Kök murisin diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yaptığı öne sürülen taşınmaz devri hakkındaki tapu iptali ve tescil davasının istinaf incelemesi.
Özet: Davacılar, mirasbırakan babaları tarafından diğer kardeşleri davalıya yapılan taşınmaz devrinin muvazaalı olduğunu, kendilerini miras haklarından mahrum bırakma amacı taşıdığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil talep etmiş, davalı ise devrin murisin maddi sıkıntıları nedeniyle gerçek bir satış olduğunu savunmuş; ilk derece mahkemesi, taşınmazın devir bedeli ile gerçek değeri arasındaki fahiş farkı, murisin ekonomik durumunu ve tanık beyanlarını değerlendirerek, işlemin gerçek bir satış olmadığını ve diğer mirasçıları miras hakkından mahrum bırakma amacı taşıdığını kabulle davanın kabulüne karar vermiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1359 E., 2023/1587 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2018/586 E., 2022/307 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.10.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Avukat ..., Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat..........geldiler. Duruşmaya başlandı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar ile davalının kardeş olduğunu, davacıların da katkısıyla.......'de bulunan davaya konu taşınmazların evveliyatını oluşturan 8 04... parsel sayılı arsanın 1988-1990 yıllarında satın alınarak gecekondu yapıldığını, tarafların murisi ...'ın 2000 yılında aralarında çıkan sıkıntı nedeniyle davalıyı evden kovmak istediğini, bunun üzerine davacıların davalının tarafını tutması nedeniyle murisin tüm taraflara küsüp Ordu iline yerleştiğini, murisin bu süreçten sonra bir daha karısı ile de görüşmediğini, davacıların davalıya sahip çıktığını, küslükten 8 yıl sonra davalının babası ile barıştığını, murise ölmeden önce davacıların baktığını, murisin davalının karısı .........'ya vekalet verdiğini ve bu vekaletname ile dava konusu taşınmazın davalıya devredildiğini muris öldükten sonra öğrendiklerini, davalının bu taşınmazın 1/2 payını müteahhide devrettiğini, davalıya 5 bağımsız bölüm isabet ettiğini, bu devrin muvazaalı ve davacılardan mal kaçırmak amaçlı olduğunu ileri sürerek 8 04... parsel sayılı taşınmazda bulunan 1, 5, 6, 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümlerin tapu kaydının iptali ile davacılar miras payı oranında adlarını tescilini, mümkün olmaması halinde tenkisini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; muris ...'ın maddi sıkıntılar nedeniyle taşınmazını satmak istediği, birçok emlakçı ile de görüşme yaptığını, taşınmazın üçüncü kişilere satılmaması için davalının üçüncü kişilerden borç alarak dava konusu taşınmazı satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların kök murisi ...'ın adına kayıtlı 8 04... parsel sayılı taşınmazı 10.10.2014 tarihinde ..........'a vermiş olduğu vekaletname ile 90.000,00 TL bedelle davalıya sattığı, bilirkişi kök ve ek raporundan taşınmazın devir tarihi itibari ile değerinin 697.834,50 TL olduğu, tanık beyanlarından ...'ın maddi durumunun varla yok arası olduğu, dava konusu taşınmazı alabilecek maddi durumunun olmadığı, ...'ın kızları ile diyaloğunun bulunmadığı, emekli olduğu, dava konusu taşınmazı satmasını gerektirecek herhangi bir olağanüstü bir durumun olmadığının anlaşıldığı, murise ait banka hesaplarının incelenmesinde satış tarihine yakın süreçlerde herhangi bir artışın mevcut olmadığı, satış bedelleri arasında 7 kat gibi fahiş farkın olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde muris ile davalı arasındaki satışın gerçek bir satış olmadığı, diğer mirasçılarını miras hakkından mahrum bırakmak amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarından devir tarihinde murisin sağlık ve ekonomik durumunun iyi olduğu, taşınmazı satmasını gerektirir bir durum olmadığı, murisin kızları ile arasının iyi olmadığı, görüşmedikleri, Ordu'da ayrıca evinin olduğu, yerini Devlete bırakacağı konusunda söylemlerde bulunduğu, telkinler sonucu müteahhide vermeye karar verdiğini beyan ettikleri, davalı tanıkları ise davalının dava konusu taşınmazın müteahhite satılmasını istemediğini, murisin borcu olduğunu söyleyerek taşınmazı satışa çıkardığını, yabancı birine sattığını söylediğini, mahalledeki komşular birleşerek murisi bu satıştan vazgeçirerek davalıya satması yönünde ikna ettiklerini, murisin oğlu ile görüşmediğinden ve diyaloğu iyi olmadığından gelinine satışa ilişkin vekalet verdiğini, davalının kendilerinden borç para aldığını, altın ve bilezik olarak borç aldığını, kredi çektiğini, davalının taşınmazı satın alabilecek gücü olduğunu, murisin dava konusu yer ile köyde evinin olduğunu, davalının maddi durumunun iyi olup ...'da amir olarak çalıştığını beyan ettikleri; murisin davacılar ve davalı olmak üzere üç çocuğunun bulunduğu, tanık anlatımlarına göre davacı kız çocukları ile görüşmediği ancak yine tanık anlatımlarına göre davalı erkek çocuğu ile de diyaloğunun iyi olmadığı, taşınmazı önce yabancıya sattığını beyan etmesi üzerine tarafların teyze oğlu tanık........'in beyanında belirttiği şekilde mahalledeki komşuların birleşerek murisi yabancıya satıştan vazgeçirip davalıya satışı konusunda ikna ettikleri, davalının taşınmazı satın almak için kredi çektiği iddia edilmiş olmasına karşılık bu hususun ispat edilemediği, ancak bazı tanıkların çeyrek altın ve bilezik olarak davalıya borç verdiklerini beyan ettikleri, murisin ayrıca Ordu ilinde de evinin bulunduğu, bu hali ile davalıya yapılan satışın gerçek bir satış olduğu, davacılardan mal kaçırma iradesinin bulunmadığı, davalıya yapılan satış mirasçılardan mal kaçırma kastı ile yapılan muvazaalı devir olmadığından ve murisin mirasçılardan mal kaçırma iradesi bulunmadığından satışın gerçek ve ivazlı olması nedeni ile tenkise ilişkin terditli talebin de reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde özetle; davalı tanıklarının beyanlarının görgüye dayalı olmadığını, davalıdan duyduklarını aktardıklarını, bir kısım tanıkların murisi dahi tanımadıklarını, davacı tanıklarının beyanlarından ise muvazaanın anlaşıldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali - tescil, mümkün değilse tenkis istemine ilişkindir. 1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1943 doğumlu ...'ın 27.10.2018 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak kızları davacılar .......; oğlu davalı ... ve dava dışı karısı .........'nin kaldığı; murisin ......... Noterliğinin 30.09.2014 tarihli ve ... numaralı vekaletnamesi ile taşınmazın satış yetkisini de içerir şekilde davalı ...'ın karısı ..........'ı vekil tayin ettiği, vekil ..........'nın 8 04... parsel sayılı taşınmazı 10.10.2014 tarihinde 90.000,00 TL bedelle satış suretiyle davalıya devrettiği anlaşılmıştır. 2. Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada muris gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.3. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. 4. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle murisin asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup - bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup - olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.5. Somut olaya gelince; murisin çocuklarının davacı iki kızı ile davalı oğlu olduğu, murisin İstanbul'da üzerinde bina bulunan arsa vasıflı dava konusu taşınmaz haricinde ........ ili, ......... ilçesinde üç tarlasının bulunduğu, böylece murisin terekesindeki en değerli varlığı tek oğlu davalıya devrettiği, bu devrin doğrudan yapılmayıp davalının karısının vekil tayin edilmesi suretiyle gerçekleştirildiği, dava konusu taşınmazın 90.000,00 TL bedelle davalıya devredilmesine karşılık taşınmazın devir tarihi itibari ile değerinin 697.834,50 TL olduğunun tespit edildiği, bedeller arasında da fahiş fark bulunduğu, davalı tanıklarınca davalının maddi durumunun varla - yok arası olduğunun ifade edildiği, böylece davalının alım gücünün bulunmadığının da anlaşıldığı, diğer yandan murisin davacı kızlarıyla arasının da iyi olmadığı ve taşınmazı satmasını gerektirecek makul bir nedeni de bulunmadığı değerlendirildiğinde yapılan devrin davacı kızlarından mal kaçırmak amaçlı olduğu anlaşılmış olup Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istinaf talebi kabul edilip ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine dair yeniden hüküm kurulması doğru olmamıştır.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine,03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmaya gelen temyiz eden davacılar vekilleri için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalıdan alınmasına,Dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine,21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.