Mirastan mal kaçırma iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, murisin ölünceye kadar bakma sözleşmesi ve bakım karşılığı yaptığı devirlerin muris muvazaası teşkil etmediğine dair kararın temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, muris babasının bir taşınmazı davalı kardeşine, muris annesinin de babadan aldığı taşınmazları davalıya devrederek kendisini mirastan mahrum bırakmaya çalıştığını iddia ederek tapu iptali ve tescil talep etmiştir. Davalı ise temliklerin ölünceye kadar bakma sözleşmesinin gerekleri veya bakım karşılığı minnet duygusuyla yapıldığını, mal kaçırma kastı olmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi ve istinaf, murislerin amacının mirasçılar arasında mal bölüştürme veya davalıya bakım karşılığı temlik olduğunu, devir oranının makul ve muvazaasız olduğunu belirterek davayı reddetmiştir. Davacı temyizinde, tanık beyanları, murislerin gerçek iradeleri, malvarlığı oranları ve baskı iddiaları doğrultusunda kararların bozulmasını talep etmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2025/1646 E.  ,  2025/6194 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/934 E., 2025/356 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/240 E., 2024/77 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının murisi ...'nın 92... parselde 4 mesken ve 1 işyerinin bulunduğunu, murisin taşınmazdaki 1 ve 4 numaralı bağımsız bölümü eşi ...'ya, 2 numaralı bağımsız bölümü oğlu ...'ya, 3 numaralı bağımsız bölümü davacıya vereceğini söylediğini, iş yeri vasıflı 5 numaralı bağımsız bölümü ise uhdesinde tutacağını belirttiğini, murisin 16.05.1994 tarihinde davacıya 3 numaralı bağımsız bölümü ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devrettiğini ancak uhdesinde tutacağını söylediği 5 numaralı bağımsız bölümü davalı ...'ya temlik ettiğini; davacının annesi muris ...'nın, 16.05.1994 tarihinde eşi ...'dan aldığı 2 adet meskeni 17.04.2000 tarihinde oğlu ...'ya devrettiğini, murislerin işlemlerinin mirastan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek 1 92... parselde kayıtlı 1, 4 ve 5 numaralı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davalının akdedilen ölünceye kadar bakma sözleşmesinin gereklerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, muris tarafından hiçbir şekilde mal kaçırma kastı ile hareket edilmediğini ve davacı tarafça da bizzat imzalanan ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile bütün mirasçılara miras hakkı verildiğini, murisin terekesinde de malvarlığı bulunduğunu, annesi muris ...’nın 1 ve 4 numaralı bağımsız bölümleri bakım karşılığı devrettiğini, muris ...'nın hem eşine olan bakım borcunu yerine getiren hem de kendisinin bakımını üstlenen ve gelecekte sağlık sorunlarının arttığı dönemde de kendisine bakacak olan oğlu davalıya, eşinden aldığı taşınmazları devrettiğini, anne ...'nın bu tutumunda kızı olan davacının 1990'lı yılların başında dava konusu aile apartmanından ayrılması ve babası olan murise karşı bakım borcunu yerine getirmemesinin etkili olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; muris ...'nın taşınmazlarının bir kısmını tüm mirasçıları arasında paylaştırdığı, davalıya da aynı resmi senet ile taşınmaz devrettiği, muris ...'nın amacının yapılan temlik işlemleri ile mirasçıları arasında mal bölüştürme iradesiyle olduğu, yine muris ...'nın devir işleminin bütün malvarlığına oranına ve mirasçı sayısına göre makul sayılabilecek ölçüde olduğu, devrettiği taşınmazlardan bir tanesinin intifa hakkını üzerinde bıraktığı ve ölünceye kadar burada ikamet ettiği, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuz olup malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği, buna göre murisin gerçek irade ve amacının diğer mirasçısından mal kaçırma olmadığı, murisin yıllarca bakımını yapan davalı oğluna minnet duygusu ile hizmet karşılığı temliki yaptığı, satış işleminin muvazaalı olmadığı, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tanık beyanları ile iddianın kanıtlandığını, her iki murisin yaptığı işlemlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, muris ...’nin yaptığı işlemin değerlendirilmediğini, muris ...’in en kıymetli taşınmazlarını oğluna temlik ettiğini, davacının yapılan işleme rızası olmadığını, kendisine temlik edilen taşınmazı da davalının baskıları sonucu davalıya devretmek durumunda kaldığını, muris ...’nin bakıma ihtiyacı olmadığını, temlikin minnet duygusu ile yapılamayacağını, davacının da murisleri ile ilgilendiğini ancak kız çocuğu olduğu için taşınmazların davalıya devredildiğini, murisin maaşının da davalı tarafından kullanıldığını, temlik tarihinde de murisin bakıma ihtiyacı olan bir kişi olmadığını, muris ...’nin temlik tarihinde dava konusu 2 adet taşınmaz dışında taşınmazı olmadığını, murisin yaptığı temlikin tüm malvarlığına oranının makul sayılamayacağını, murislerin davalının baskısı altında temlikleri yaptığını, davacının da adına kayıtlı taşınmazı bu baskı nedeniyle devretmek zorunda kaldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; muris ...’nın 24.04.2002 tarihinde öldüğü, geride eşi ... ile çocukları olan tarafların mirasçı olarak kaldığı, muris ...’nin de 15.09.2021 tarihinde öldüğü, muris ...’in 30.05.1994 tarihli ölünceye kadar bakma akdi ile dava konusu 1 92... parseldeki 1 ve 4 nolu bağımsız bölümleri eşi olan ...’ye, 2 ve 5 nolu bağımsız bölümleri davalıya, dava dışı 3 nolu bağımsız bölümü de davacıya temlik ettiği, muris ...’nin dava konusu 1 ve 4 nolu bağımsız bölümleri 17.04.2000 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği, davacının muris ... ve muris ... tarafından davalıya temlik edilen 1, 4 ve 5 nolu bağımsız bölümler için eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; muris ... tarafından davalıya temlik edilen 5 nolu bağımsız bölüm yönünden, murisin aynı resmi akit ile davacıya da aynı taşınmazda bağımsız bölüm temlik ettiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerinde değildir.
Davacının 1 ve 4 nolu bağımsız bölümlere yönelik temyiz itirazına gelince;
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Böyle bir durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237., (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ile durumun aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup-olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Ancak semenin, bir başka ifade ile malın bedelinin mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emek de olabileceği kabul edilmelidir. Esasen muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın, mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinde kuşku yoktur.
Somut olayda; muris ...’nin temlik tarihi itibariyle malvarlığının tümünü oluşturan dava konusu 1 ve 4 nolu bağımsız bölümleri 17.04.2000 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği kayden sabit olup davalının anılan taşınmazların bakım karşılığı devredildiğini belirttiği ancak dosya kapsamından muris ...’nin 17.04.2000 tarihi itibariyle dava konusu taşınmazları devretmesini gerektirecek ölçüde bakıma ihtiyacı olmadığı hususu; davacının 1990'lı yılların başında dava konusu aile apartmanından ayrılması ve babasına karşı bakım borcunu yerine getirmemesi nedeniyle de muris ...’nin dava konusu devirleri yaptığına ilişkin davalı savunması birlikte değerlendirildiğinde muris ...’nin temlik tarihinde malvarlığının tamamını oluşturan 1 ve 4 nolu bağımsız bölümleri tek erkek evladı olan davalıya mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı temlik ettiği sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca; dava konusu 1 ve 4 nolu bağımsız bölümler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekilinin değinilen yön itibariyle yerinde görülen temyiz itirazının kabulüyle, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3- İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.