Boşanma davalarında eşlerin geçmişteki eylemlerinin affedilmiş sayılması durumunda kusur oranının nasıl belirleneceği içtihat metninde açıklandı.
Özet: Boşanma davasında ilk derece mahkemesinin eşit kusur belirlemesini inceleyen istinaf mahkemesi, tarafların bazı kusurlu davranışlarından sonra uzun süre birlikte yaşamaya devam etmeleri nedeniyle bu eylemlerin affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış sayılması gerektiğini belirterek, affedilen olayların kusur olarak yüklenemeyeceğine hükmetmiş; bu doğrultuda, erkeğin ağır, kadının ise az kusurlu olduğuna karar vererek ilk derece mahkemesinin kusur tespitini değiştirmiştir.
2. Hukuk Dairesi         2025/2410 E.  ,  2025/9837 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/413 E., 2024/444 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Aile Mahkemesi (Birleşen dava İzmir 33.Aile Mahk.2020/153 E. -2020/178 K. sayılı dava dosyası )
SAYISI : 2019/797 E., 2021/655 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-.davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, birleşen davanın kabulü, kabul edilen iştirak ve yoksulluk nafakası, kadın yararına kabul edilen tazminatlar, velâyet yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise yoksulluk nafakası miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı -davacı kadın vekilinin tüm, davacı -davalı erkek vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflarca evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı karşılıklı açılan boşanma davalarının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda davacı-davalı erkeğin kadına ve ortak çocuklara karşı ilgisiz olması, kadını evden göndermesi, kapının kilidini değiştirmesi, davalı-davacı kadının da erkeğe ve ortak çocuklara beddua etmesi, birlik görevlerini yerine getirmemesi, gecenin bir vakti temizlik yaparak erkeği ve ailesini rahatsız etmesi, erkeğin kardeşinin yüzüne tükürmesi ve erkeğe hakaret etmesi nedenleriyle boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek kadının ve erkeğin boşanma davalarının ayrı ayrı kabulüne, tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin bu kararına karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince; her ne kadar davalı-davacı kadına İlk Derece mahkemesince " ortak çocuklara beddua ettiği, birlik görevlerini yerine getirmediği, gecenin bir vakti temizlik yaparak erkeği ve ailesini rahatsız ettiği, erkeğin kardeşinin yüzüne tükürdüğü" maddî vakıaları kusur olarak yüklenmiş ise de; tarafların iddia ve savunmaları ile dinlenen tanık anlatımlarından, davalı-davacı kadına kusur olarak yüklenen "erkeğin kardeşinin yüzüne tükürdüğü" vakıasının davalı-davacı kadının ortak çocuk ...............ye hamileliği sırasında yaşandığı, yine "ortak çocuklara beddua ettiği, birlik görevlerini yerine getirmediği, gecenin bir vakti temizlik yaparak erkeği ve ailesini rahatsız ettiği" vakıalarının da en son fiili ayrılığa neden olan 28.09.2019 tarihinden önceki dönemlerde yaşandığı ve bu olaylardan sonra da tarafların uzun süre birlikte yaşamaya devam ederek evlilik birliğini 28.09.2019 tarihine kadar sürdürdükleri, erkeğin tanıklarının beyanlarında geçen ve kadına kusur olarak atfedilen bu olayların bu nedenle affedilmiş, en azından hoşgörü ile karşılamıiş kabul edilmesi gerektiği, affedilen ve hoşgörü ile karşılanan olayların taraflara kusur olarak yüklenmesinin mümkün olmadığı, açıklanan nedenlerle kadına yüklenen "müşterek çocuklara beddua ettiği, birlik görevlerini yerine getirmediği, gecenin bir vakti temizlik yaparak erkeği ve ailesini rahatsız ettiği, erkeğin kardeşinin yüzüne tükürdüğü" vakıalarının kadının kusurlarından çıkartılması gerektiği, bu hale göre; boşanmaya sebebiyet veren ve gerçekleşen olaylarda davacı-davalı erkeğin "davalı-davacı kadına ve ortak çocuklara karşı ilgisiz olduğu, istemediğini söyleyerek kadını evden gönderdiği, kapının kilidini değiştirdiği" maddi vakıaları ile davalı-davacı kadının da "erkeğe beddua ve hakaret ettiği" maddî vakıalarının sabit olduğu, gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu belirtilerek kadın vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kabul edilen yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekilince yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.
Boşanma davasında af niteliğinde sayılan davranışlar boşanma davasının reddine gerekçe oluşturur. "Af" sözlük anlamı ile bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama olarak tanımlanmış olup, ceza hukukunda yer verildiği gibi özel hukuk bakımından da Kanunlarımızda düzenleme yeri bulan, esasen bir haktan vazgeçmeyi içeren bir his açıklaması veya bir davranış şeklidir. Kural olarak boşanma davalarında da eşlerin boşanma davasına konu ettiği olaylar sonrası barışmaları, barıştıklarını beyan ederek birbirilerine karşı yürüttükleri hukuki süreçleri sonlandırmaları veya gerçekleştiği iddia edilen olaylara rağmen evlilik birliğini makul bir süre sürdürmeye devam etmeleri hallerinde "af" niteliğindeki davranışlardan söz edilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.03.2019 tarih, 2017/2-2067 Esas, 2019/296 Karar sayılı kararı).
Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar erkeğin, kadının "ortak çocuklara beddua ettiği, birlik görevlerini yerine getirmediği, gecenin bir vakti temizlik yaparak erkeği ve ailesini rahatsız ettiği, erkeğin kardeşinin yüzüne tükürdüğü" eylemlerini affettiği en azından hoşgörü ile karşıladığı belirtilerek boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de yapılan yargılama, toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanlarından kadına İlk Derece Mahkemesince yüklenen "ortak çocuklara beddua etme, birlik görevlerini yerine getirmeme, gecenin bir vakti temizlik yaparak erkeği ve ailesini rahatsız etme'' eylemlerinin süreklilik arz ettiği ve af kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu hale göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda " kadına ve ortak çocuklara karşı ilgisiz olan, istemediğini söyleyerek kadını evden gönderen ve, kapının kilidini değiştiren" erkek ile "ortak çocuklara beddua eden, birlik görevlerini yerine getirmeyen, gecenin bir vakti temizlik yaparak erkeği ve ailesini rahatsız eden, erkeğe beddua ve hakaret eden" kadın eşit kusurludur. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet veren olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurlu olup eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. Davalı- davacı kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi koşulları somut olayda oluşmamıştır. O halde davalı-davacı kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve kadın lehine kabul edilen tazminatlar yönünden erkek yararına BOZULMASINA,
2.Davalı -davacı kadın vekilinin tüm, davacı -davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Adli yardımdan yararlanması sebebi ile başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının ............'ya yükletilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıran .................'a iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.