bu eyleme vakıa olarak dayandığı, video kaydına konu eylem asıl dava tarihinden sonra gerçekleşmiş olup bu vakıanın kadının asıl davasında kusur olarak yüklenmemesi doğru ise de, bu vakıa erkeğin karşı davasından önce gerçekleştiğinden kadına karşı davada kusur olarak yüklenmesinin gerektiği, erkek tarafından delil olarak sunulan DVD içeriğindeki video kaydı ve fotoğraflardan anlaşıldığı üzere, kadının güven sarsıcı davranışlar sergilediği sabit olup bu durumda davacı karşı davalı kadın kadın tam kusurludur. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-karşı davacı erkek dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, erkeğin evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile açtığı karşı davanın kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile karşı davanın reddi doğru bulunmamıştır.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının erkeğin karşı davasının reddi yönünden davalı- karşı davacı erkek yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre erkeğin davası ve fer'î talepler konusunda yeniden hüküm kurulması gerekli hale geldiğinden fer'î taleplere yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2.Davacı- karşı davalı kadın vekilinin asıl davanın reddine yönelik temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadının davasının reddi yönünden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıdaki temyiz giderinin ..............a yükletilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıran ...........e iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.