İçişleri Bakanlığına ait motosikletin karıştığı, devriye görevinde vefat eden polis memurunun ailesinin destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davası.
Özet: Görev sırasında trafik kazasında hayatını kaybeden polis memurunun desteğinden yoksun kalan yakınları, olayın meydana gelmesinde %80 kusurlu olduğu tespit edilen motosikletin işleteni İçişleri Bakanlığı aleyhine destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davası açarak yüksek miktarlarda maddi ve manevi tazminat talep etmiş; dava dilekçesinde sigorta şirketine karşı açılan derdest davada ödenecek miktarların tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla düşülmesini istemişlerdir. Davalı Bakanlık ise idari yargı görevini, zamanaşımı itirazını ve daha önce 2330 sayılı kanun kapsamında davacılara ödenen nakdi tazminatın mahsubu gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/471 E., 2024/717 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/380 E., 2023/1048 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; 26.09.2018 tarihinde davacıların desteği ... Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan ...’ın yolcu olarak bulunduğu davalı ... adına kayıtlı olan dava dışı sürücü polis memuru ...’ün sevk ve idaresindeki 42... plaka sayılı motosiklet ile dava dışı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki 42... plaka sayılı otomobilin karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacıların desteği ...'ın ağır yaralandığını, yoğun bakımda iken 04.10.2018 tarihinde hastanede vefat ettiğini, kazanın devriye görevi sırasında meydana geldiğini, davalı ... Bakanlığının araç işleten sıfatı nedeniyle zarardan sorumlu olduğunu, davacılardan ...'nin ...'in eşi, ... ve ...'ın çocukları, ...'ın annesi, ...'ın babası olduğunu, davacıların motosikletin ZMSS poliçesini düzenleyen ... Sigorta A.Ş. aleyhine Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/288 Esas sayılı dosyası kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı talepli dava açtıklarını, davanın derdest olduğunu, bu davada Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 22.03.2021 tarihli kusur raporuna göre davalı ... Bakanlığına ait motosikletin sürücüsü ...’ün %80, diğer sürücü ...’in %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, söz konusu davada davalı sigorta şirketi bakımından poliçe limitleri dahilinde tazminata hükmedileceğini, ancak davacıların zararının poliçe teminatının üzerinde olduğunu, bu sebeple eldeki davada davalı ... Bakanlığının kusuru oranında(şimdilik %80) tüm tazminattan sorumlu olduğunu, zararın poliçe limiti ile sınırlı miktarından ise davalı ... Bakanlığının, ... Sigorta A.Ş. ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu, poliçe limiti ile sınırlı miktarda ... Sigorta A.Ş.’ye karşı açtıkları dava yönünden tahsilde tekerrür olmayacak şekilde eldeki davada karar verilmesini talep ettiklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak davacılardan her biri için 100,00’er TL olmak üzere toplam 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan kusuru oranında (şimdilik %80) tahsili ile müvekkillerine ödenmesine, (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla sigorta şirketine karşı açtıkları dava da nazara alınarak hüküm kurulmasına), davacılardan ... için 200.000,00 TL, diğer dört davacı için ayrı ayrı 100.000,00'er TL olmak üzere toplam 600.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesiyle maddi tazminata ilişkin taleplerini davacılardan ... için 2.414.225,16 TL’ye, ... için 300.891,53 TL’ye, ... için 767.737,88 TL’ye, ... için 8.939,05 TL’ye, ... için 1.482.597,66 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; idari yargının görevli olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, kusur oranını kabul etmediklerini, ceza davasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davacıların sigorta şirketine karşı açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talepli dava kapsamında sigorta şirketinin davacılara ödeyeceği tazminatın eldeki davadaki hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun gereğince Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonu'nun 04.12.2018 tarihli ve 2018/1667 sayılı kararı ile davacılara toplam 112.043,00 TL nakdi tazminat ödenmesine karar verildiğini, bu karar gereğince 25.12.2018 tarihinde davacı eşe (kendisi ve çocuklarına velayeten) 77.834,82 TL, davacı anne ve babaya ayrı ayrı 16.678,89’ar TL olmak üzere toplam 112.043,00 TL nakdi tazminat ödendiğini, davaya konu kaza nedeniyle 2330 sayılı Kanun kapsamında davacılara ödenen tazminat miktarlarının eldeki davada değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların davalı ... Bakanlığına ait motosikletin ZMSS poliçesini düzenleyen ... Sigorta A.Ş. aleyhine Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/288 Esas sayılı dosyası kapsamında açtıkları davada Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 22.03.2021 tarihli kusur raporunda, davalıya kayıtlı motosikletin sürücüsü ...'ün kazanın meydana gelmesinde %80, karşı aracın sürücüsü ...'in ise %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, söz konusu kusur raporunun eldeki davada hükme esas alınmasına karar verildiği, eldeki davada alınan 22.11.2023 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda %80 kusur oranına göre tazminatın hesaplandığı, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/288 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında ... Sigorta A.Ş. tarafından kaza tarihindeki ölüm teminat limitinin tamamı olan 360.000,00 TL'nin davacılara 14.09.2022 tarihinde ödendiği, aktüer bilirkişi raporunda her bir davacı için hesaplanan tazminat tutarından 360.000,00 TL'nin garame hesabı yapılarak mahsup edildiği, söz konusu sigorta ödemesinin eldeki dava derdest iken yapılması sebebiyle güncellenmeksizin mahsup edilmesinin uygun olacağı, 2330 sayılı Kanun kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 25.12.2018 tarihinde davacı eşe (kendisine asaleten ve çocuklarına velayeten)toplam 77.834,82 TL, davacı anne ile babaya ayrı ayrı 16.678,89’ar TL olmak üzere toplam 111.192,60 TL nakdi tazminat ödendiği, ödenen tazminatın tamamının maddi tazminata ilişkin olduğunun takdir edildiği, aktüer bilirkişi raporunda her bir davacı için hesaplanan tazminat tutarından 2330 sayılı Kanun kapsamında ödenen miktarın da garame hesabı yapılarak mahsup edildiği, aktüer bilirkişi raporunda seçenekli hesaplama yapıldığı, birinci seçenekte PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif ranta göre, ikinci seçenekte TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif ranta göre tazminatın hesaplandığı, davacılar vekili tarafından sunulan 12.12.2023 tarihli talep artırım dilekçesinde aktüer bilirkişi raporunda iki ayrı hesaplama yapıldığı, taraflarınca davacı ... açısından TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre, diğer davacılar açısından ise PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre hesaplanan tazminat miktarı üzerinden dava değeri artırılarak tazminat talebinde bulunulduğunun bildirildiği, davacılar vekilinin talebi ile bağlı kalınarak aktüer bilirkişi raporunda davacılardan ... yönünden TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre, diğer davacılar yönünden PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplanan miktarların kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 2.414.225,16 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 180.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin 20.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddine, 300.891,53 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 80.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin 20.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddine, 767.737,88 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 80.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin 20.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddine, 8.939,05 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 90.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin 10.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddine, 1.482.597,66 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 90.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin 10.000,00 TL manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... yönünden PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplanan miktara hükmedilmesi gerektiği, davacıların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumları, davalının olaydaki kusur durumu (%80), olayın oluş şekli dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın az olduğu, manevi tazminat talebinin tamamen kabulünün dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; davanın kısmen kabulüne; 2.414.225,16 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 200.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 300.891,53 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 100.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 767.737,88 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 100.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 8.939,05 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 100.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 984.876,77 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, 100.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 26.09.2018'den itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine karar verimiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kusur oranının hatalı olduğunu, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda yaşam tablolarının yanlış uygulandığını, hesaplamaya esas gelirlerin eksik belirlendiğini, destekten yoksun kalanların destek sürelerinin hatalı tespit edildiğini, bu sebeple her iki yaşam tablosuna yönelik hesaplamada da eksiklik yapıldığını, asgari geçim indirimli ve indirimsiz dönem hesaplamalarının hatalı olduğunu, tazminat hesabından yapılan indirimlerin ve düşülen ödemelerin yanlış belirlendiğini, davacıların tazminat alacağının çok daha yüksek olduğunu, taraflarınca aktüer bilirkişi raporlarına karşı hem İlk Derece Mahkemesinde hem de Bölge Adliye Mahkemesinde itirazda bulunulduğunu, itirazlarının değerlendirilmesini talep ettiklerini, Bölge Adliye Mahkemesinin davacı ... yönünden PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre karar verilmesi gerektiği yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, tüm davacılar açısından TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre hüküm kurulmasının gerektiğini, yaşam tablosunun yanlış uygulanması, yaşam sürelerinin eksik ve hatalı belirlenmesi, müteveffa desteğin gelir durumunun, gelir artışlarının, desteklik sürelerinin, destekten yoksun kalma sürelerinin ve diğer tazminat hesaplamasına etki eden hususların eksik ve hatalı belirlenmesi nedeniyle tazminat hesaplamalarının eksik olarak belirlendiğini, Bölge Adliye Mahkemesine sunmuş oldukları 29.04.2024 tarihli dilekçeleri ile kararın her bir davacı için ayrı ayrı kesin olduğu gerekçesiyle kararın düzeltilmesini talep ettiklerini, ancak bu taleplerinin reddedildiğini, bu hususun tekrar değerlendirilmesini talep ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu, ayrıca davacılardan ... dava devam eder iken vefat ettiğinden dolayı iş bu davacı hakkında kurulacak hükmün mirasçıları adına kurulmasını talep ettiklerini beyan etmektedir.2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı ...'ın yargılama sırasında vefat ettiğini, bu nedenle mirasçılarının davaya dahil edildiğini, mirasçıların davacılar vekiline vekaletname sunduğunu, dosyada yeniden taraf teşkili sağlandığı halde tazminata hükmedilirken vefat eden ... adına hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından vefat eden davacı ...’ın avukatının vekalet yetkisi düşmüş olmasına rağmen davacı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kusur oranının hatalı olduğunu, kusur oranındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, aktüer bilirkişi raporunda vefat eden davacı yönünden eşi ve çocukları arasında garameten bir paylaştırma yapılmamış olmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda vefat eden davacı ...'ın vefat ettiği tarihten itibaren destekten yoksun kalma tazminatının da hukuka uygun olarak davacılar arasında paylaştırılması gerektiğini, davacıların maddi ve manevi zararlarının giderilmesi için davalı idare tarafından yapılan tüm destekler ve ödemelerin dikkate alınması gerektiğini, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda desteğin gelirinin resmi ve vergilendirilmiş bordroya dayalı gelir üzerinden hesaplanması gerekirken asgari ücrete göre oranlama yapılarak hesaplanmış olmasının hatalı olduğunu, dosya kapsamındaki 13.02.2023 tarihli SGK'nın dul-yetim aylık bildirimi yazısında davacılara ödenmiş tüm aylıklar, emekli ikramiyesi, Ramazan ve Kurban Bayramı ikramiyeleri ile 5434 sayılı Kanun'un ek 79 uncu maddesi kapsamında ödenmiş olan tütün ikramiyesi ve çocuklara ödenmiş olan eğitim-öğretim yardımı tutarlarına ait ayrıntılı cetvel ile davacılara ödenen tüm aylıkların peşin sermaye değeri toplamının yer aldığını, güncel olan maaş bilgisine göre alınan yararların toplanarak davalı idare tarafından yapılan fayda olarak hesaplamaya dahil edilmesi gerekiğini, bu hususun göz ardı edilmesinin hatalı olduğunu, davaya konu motosikletin ZMSS poliçesini düzenleyen ... Sigorta A.Ş. tarafından davacılara ödenen 360.000,00 TL'nin, davacılar lehine hesaplanan tazminattan güncellenerek tenzil edilmesi gerektiğini, davacılar vekilinin talep artırım dilekçesinde davacılardan bazıları için PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre, bazıları için ise TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre dava değerini yükselttiğini, bu nedenle maddi tazminatların kabulüne ilişkin kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, davalı idare tarafından 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonu'nun 04.12.2018 tarihli ve 2018/1667 sayılı kararı gereğince 25.12.2018 tarihinde davacı eşe (kendisi ve çocuklarına velayeten) 77.834,82 TL, davacı anne ve babaya ayrı ayı 16.678,89’ar TL olmak üzere toplam 111.192,60 TL ödeme yapıldığını, yapılan nakdi tazminat ödemesinin güncellenerek hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, 12.12.2018 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı'nın 32792077/85.531.092 sayılı Aylık Bildirimi konulu yazısında; davacılara 2330 sayılı Kanun'a göre 1.derece vazife malullüğü aylığı bağlandığı, 5434 sayılı Kanun'un ek 79.maddesi gereğince ek ödemenin tahakkuk ettirildiği, 15.10.2018 tarihinde toplam 4.374,70 TL maaş bağlandığı hususunun belirtildiğini, söz konusu maaşın peşin sermaye değerinin güncelleştirilerek hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, davacılara 2330 sayılı Kanun kapsamında yapılan ödemelerin manevi tazminat miktarının takdirinde dikkate alınması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; davalının işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan davacıların destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 1.Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin davacılardan ...'a yönelik temyiz dilekçelerinin incelenmesinde;Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Davacılar ihtiyari dava arkadaşı durumunda olduğundan kesinlik sınırı her bir davacı yönünden ayrı ayrı gözetilmelidir. Dosya içeriğine göre temyize konu edilen miktar davacı ... için 8.939,05 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 108.939,05 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/288 Esas sayılı dosyasında mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 22.03.2021 tarihli kusur raporunda, davalıya kayıtlı motosikletin sürücüsü ...'ün kazanın meydana gelmesinde %80, karşı aracın sürücüsü ...'in ise %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, söz konusu kusur raporunun eldeki davada hükme esas alınarak davalının %80 oranında kusurdan sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı, eldeki davada mahkemece alınan 22.11.2023 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda, davacıların desteğinin gelirinin maaş bordrosuna göre tespit edildiği, destek payları ve sürelerinin doğru belirlendiği, yargılama sırasında ... Sigorta A.Ş. tarafından davacılara ödenen 360.000,00 TL'nin garame hesabı yapılarak hesaplanan tazminattan mahsup edildiği, söz konusu sigorta ödemesinin eldeki dava derdest iken yapılması sebebiyle güncellenmeksizin mahsup edilmesinin hukuka uygun olduğu, 2330 sayılı Kanun kapsamında davalı tarafından davacılara ödenen nakdi tazminatın takdiren tamamının maddi tazminata ilişkin olduğu kabul edilerek garame hesabı yapılarak hesaplanan tazminattan mahsup edildiği, söz konusu sebepler nedeniyle aktüer bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu ve hesaplamada hata olmadığının anlaşıldığı, aktüer bilirkişi raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ile PMF 1931 Yaşam Tablosu olmak üzere ve her iki yaşam tablosunda progresif rant yöntemi uygulanarak seçenekli olarak tazminatın hesaplandığı, tazminat hesabının esasen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılması gerektiği, ancak davacılar vekili tarafından sunulan 12.12.2023 tarihli talep artırım dilekçesinde taraflarınca davacı ... açısından TRH 2010 Yaşam tablosuna göre, diğer davacılar açısından ise PMF 1931 Yaşam tablosuna göre hesaplanan tazminat miktarı üzerinden dava değerinin artırılarak tazminat talebinde bulunulduğunun bildirildiği, Bölge Adliye Mahkemesince tüm davacılar yönünden PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplanan miktarlara hükmedildiği, davacıların talebine göre davacı ... haricindeki davacılar için PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre hesaplanan tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacı ... yönünden davacıların talebi gereğince TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre karar verilmesi gerektiği, ancak davacı ...'ın yargılama sırasında 10.09.2024 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılmasına göre artık ölüm tarihine göre tazminatın hesaplanması gerektiği, SGK tarafından davacılara ödenen dul ve yetim aylıklarının rücuya tabi olmaması sebebiyle hesaplanan tazminattan mahsup edilemeyeceği, hükmedilen manevi tazminat miktarlarında isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin davacılardan ..., ..., ... ve ...'a yönelik tüm temyiz itirazları ile davalı vekilinin davacılardan ..., ..., ... ve ...'a yönelik aşağıdaki (3) ve (4) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.3.Davalı vekilinin davacılardan ...'a yönelik diğer temyiz itirazlarına gelince;Dava devam ederken taraflardan birisinin ölmesi durumunda, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (TMK m. 28/1). Bu nedenle, davaya ölen kişi tarafından devam edilmesi mümkün değildir. Somut olayda olduğu gibi, yalnız öleni değil mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, tüm mirasçılar tarafından mecburi dava arkadaşı olarak devam edilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 599 uncu maddesi gereğince mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.Gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti ölümle sona erer. TMK'nın 27/1. maddesi gereğince dava devam ederken taraflardan birinin ölümü halinde ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Asılın ölümü ile vekalet ilişkisi de sona erer. Vekil edenin sağlığında düzenlediği vekaletname ile yetkili kıldığı avukat, müvekkilinin dava açıldıktan sonra ölmesi halinde ölüm ile vekalet ilişkisi son bulacağından ölen kişi adına davaya devam edemez. Somut olaya gelince; UYAP sistemindeki kayıtlara göre davacı ...'ın temyiz aşamasında 10.09.2024 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Davacının ölümü halinde taraf ehliyeti ortadan kalkacağından taraf teşkili bozulmuş olup, davacı ...'ın tüm mirasçılarının zorunlu dava arkadaşı olarak davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, devamında aşağıda açıklanan sebeplerle davacı ... yönünden tazminatın yeniden hesaplanması gerektiği açıktır.Davacılardan ..., davaya konu kazada hayatını kaybeden oğlu ...'ın desteğinden mahrum kaldığını ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuştur. Destekten yoksun kalma iddiası ile açılan dava, ölümden sonraki süre boyunca doğacak zararın tazmini talebini kapsamaktadır. Bu nedenle yargılama boyunca davacının değişen durumu tazminatın belirlenmesi yönünden etkili olacaktır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 45 inci) maddesi gereği destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için her şeyden önce destek alma hakkı olan kişinin, destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir.Yargılama sırasında vefat eden davacı ...'ın destekten yoksun kaldığı sürenin, desteğin ölüm tarihi ile destekten yoksun kalan davacının ölüm tarihi arasındaki süreye göre hesaplanması gerekmektedir.Şu durumda, davacı ...'ın yargılama sırasında 10.09.2024 tarihinde vefat ettiği hususu göz önünde bulundurulmak suretiyle, desteğin(...) ölüm tarihi ile davacı ...'ın ölüm tarihi arasındaki süre dikkate alınarak, gerçek zararın hesaplanması için (davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek) bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, davacı ...'ın ölüm tarihinden sonraki dönem için de destek hesabı yapılmış olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 4.Davalı vekilinin davacılardan ..., ..., ... ve ...'a yönelik diğer temyiz itirazlarına gelince;Davacıların desteği ...'ın polis memuru olduğu ve davaya konu trafik kazasının görevi sırasında gerçekleştiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Davalı vekili tarafından yargılama sırasında, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonu'nun 04.12.2018 tarihli ve 2018/1667 sayılı kararı gereğince 25.12.2018 tarihinde davacı eşe (kendisi ve çocuklarına velayeten) 77.834,82 TL, davacı anne ve babaya ayrı ayı 16.678,89’ar TL olmak üzere toplam 111.192,60 TL ödeme yapıldığı bildirilmiş ve yapılan ödemeye ilişkin dayanak ödeme belgeleri dosyaya sunulmuştur. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un “Nakdi tazminat ve aylığın etkisi” başlıklı 6 ncı maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi zararların karşılığıdır. Yargı mercilerinde maddi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar göz önünde tutulur.” hükmü bulunmaktadır.Açıklanan nedenlerle davacılara 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun dahilinde bir ödeme yapıldığından, bu ödemenin Türk Borçlar Kanunu 55 nci maddesi uyarınca rücuya tabi ödeme olduğu gözetilerek davacılar için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatı miktarından mahsup edilmesi suretiyle davacıların zararının hesaplanması gerektiği açıktır.İlk Derece Mahkemesince alınan 22.11.2023 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda, davacılara, davalı tarafından 2330 sayılı Kanun kapsamında ödenen nakdi tazminatın tamamı, maddi tazminat olarak kabul edilerek ve garame hesabı yapılarak her bir davacı için hesaplanan tazminat miktarından mahsup edilmek suretiyle davacıların zararının tespit edildiği görülmüştür.Söz konusu aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan tazminattan, 2330 sayılı Kanun kapsamında ödenen nakdi tazminatın mahsup edilmesi doğru olmakla birlikte, ödenen nakdi tazminatın rapor tarihindeki güncelleştirilmiş değeri dikkate alınmaksızın, doğrudan ödenen miktarın tazminattan indirilmesi isabetli olmamıştır.Şu durumda; (davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek) aktüer bilirkişiden ek rapor alınması, davalı tarafından davacılara 2330 sayılı Kanun kapsamında ödenen nakdi tazminatın güncelleştirilmiş halinin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi suretiyle davacıların hak kazandığı tazminat miktarının belirlenmesi, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği anlaşılmış olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.VI. KARAR1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinin davacılardan ... yönünden miktardan ayrı ayrı REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davacılardan ..., ..., ... ve ...'a yönelik tüm temyiz itirazları ile davalı vekilinin davacılardan ..., ..., ... ve ...'a yönelik diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,3.Yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacılardan ...'a yönelik temyiz itirazlarının, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacılardan ..., ..., ... ve ...'a yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan harcın istek halinde davacılara iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.