10. Hukuk Dairesinin, iş mahkemesinin haksız tahsil edilen prim borcunun işlemiş faiz alacağına yönelik bozma sonrası kararının davalı kurumca temyizine dair incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacıdan maaş kesintisi yoluyla haksız tahsil edildiği ve önceki bir mahkeme kararıyla iadesine hükmedilen prim borcunun faiz alacağına ilişkindir. Davacı, bu bedelin ilk kesinti gününden itibaren işleyecek faizi ile dava tarihinden itibaren bu faize ayrıca yasal faiz işletilmesini talep etmiş, ıslahla talebini artırmıştır. Davalı kurum ise faiz ve anapara için ayrı dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu, yasal faizin zaten ödeneceğini savunmuştur. İlk derece mahkemesinin esası hakkında karar vermeye yer olmadığı yönündeki hükmü, Yargıtay tarafından faiz başlangıç tarihi, toplu ödeme durumu ve faize faiz işletilemeyeceği gerekçeleriyle bozulmuştur. Bozma kararına uyan ilk derece mahkemesinin benzer yöndeki ikinci kararı üzerine davalı kurum tekrar temyiz etmiştir; uyuşmazlık, haksız tahsil edilen primlere uygulanacak faizin başlangıç tarihi ve faize faiz işletilmesi yasağı ekseninde yoğunlaşmaktadır.
10. Hukuk Dairesi         2025/13875 E.  ,  2025/15389 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi

SAYISI: 2024/123 E., 2025/44 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurum tarafından 6183 sayılı Kanun'un 35. ve mükerrer 35. maddesine aykırı olarak şirketten ve şirket ortaklarından tahsil edilip edilmeyeceği tam tespit edilmeden şirket ortağı olmayan davacıdan haksız şekilde prim borcu tahsil edildiğini, Bakırköy 26. İş Mahkemesinin 2013/22 sayılı dosya ile açılan menfi tespit ve istirdat davasında bu şekilde ve yasal olmayan yolla alınan 19.974.19 TL'nin istirdadına karar verildiğini, para, peyderpey ve taksitler halinde davacının maaşından kesinti şeklinde alındığını, toplam kesinti miktarının 19.974,19 TL olduğunu, 19.974,19 TL'nin ilk kesinti gününden bu güne kadarki faizini telep ettiklerini, faiz alacaklarının, kademeli hesaplama ile 6.000,00 TL civarında olduğunu fazlaya ilişkin hakları saklı olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilişikte fotokopisi bulunan 2006/4 52... /234 sayılı içtihadında da belirtildiği gibi alacak sırf faiz alacağına yönelik ise faize faiz de istenebileceğini belirterek istirdadına karar verilen 19.974,19 TL'nin ilk kesinti gününden bugüne kadar ki miktarının ayrı ayrı faizlerinin hesaplanarak, (fazlasını isteme hakkı baki kalmak üzere) toplam 6.000,00 TL faizinin tahlisine karar verilmesini, talep ettikleri meblağa ayrıca dava tarihinden itibaren yasal faiz de verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, 01.06.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 7.657,65 TL olarak artırmıştır.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; istirdadı talep edilen alacağın ana parası için ayrı, faiz için ayrı dava açmasının hukuki olmadığını, davacının istirdat talepli davası kesinleştiği takdirde (faiz talebinde bulunmamış olsa bile) karar tarihinden itibaren kendisine yasal faizi ile birlikte alacağının ödeneceğini bu nedenle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya yönelik istem yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2015 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Kesinleşen dava ile 12.05.2008-15.12.2011 tarihleri arasında davalı Kurumca yapılan kesintiler toplamının 19.974,19 TL olduğu ve bu tutar kadar alacaklı olduğu belirlenen davacının açtığı bu dava ile yapılan kesintilere her bir kesinti tutarından itibaren işleyen yasal faizinin davalı Kurumdan tahsilini istediği, aldırılan bilirkişi raporundan sonra bulunan faiz alacağı miktarına dava tarihinden itibaren ayrıca yasal faiz istenilmesine dair talep üzerine yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş ise de, öncelikle davacının talebine göre kesinleşen Mahkeme kararına dayalı olarak Kurumca haksız kesintilerin iade edilip edilmediği, toptan ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun sorulması ile yapılmış ise bu tarihe (toptan ödeme) kadar, işlemiş faiz hesabının yapılabileceğinin dikkate alınması ile davanın yasal dayanağını oluşturan ve yersiz alınan primlerin iadesini düzenleyen 506 sayılı Kanun'un 84. maddesine göre, (5510 sayılı Kanun'un 89. maddesi) iadesine karar verilen yersiz primlerin geri verilmesinde faiz başlangıcı, primin Kuruma yatırıldığı tarihi (ödemeyi) takip eden aybaşı olarak belirlenmesi gerekirken; Kurumca tahsil tarihlerinden itibaren işlemiş faiz hesabı yapan yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Kabule göre de davanın zaten işleyen faiz alacağı istemine ilişkin olduğu dikkate alınarak, faize faiz işletilmesinin mümkün olmadığı hususunun dikkate alınmaması ve hükmedilen faiz tutarına faiz işletilmesi, isabetsizdir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya yönelik istem yönünden ise davanın reddine ..." dair karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararı haksız, hukuka, kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, faiz alacağı istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.