Azınlık vakfının mezarlık vasıflı taşınmazın tapu iptali ve tescili talebinde, kadastroda oluşan hak düşürücü süre ve 5737 sayılı kanunun özel hükümlerinin çatışması.
Özet: Bir cemaat vakfı, 1950 yılında kadastro tespitiyle hatalı olarak belediye adına tescil edilen ve kendi mezarlığı vasfını taşıyan taşınmazın tapu kaydının iptali ile kendi adına tescilini talep etmiş; davalı belediyenin 3402 sayılı Kanun’un 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre itirazına rağmen, yerel mahkeme, 5737 sayılı Kanunun geçici 7. ve 11. maddelerinin özel hüküm niteliğinde olması ve taşınmazın 1936 beyannamesinde belirtilerek Ermeni cemaati tarafından kesintisiz mezarlık olarak kullanılması gerekçeleriyle davanın kabulüne karar vermiştir.
1. Hukuk Dairesi         2024/3115 E.  ,  2025/4560 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/386 E., 2024/57 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu 3 72... parsel sayılı taşınmazın mezarlık vasfında olup davacı cemaat vakfına ait olduğunu, ancak 1950 yılında yapılan kadastro çalışmalarında davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini, azınlıklara ait mezarlıkların mülga 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 160. maddesi ve 11410 sayılı Mezarlıklar Nizamnamesi uyarınca Belediyeler adına tescil edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, kadastro tespitinin hukuki dayanağı olmayıp oluşan tescilin yolsuz olduğunu, Vakıflar Kanunu geçici 11. maddesi gereğince yapılan başvuruda eski (3 61... ) mezarlığın verildiği ancak ikinci mezarlığın reddedildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; iddiaların yerinde olmadığını, taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini, davanın asıl muhataplarının Hazine veya ... olduğunu, hak düşürücü süre ve husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
İhbar olunan İdare vekili, taşınmazın müslüman mezarlığı olduğundan Belediyeye devredildiğini, başvurunun reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.12.2015 tarihli ve 2014/189 Esas, 2015/377 Karar sayılı kararıyla, iddiaların ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.10.2020 tarihli ve 2019/1498 Esas, 2020/4036 Karar sayılı kararıyla; kadastro tespitinin kesinleştiği 17.04.1950 tarihinden davanın açıldığı 09.05.2014 tarihine kadar 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilip kararın bozulmasına karar verilmiş, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin Dairece 23.09.2021 tarihinde reddine karar verilmiştir.
İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.11.2021 tarihli ve 2021/262 Esas, 2021/337 Karar sayılı kararı ile; davanın 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 10.01.2023 tarihli 2022/6726 Esas, 2023/55 Karar sayılı kararı ile; 5737 sayılı Kanun'un geçici 7. ve geçici 11. maddeleri özel düzenleme olup şartların gerçekleşmesi halinde mülkiyetin Vakıf adına tescil edileceği, özel kanun niteliğindeki bu düzenleme gereği 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı, bozma kararı maddi hataya dayalı olduğundan usulü müktesep haktan bahsedilemeyeceği, işin esasıyla ilgili bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, davalı vekilin karar düzeltme isteği Dairece 20.11.2023 tarih, 2023/4935 Esas, 2023/6551 Karar sayılı ilam ile reddedilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taşınmazın 1936 Beyannamesi'nde bildirilen yer olduğu, Ermeni Cemaatinin mezarlığı olarak kesintisiz bir şekilde kullanıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın hak düşürücü geçtikten sonra açıldığını, husumet yöneltilemeyeceğini, 5737 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesi kapsamında yapılan başvurunun reddedildiğini, Vakıflar Meclisinin karar vermeye yetkili olduğunu, anılan mezarlıkta 13 gayrimüslim olup müslüman mezarlığı vasfında olduğunu, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, 5737 sayılı Kanun'un geçici 7. ve 11. maddelerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 3 72... parsel sayılı mezarlık vasıflı 9.1 52... miktarlı taşınmazın 17.04.1950 tarihli tesis kadastrosu ile davalı ... Belediyesi adına kayıtlı olduğu, kadastro çalışmalarında............ mezarlığı olan taşınmazın 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 160. maddesi ve 11410 sayılı Mezarlık Nizamnamesi 1. ve müteakip maddeleri gereğince İstanbul Belediyesi adına senetsizden tespit edildiği, Kadastro Komisyonunun 17.04.1950 tarihli kararı ile davalı adına tespitine karar verilerek askı ilan süresinde itiraz edilmediğinden kesinleştiği, davacı Vakıf tarafından 01.08.2012 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne 5737 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesi gereğince tescil başvurusu yapıldığı, Vakıflar Meclisinin 12.12.2012 tarihli kararı ile dava konusu yerin müslüman mezarlığı olarak kullanıldığı ve dava konusu taşınmazın davacı vakfın 1936 Beyannamesinde beyan edilen taşınmazlarla eşleştirilemediği, vakfın talebinin 5737 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesi kapsamında olmadığı gerekçeleriyle tescil talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
5737 sayılı Kanun'a 22.8.20 11... sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesinde; “ Cemaat vakıflarının
a) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup malik hanesi açık olan taşınmazları,
b) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamulaştırma, satış ve trampa dışındaki nedenlerle Hazine, ..., belediye ve il özel idaresi adına kayıtlı taşınmazları,
c) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamu kurumları adına tescilli olan mezarlıkları ve çeşmeleri, tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on iki ay içinde müracaat edilmesi halinde, Meclisin olumlu kararından sonra ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescil edilir.
Cemaat vakıfları tarafından satın alınmış veya cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde mal edinememe gerekçesiyle Hazine veya Genel Müdürlük adına tapuda kayıt edilen taşınmazlardan üçüncü şahıslar adına kayıtlı olanların Maliye Bakanlığınca tespit edilen rayiç değeri Hazine veya Genel Müdürlük tarafından ödenir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” hükmü getirilmiştir.
Hemen belirtilemelidir ki, Mahkemece yukarıda belirtilen düzenleme uyarınca yeterli araştırma ve inceleme yapıldığı söylenemez.
Şöyle ki; davacı Vakıf tarafından sunulan 1936 Beyannamesinde vakfın adının “....................Ana (Küd dupo .............) ve İstenya Surp ................... Kilisesi ve Mektebi vakfı” şeklinde belirtildiği, vakfın hayratları kısmında “iki kilise bir mektep ve bir mezarlık” kaydı yer almakla kaydın devamında sıra numarası altında mevkileri ve kapı numaraları belirtilen bir kısım hane ve arsa nitelikli taşınmazların bulunduğu, davacı tarafından sunulan belgelerde................. civarındaki dava konusu 3 72... parsel sayılı taşınmaz olduğu belirtilen yerin yeni mezarlık olduğu, aynı yer ........... Sokakta bulunduğu belirtilen dava dışı 3 61... parsel sayılı 1.7 33... miktarlı mezarlık nitelikli taşınmazın eski mezarlık şeklinde belirtildiği, bahsi geçen 3 61... parsel sayılı taşınmaza ilişkin başvurunun 12.12.2012 tarihli Vakıflar Meclisi kararında uygun bulunarak davacı Vakfa devredildiği, dosyada bulunan ... Mezarlıklar Müdürlüğünün 5 Mart 1991 tarihli yazısında davacı Vakıf tarafından .............. Çayırı mevkindeki mezarlığa İslam cenazelerinin gömülmemesinin talep edilmesi üzerine mezarlığınızın koruma altına alınarak duvar ve telle çevrilmesi gerektiğine ilişkin yanıt verildiği, dava konusu taşınmazdaki mezarlara ilişkin yapılan araştırmada 26.02.2015 tarihli yazıda taşınmazda ............... Mezarlığının bulunduğu, müslümanların defnedildiği, 6 kişilik gayrimüslim cenazelerinin defnedildiği yerin bulunduğu, bu yerde mezar taşlarında ismi yazılı 13 cenazenin definli olduğu ancak hangi dine mensup olduklarının tespit edilemediği, dosya arasına alınan hukukçu bilirkişi (avukat), harita mühendisi ve gayrimenkul değerleme uzmanı tarafından sunulan 14.09.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda ...................Mahallesinde .............Mezarlığı olan yerin 3 72... nolu parsel olduğu, Tacikler Sokak üzerinde eski mezarlık olarak belirtilen yerin 3 61... parselde kayıtlı olduğu, ............... Mezarlığı'nın 372 ada, 17, 45... parselleri kapladığı, dava konusu 3 72... parselin mezarlık olduğu ve dava dışı 107 parselin tarla ve 45 parselin şehitlik olup keşif sırasında gayrimüslim cenazelerine ait 13 kişinin mezarlarının tespit edildiği, taşınmazın 27.02.1936 tarihli Beyanname içeriğinin uygun olduğu, beyanname içeriğindeki 3. ve 4. sırasına kayıtlı yerler ile uygunluk gösterdiğinin belirtildiği anlaşılmakla, davacı tarafından sunulan 1936 Beyannamesinde yer alan vakıf ile davacı Vakfın aynı olup olmadığının net olarak tespit edilmediği, bahsi geçen beyannamede vakfın hayratları içerisinde bir adet mezarlığın yer aldığı belirtilmekle mevki ve sokağı belirtilen (3. sıra ................... kapı no:3 arsa ile 4. sıra ................... kapı no:1 arsa) yerlerin arsa olduğu ve dava dilekçesine ekli beyannamede yanlarına başka taşınmazlara ilişkin ada-parsel bilgilerinin yazıldığı, ayrıca idari başvuru belgesine ekli listede ............. Sokağa ilişkin başka bir taşınmaz için talepte bulunulduğu gözetildiğinde dava konusu taşınmazın beyannamede belirtilen yer olup olmadığının tam olarak tespit edilemediği açıktır.
Hal böyle olunca; öncelikle beyannamede belirtilen vakıf ile davacı Vakfın aynı vakıf olup olmadığının tespiti, mahallinde alanında uzman bilirkişilerce (özellikle vakıf konusunda uzman) tekrar keşif yapılarak dava konusu taşınmazın sunulan 1936 Beyannamesinde belirtilen taşınmazla aynı olup olmadığının belirlenmesi, beyannamede yer alan “bir mezarlık” ibaresi ve davacı tarafça eski mezarlık olduğu belirtilen Vakıflar Meclisi kararı ile davacıya devredilen 3 61... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kayıtlar da değerlendirilmek suretiyle çelişkinin giderilerek taşınmazın davacı Vakfa ait olup olmadığının tereddütten uzak bir şekilde tespit edilmesi, taşınmazın başından beri müslüman mezarlığı olarak mı Cemaate ait mezarlık olarak mı kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi suretiyle toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
16.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.