İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, davacının imza sahteciliği ve yurt dışında olma iddialarına rağmen kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olduğuna hükmederek menfi tespit davasını reddetti ve kötü niyet tazminatına karar verdi.
Özet: Bu menfi tespit davasında davacı, aleyhindeki icra takibine esas teşkil eden senedin üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ve keşide tarihinde yurt dışında olduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir; ancak mahkeme, alınan bilirkişi raporuyla imzanın davacıya ait olduğunu belirlemiş, senedin düzenlenme tarihi ile gerçek düzenlenme tarihinin aynı olmama ihtimalini gözeterek davacının yurt dışı argümanını yeterli bulmamış, böylece davanın reddine karar vermekle kalmayıp, davacının kendi imzasını bilebilecek durumda olması ve davalı alacaklının alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle yaşadığı mağduriyet dikkate alınarak davacıdan %35 oranında kötüniyet tazminatının davalıya ödenmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına hükmetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/485 Esas
KARAR NO :2026/118
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:07/07/2025
KARAR TARİHİ:11/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine ilişkin olarak müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, takip dosyasına konu 31/01/2019 vade tarihli 650.000,00 TL bedelli senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin imzasının taklit edilerek atılmış olduğunu ve senedin düzenlendiği tarihte müvekkilinin yurt dışında olduğunu beyanla müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve davalıdan %20 oranında kötüniyet tazminatının tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ise; imzanın sahte olduğuna ilişkin iddianın asılsız olduğunu, davacının senedin düzenlendiği tarihte yurt dışında olduğuna ilişkin argümanının kendi başına imzanın sahte olduğuna dair kanıt oluşturmayacağını ve borçlu kefil tarafından kötüniyetle borçtan kurtulmak maksadıyla imzaya itiraz edilmiş olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
GEREKÇE:
Dava; icra takibine konu senetten kaynaklı davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır.
Eldeki davada çözümlenmesi gereken husus senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığıdır.
Uyuşmazlığın çözümü teknik inceleme gerektirdiğinden bilirkişi raporu alınmıştır.
Bilirkişi raporunda; davaya konu bonodaki imzanın tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi yönünden davacıya ait olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Her ne kadar keşide tarihi itibarıyla davacının yurt dışında olduğu sabit ise de kambiyo senedinin kaydi olarak düzenlendiği tarih ile gerçekte düzenlendiği tarihin aynı olmasının zorunlu olmadığı, hatta diğer unsurları tam ise keşide tarihinin hiç yazılmamasının dahi mümkün olduğu, menfi tespit davasında imza inkarında bulunan davacının haksız çıkması halinde aleyhine para cezasına hükmolunmasını gerektiren yasal bir düzenlene bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Son olarak; davacının, senetteki imzanın kendisine ait olup olmadığını bilebilecek durumda olduğu, imza incelemesinin niteliği gereği uzun süren bir işlem olduğu, geçen sürede alacaklının alacağını geç tahsil etmesi nedeniyle ekonomik açıdan yaşadığı mağduriyet dikkate alınarak takdiren %35 oranındaki tazminatın davacıdan alınıp, davalıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçede açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Takip çıkışının %35'i oranındaki kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davalının para cezasına yönelik isteminin reddine,
4-Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının 2.599,77 TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 1.867,77 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Maliyeye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı vekille temsil olunduğundan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalanın karar kesinleştikten sonra ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/02/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır