İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında, davacı ve davalı vekillerinin kusur, maluliyet, tazminat miktarı ve hesap raporlarına yönelik temyiz itirazları incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir iş kazası sonucunda uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini talebiyle açılan davanın temyiz incelemesini konu almaktadır; ilk derece mahkemesinin davacının tazminat taleplerini kabul etmesi ve istinaf mahkemesinin bu kararı onaması üzerine, hem davacı vekili kendi kusur oranına, maluliyetine ve hesaplama yöntemlerine itiraz ederken, hem de davalı vekili hesap raporunun fahişliğine, kusur indirimi ve manevi tazminat miktarına ilişkin itirazlarını dile getirmiş olup, Yargıtay ise davalı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarını ve temyize konu miktarın kesinlik sınırını geçip geçmediğini incelemektedir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/201 E., 2024/545 K.İLK DERECE MAHKEMES: ... 2. İş MahkemesiSAYISI : 2017/167 E., 2024/586 K.Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının geçirdiği iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminatın davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda müvekkilinin kusuru bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; ".Asıl Davanın kabulü ile395.184,77 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 24.09.2016 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,80.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 24.09.2016 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ...Birleşen davanın kabulü ile815.290,32TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 24.09.2016 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,." karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "..-1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,." karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin kazada hiç kusuru olmadığı halde %20 kusurlu olduğu kabulü ile yapılan hesap raporunu kabul etmediklerini, davalı işverenin olayda tam ve asli kusurlu olduğunu, maluliyet durumunun Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından değerlendirilmesi neticesinde verilen raporda, müvekkilinin maluliyet oranının %17,2 (yüzde on yedi virgül iki) olarak belirlendiğini, ancak, davacının maluliyetinin tespit edilenin çok daha üstünde olduğunu, bu durumun dosyadaki raporlarla sabit olduğunu, aktüerya raporlarının hüküm kurmak için elverişli olmadığını, hükme esas alınan 09.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından yol ve yemek ücretinin çok düşük alındığını, ayrıca erzak yardımı ve bayram parası gibi sair yardımların hesaba katılmadığını, maddi tazminat hesabında, karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğmaması yönünden istinaf yoluna başvurulduğunu, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin eksik takdir edildiğini beyan ederek temyiz başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hesap raporunun fahiş olduğunu, SGK tarafından ilk peşin sermaye değeri ve geçici iş göremezlik ödemesinin hesaplanan tazminat hesabından mahsubu yapılırken %80 kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, öncelikle davalının SGK'ya ödemek zorunda kaldığı 61.102,35 TL üzerinden indirim yapılmasının gerektiğini, aksi halde işverene iki defa kusur yüklenmiş olduğunu, pasif dönem hesabı yapılmasının yerinde olmadığını, iş kazası tarihindeki gerçek net ücret esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamayı ve %17,2 oranındaki maluliyeti kabul etmediklerini, iş kazasının davacı işçinin tam ve asli kusuru ile meydana geldiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, zamanaşımı, hak düşürücü süre ve takas/mahsup itirazlarını tekrar ettiklerini beyan ederek temyiz talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık,iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 . maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 378.290,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekilinin ve davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur belirlemesine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARDavalı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE Davacı vekilinin ve davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.