Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık davasında temyiz süresi karışıklığı ve sanığın yanıltılmasıyla birlikte lehe bozma sonrası yargılama gideri tahsilini düzelterek mahkumiyet hükmünü onamıştır.
Özet: Hırsızlık davasında, önceki bir bozma kararı nedeniyle uygulanması gereken 7 günlük temyiz süresi yerine mahkemece sanığa hatalı olarak 15 günlük süre bildirilmesi üzerine, temyizin süresinde kabul edildiği; ancak lehe bozma sonrası yargılama giderlerinin sanıktan tahsil edilemeyeceği gerekçesiyle hükmün giderlere ilişkin kısmının düzeltilerek Hazine üzerinde bırakılmasına karar verilerek, diğer yönlerden usul ve yasaya uygun bulunan hükmün bu şekilde onandığı belirtilmektedir.
2. Ceza Dairesi         2024/6002 E.  ,  2025/17149 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/277 E., 2023/93 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
05.08.2017 tarihli ve 30145 Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21. maddesiyle; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 291. maddesinde düzenlenen 7 günlük temyiz süresi 15 güne çıkarılmıştır. Dolayısıyla; 5271 sayılı Kanun'un temyiz hükümlerine tabi olan kararların temyiz süresi 15 gün olup, 05.08.2017 tarihli yasal değişikliğin yapıldığı tarihte ve sonrasında verilecek kararlar hakkında uygulanacaktır. Fakat 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen kararlar ve bu kararlarla ilgili Yargıtayın bozma kararları sonrasında yapılan yargılamaya göre verilecek yeni kararlar, 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda yer alan temyiz hükümlerine tabidir. 20 Temmuz 2016 tarihinden önce Mahkeme tarafından karar verilip de Yargıtayca yapılan temyiz incelemesinde bozulan bir karar sonrasında verilen yeni karara karşı da eski kanun yolu usûlü ve süresi olan 7 gün tatbik edilecektir. Mahkemece kısa karar ve gerekçeli kararda temyiz süresi 15 gün olarak belirtilerek sanık ... yanıltıldığından temyizinin 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca süresinde olduğu kabul edilmekle, sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Lehe bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasından yargılama giderlerine dair bölüm çıkarılarak yerine "Bozma kararından önceki ilk kararda belirtilen yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline, bozma sonrası yargılama giderlerinin ise aleyhe temyiz olmaması nedeniyle Hazine üzerinde bırakılmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.