Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinde nakliye hizmeti faturası alacağından doğan borca haksız itirazın iptali ve icra takibinin devamı talepli dava.
Özet: Davacı, davalıya sağladığı nakliye hizmeti karşılığında düzenlediği faturanın ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalının borca, faize ve yetkiye haksız itiraz etmesiyle takibin durması üzerine, bu itirazın iptaliyle takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ederken; davalı, icra takibine borcunun bulunmadığını ve yetkisizliği ileri sürerek itiraz etmiş ancak bu davaya cevap vermemiş, evrakta ise tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve ilgili kanun maddeleri ışığında itirazın iptali talebinin değerlendirilmesi yer almaktadır.

T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2025/701 Esas - 2026/79
T.C.ANKARA12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2025/701 EsasKARAR NO : 2026/79T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RDAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 26/08/2025KARAR TARİHİ : 04/02/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 19/02/2026 Mahkememizde görülen yukarıda yazılı davanın yapılan açık yargılaması sonunda;DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalıya sağladığı nakliye hizmeti karşılığında 21/06/2025 tarihli ve 23.852,79 TL bedelli faturayı düzenlediğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine ... .... .... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalının borca, faize, fer'ilerine ve yetkiye haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesiyle takibin durduğunu, para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ifa edileceğine ilişkin Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi gereğince takibin yetkili icra dairesinde açıldığını, davalının itirazında alacakla ilgisiz olarak "kira ilişkisi bulunmadığı" yönünde beyanda bulunmasının ve ödeme yaptığına dair dekont gönderip sonrasında soyadı yanlışlığı bahanesiyle müvekkilini oyalamasının kötü niyetli olduğunu ve takibi uzatma amacı taşıdığını ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin işlemiş ve işleyecek faizleriyle birlikte devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.CEVAP : Davalı davaya karşı cevap vermemiş, icra dosyasına sunduğu borca itiraz dilekçesinde, müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında bir kira ilişkisi de olmadığını, alacaklının taleplerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, icra takibine konu borca, faize, faiz türüne ve tüm fer'ilerine açıkça ve kesin olarak itiraz ettiğini, ayrıca müvekkil şirketin yerleşim yerinin Dörtyol olması nedeniyle icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiğini bildirerek takibin durdurulmasını talep etmiştir.DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, ... .... .... Esas sayılı takip dosyası, 21/06/2025 tarihli fatura, tarafların ticari defter ve kayıtları, vergi dairelerinden gelen karşılaştırmalı alış-satış analiz raporları, 23/12/2025 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, nakliye hizmetinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafından verilen nakliye hizmeti karşılığında düzenlenen 21/06/2025 tarihli ve 23.852,79 TL bedelli faturanın ödenmemesi üzerine ... .... .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının borca itirazı üzerine takibin durduğu, davacı vekilinin, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesi istemiyle bu davayı açtığı, davalının ise davaya karşı cevap vermediği, icra dosyasına verdiği itiraz dilekçesinde borcu bulunmadığını savunarak takibe itiraz ettiği görülmüştür.İİK'nın ilamsız icra takibinin düzenlendiği 62/1. maddesinde "İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur.", 66/1. maddesinde "Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur." 67. maddesinde "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemeleri yer almaktadır.İcra dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklının 23.852,79 TL asıl alacağın tahsili amacı ile ... .... ... Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başladığı, örnek 7 ödeme emrinin borçluya 15/07/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin İİK'nın 62/1. maddesinde düzenlenen yedi günlük süresi içerisinde 17/07/2025 tarihinde icra dairesine başvurarak, borca, faize, fer'ilerine ve yetkiye itiraz ettiği, İİK'nın 66/1. maddesi gereğince itiraz üzerine icra takibinin durduğu, davacı alacaklının İİK'nın 67/1. maddesinde gösterilen bir senelik süre içerisinde 26/08/2025 tarihinde davalı borçlunun itirazının iptali için bu davayı açtığı görülmektedir.TTK'nın 21/2. maddesi "Bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır" şeklinde düzenlenmiş olup, buna göre fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz ise de ticari defterlere kaydedilmiş olması malın teslim alındığı ve içeriğinin kabul edildiğine karine teşkil eder. Faturayı alan kişi 8 gün içinde faturaya itiraz etmezse, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin bulunmadığının faturayı alan kişi tarafından ispat edilmesi gerekir.SMMM bilirkişi ... .... .... tarafından düzenlenen 23/12/2025 tarihli raporda, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacının davalıya düzenlediği dava konusu 21/06/2025 tarihli ve 23.852,79 TL tutarlı faturanın davacı defterlerine kaydedildiği, ancak muhasebe fişinde fatura bedelinin kasadan nakit olarak tahsil edildiğine ilişkin kayıt bulunduğunun tespit edildiği, bu kayda göre davacının defterlerinde davalıdan bir alacağının görünmediği; davalının ise defter ve belgelerini ibraz etmediği, ancak davalıya ait vergi dairesi kayıtlarının incelenmesinde, davalının davacıdan dava konusu faturanın KDV hariç tutarı olan 20.562,75 TL'lik bir alış belgesi bulunduğunu bildirdiğinin görüldüğü, bu durumun davacının satış beyanı ile uyumlu olduğu, sonuç olarak, davacı defterlerindeki nakit tahsilat kaydına göre davacının alacağı bulunmadığı, ancak mahkemece bu kaydın bir muhasebe hatası olarak değerlendirilmesi halinde davacının 23.852,79 TL alacaklı olacağının kabul edilebileceği şeklinde görüş bildirilmiştir.Davacı vekili 23/12/2025 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak verdiği 29/12/2025 tarihli beyan ve itiraz dilekçesinde, rapordaki aleyhe hususları kabul etmediğini, davalı borcunun sabit olduğunu, yevmiye defterinde ödeme şeklinin nakit olarak belirtilmesinin müvekkilinin bir ödeme aldığının göstergesi olmadığını, bu kaydın müvekkilin muhasebecisi tarafından ödemenin nakit yapılacağı düşünülerek usulen yazıldığını, müvekkilinin alacağını hala tahsil edemediğini, davalının vergi dairesi kayıtlarının da alacağın varlığını desteklediğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde,... .... .... Esas sayılı takip dosyası, 21/06/2025 tarihli fatura, davacının ticari defter ve kayıtları, vergi dairelerinden gelen karşılaştırmalı alış-satış analiz raporları, mahkememizce dosyaya uygun ve gerekçeli görülerek hükme esas alınan 23/12/2025 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;Davacının davalıya verdiği nakliye hizmeti karşılığında düzenlediği fatura bedelinin tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının itirazı üzerine bu davanın açıldığı, davalının defter ve belgelerini sunmamasına ve vergi kayıtlarında davacıdan fatura tutarıyla uyumlu bir alış yaptığını bildirmesine karşın, davacının usulüne uygun tutulmuş ve kendi lehine delil teşkil eden ticari defterlerinde, dava konusu 23.852,79 TL'lik faturanın bedelinin nakit olarak tahsil edildiğine dair açık bir muhasebe kaydının bulunduğu, davacı vekilinin bu kaydın muhasebe hatası olduğuna yönelik beyanının soyut iddiadan öteye geçemediği ve başkaca bir delille desteklenmediği, bir tacirin kendi ticari defterlerindeki aleyhine olan bir kaydın aksini yine aynı değerde bir delille ispatlaması gerektiği, davacının alacağın varlığını ispatla yükümlü olduğu, ancak kendi ticari kayıtlarının alacağın ödendiğini göstermesi karşısında bu yükümlülüğünü yerine getiremediği, bu durumda davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan kanıtlanmış bir alacağının bulunmadığı ve davalının icra takibine yaptığı itirazın yerinde olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın reddine,2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, 615,40 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,5-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, dava değeri itibarı ile kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/02/2026 ¸ e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır