Boşanma davasında sadakat yükümlülüğünü ihlal eden erkeğin tam kusurlu bulunması ve kadına hükmedilen yoksulluk nafakasının toptan ödenme ihtimalinin değerlendirilmemesi nedeniyle verilen kararın bozulması.
Özet: Yüksek Mahkeme, karşılıklı boşanma davasında erkeğin kusurlu olduğunu belirleyen kararı ve tazminat taleplerinin reddini onarken, kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının toptan ödeme şeklinde verilip verilemeyeceği hususunun tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile evlilik süresi dikkate alınarak Türk Medeni Kanununun 176. maddesi çerçevesinde değerlendirilmemesini hatalı bularak bu yönden bozma kararı vermiş, diğer temyiz itirazlarını ise reddetmiştir.
2. Hukuk Dairesi         2025/2440 E.  ,  2025/9732 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/138 E., 2024/580 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/315 E., 2021/60 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, karşı davası ile maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi, kadın lehine hükmedilen nafakalar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davalı-karşı davacı erkeğe sadakat yükümlülüğünü ihlal olarak yüklenilen eylemin mevcut delillere göre güven sarsıcı davranış boyutunda kaldığının ve gerçekleşen kusur durumuna göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda yine de davalı-karşı davacı erkeğin tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davalı-karşı davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 176 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre, yoksulluk nafakasının toptan ve durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Yoksulluk nafakasının toptan ya da irat biçiminde ödenebilmesine karar verilebilmesi için, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ödeme gücü ve isteklerinin göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Somut olayda tarafların ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre ve ortak çocuklarının olmaması da dikkate alındığında kadın lehine, 4721 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrası dikkate alınarak, "hakimin takdir yetkisi" çerçevesinde yoksulluk nafakası yönünden bir defaya mahsus olmak üzere "toptan ödeme" yönünde karar verilip verilemeyeceği hususu değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA,
3.Davalı-karşı davacı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.