Şirket ortağının SGK prim borcu nedeniyle menfi tespit davasında; usulüne uygun tebligat yapılmadığından gayrimenkul üzerindeki haczin kaldırılmasına, borç ödense dahi borçsuzluk talebinin reddine dair karar.
Özet: Bir şirketin eski ortağı olan davacı, sosyal güvenlik kurumu tarafından gönderilen prim ve gecikme zammı borcuna ilişkin ödeme emrinin zamanaşımına uğradığı ve usulsüz tebliğ edildiği gerekçesiyle iptalini ve borçlu olmadığının tespitini talep etmiş; ilk mahkeme davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddetmiş, ancak Yargıtay tarafından verilen bozma kararı sonrası davacının menfi tespit talebinin bağımsız olarak incelenmesi gerektiği belirtilmiştir; bunun üzerine mahkeme, davacının şirketteki ortaklık ve müdürlük dönemine ilişkin 8.100 TL borçlu olduğunu, ancak bu borcun müteselsil sorumlu diğer ortağın gayrimenkul satışı ile ödendiğini tespit ederek, ödeme emrinin usulsüz tebliği nedeniyle davacının mal varlığı üzerindeki haczin kaldırılmasına karar vermiş, ancak borcun varlığı nedeniyle "borçlu olmadığına" dair talebini reddetmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/3985 E.  ,  2025/13274 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/113 E., 2023/581 K.
Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... Çağ. Tur. Sey. 03.03.2003 11.07.2005 tarihleri arasında ortağı olduğunu, davalı Kurumun 2003/10-11-12, 2004/7-8-9-10-11-12, 2005/1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12 aylara ait prim ve gecikme zammından kaynaklı ödeme emrini şirket yetkilisine tebliğ ettiğini ve sonrasına mal varlığına haciz konulduğunu, Kurum alacaklarının zamanaşımına uğradığını, yapılan tebligatın geçersiz olduğunu bu nedenlerle 04.12.20 12... 603 sayılı Kurum işleminin iptali ile davalı Kuruma prim ve gecikme zammı borcunun olmadığını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davanın süresinde açılmadığını, davalının iş yeri ile ilgili olarak doğan prim borcunun tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalı vekilinin zamanaşımı itirazlarının yerinde olmadığının, davanın reddi ile davacının davasında haksız çıkması nedeniyle % 10 haksız çıkma tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.05.2013 tarihli kararıyla; davacının, idari kararın kendisine tebliğinden itibaren 1 haftalık hakdüşürücü süre içinde işbu davayı ikame etmediği, hakdüşürücü süreyi geçirdikten ve takibin kesinleşmesinden sonra iş-bu davayı açmış olması dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Son Bozma Kararı
Mahkeme kararının süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Eldeki davada, bozma sonrasında davacı hakkında yapılan Kurum işlemleri ve maaş hacizleri nedeniyle davacının kuruma karşı borcunun kalmadığı bu nedenle davanın konusunun ortadan kalktığı ve karar verilmesine yer olmadığına dair yazılı karar verildiği anlaşılmakta ise de; önceki bozma ilamında da belirtildiği gibi, davacının menfi tespit istemi bakımından kurucu ortak olarak şirket müdürü ve münferit imza ile temsilci olduğu anlaşılan, 03.03.2003-11.07.2005 tarihleri arasında kalan ve (davacının definin varlığı dikkate alınarak) zamanaşımına uğramamış olan Kurum alacakları ile sınırlı olarak Kuruma karşı borçlu olduğu hususu dikkate alınmalı ve 506 sayılı Kanun'un 80. ve şartlarının varlığı halinde hissesi oranında 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi gereğince sorumlu tutulabileceği dikkate alınarak, bu sorumluluk çerçevesinde menfi tespit istemi hakkında dava konusunun devam ettiği ve bu talebin haczin kaldırılması talebinden bağımsız bir talep olduğu dikkate alınarak, davacının borçsuzluğuna veya borçluluk durumuna ilişkin olarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde dava konusunun kalmadığı kabul edilerek karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir..
..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirkette şirket müdürü olması, Hatay Ticaret Sicil Müdürlüğü 06.02.2013 tarihli yazı cevabından davacının şirkette 1/2 hissesi olduğu anlaşılmakla hissesi olduğu döneme ilişkin şirket borcu nedeniyle davacının davalı Kuruma hissesi oranında 8.100 TL borçlu olduğu; davacı tarafından 6.125+1.000+64,59=7.189,59 TL ödeme yaptığı davalı Kuruma sorumluluğu 8.100 TL olmakla 910,41 TL daha borçlu olduğu; ancak müteselsil sorumlu ...'in gayrimenkulünün satışı ile Kuruma borç ödendiği anlaşılmakla davacının 28.09.2023 tarihli duruşmadakı beyanında bu miktar dışında maaşından kesinti olduğu ya da davalı Kuruma ödeme yaptığı iddiası olmadığından davacının davalı Kuruma borçlu olduğu; ancak borcun ödendiğinden borçlu olmadığına yönelik talebinin reddine; haczin kaldırılması yönündeki talebi hakkında ise Mahkememiz tarafından verilen davacının taşınmazına konulan haczin kaldırılmasına dair karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2016/153 E. 2016/948 K. Sayılı ilamıyla yerinde bulunduğundan hüküm aynen kurulmuş ve sonuçta tüm dosya kapsamına ilişkin;
Davanın kısmen kabulüne,
Davalı kurum olan Hatay Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün İskenderun Sosyal Güvenlik Merkezinin 2006/12552 sayılı takip dosyasından yapılan icra takibindeki alacaktan dolayı davacıya usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilmediğinden davacı adına kayıtlı Hatay ili ... mıntıkası 8540 parsel, 2. Kat.7 no.lu gayrimenkul üzerindeki haczin kaldırılmasına,
Davalı kuruma borçlu olmadığına yönelik talebinin ise davacının Kuruma 8.100 TL borçlu olduğu ancak borcun ödendiğinden borçlu olmadığına yönelik talebinin reddine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kısmen ret kararının usul ve kanuna aykırı olup bozulması gerektiğini beyan etmektedir.
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik araştırma ve incelemeye dayandığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. Maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ve davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.