Tapu kaydı iptali sonucu Türk Medenî Kanunu 1007 uyarınca talep edilen tazminatın, önceki davada saklı tutulan bölümünün tahsili ve taşınmazın yüzölçümüne ilişkin ihtilaf.
Özet: Tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden doğan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca tazminine yönelik açılan ilk davada saklı tutulan kısmın tahsili için açılan ek davada, davacılar, daha önce belirlenen taşınmaz bedelinin ödenmemiş kısmının davalı Hazineden yasal faiziyle tahsilini talep etmiş; ancak ilk derece ve istinaf mahkemeleri tarafından davanın reddine karar verilmiş olup, karar temyiz incelemesindedir.

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/990 Esas, 2025/55 KararKARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tunceli 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/59 Esas, 2023/64 KararTaraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeni ile uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazmini amacıyla davalı kurum aleyhine Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtıklarını, söz konusu davada dava konusu taşınmaz değerinin 84.160.469,00 TL olarak belirlendiğini, harcı tamamlanan 20.000.000,00 TL yönünden taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verildiğini, bakiye kısım yönünden ise davanın usulden reddine karar verildiğini, Yargıtay Kapatılan 20. Hukuk Dairesinin 2018/1282 Esas sayılı kararı ile kararın bozulduğunu, bozma sonrası Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2020/213 Esasına kaydedildiğini, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini ve davacının alacağının 20.000.000,00 TL’lik kısmı için esas hakkında karar verilmiş olup bakiye kısım için verilen usulden ret kararı kesinleşmekle ilk dava kapsamı dışında kalan kısım için iş bu ek davayı açtıklarını, 04.11.2013 itibarıyla metrekare birim fiyatı 770,00 TL alınarak 86.318,43 m²’lik alanın bedeli olan 66.465.191,00 TL den 20.000.000,00 TL’nin mahsubu ile 46.465.191,00 TL’nin 04.11.2013 tarihinden yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk davanın sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, huzurdaki dava ayrı bir dava olup ilk davada verilen kararın ikinci dava yönünden bağlayıcı olmadığını, dava konusu taşınmazın alanının 86.318,43 m² olduğu hususunun taraflar arasında daha önce görülen kadastro tespitine ilişkin davada kesinlik kazandığını, taşınmazın alanının 919,00 m² olarak kabulünün hatalı olduğunu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, istinaf sebepleri ile bağlı olarak inceleme yapılması gerektiğini ve davalı idarenin aşamalardaki dilekçelerinde taşınmazın toplam 86.318,43 m²'lik kısmında davacıların mülkiyet hakkının varlığını kabul ettiğini, tapu iptal tescil davasının reddine dair kararın gerekçesinden hareketle davacıların 86.318,43 m²'de hak sahibi olduklarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiğini, taşınmazın yüzölçümüne ilişkin usulü kazanılmış hakların dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki değer üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından devletin sorumlu olduğu, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olması gerektiği, somut olayda davacıların 23.05.1989 tarihli ve 317 yevmiye, cilt:71, sahife 25, sıra 21’de kendi adlarına tapuda kayıtlı olduğunu iddia ettikleri 86.318,43 m²’lik taşınmazın, kadastro tespiti sırasında tespit dışı bırakıldığını ileri sürerek taşınmazın krokilendirilmesi, ada ve parsel numarası verilerek kendi adlarına tescil edilmesi için Tunceli Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2006/119 Esas sayılı dosyası ile Hazine ve Belediye Başkanlığı’na husumet yönelterek dava açtıkları, yargılamada Yargıtay’ın bozma kararları neticesinde en son olarak 2011/261 Esas sayılı dosyası ile verilen kararda davacıların davasının reddine, dava konusu yerin ekli krokide gösterilen 63.905,09 m²’lik kısmının orman vasfı ile asli müdahil Hazine adına orman vasfıyla tesciline, ekli krokide kırmızı ve ... renkle gösterilen yol ve parkın da orman vasfı ile hazine adına tesciline karar verildiği, bu kararın Yargıtay incelemesi sonucu kesinleştiği, davacıların tescil davası açarken dayandıkları, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen tapu kaydının geldileri ile birlikte incelenmesinde 919 m² miktarlı olduğu, davacıların taşınmazın tamamı için değil tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklı zararlarını oluşturan 919 m² tapu kaydıyla sınırlı tazminat isteminde bulunabilecekleri, 2022/2201 Esas, 2023/603 Karar sayılı karar ile dava konusu yere ilişkin ve tarafları aynı olan davada, 919 m² alana ilişkin tazminat miktarının 707.630,00 TL belirlenerek davanın kısmen kabulü ile 707.630,00TL tazminatın 1/4 hissesine tekabül eden 176.907,50 TL'sinin davacı ...'e, 3/4 hissesine tekabül eden 530.722,50 TL'sinin davacı ...'e dava tarihi olan 15.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 2023/4962 Esas, 2024/145 Karar sayılı onama kararı ile kesinleştiği, dosya içeriği ve kesinleşmiş mahkeme kararı birlikte değerlendirildiğinde davacılar vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre belirleneceği" düzenlemesi karşısında reddedilen davada, davalı taraf lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği, kararın usul ve kanuna uygun bulunduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.