İş kazası sonucu oluşan sürekli maluliyet nedeniyle talep edilen maddi ve manevi tazminat davasında, kusur oranları, husumet ve ücret hesaplamalarına ilişkin Yargıtay temyiz incelemesi.
Özet: İş kazası sonucu maddi ve manevi tazminat talepli davada, ilk derece mahkemesince kısmen kabul edilen ve bölge adliye mahkemesince istinaf başvuruları reddedilen karar, davalılarca temyiz edilerek, kararın yetersiz gerekçelendirilmesi, pasif husumet ehliyetinin yokluğu, davacının müterafik kusur indirimi yapılmaması, maluliyet oranlarındaki çelişkiler ve azalışlar, hatalı ücret hesaplamaları ile kazayla zarar arasındaki illiyet bağının eksikliği gibi nedenlerle bozulması talep edilmektedir.
10. Hukuk Dairesi         2024/15239 E.  ,  2025/13113 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/677 E., 2024/1211 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/751 E., 2023/585 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne arar verilmiştir.
Kararın davalılar ... Yapı şirketi vekili, .... Beton şirketi vekili ve ... Yapı şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... Yapı şirketi vekili, ... Beton şirketi vekili ve ... Yapı şirketi vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalılar ... Yapı şirketi vekili ile ... Yapı şirketi vekili tekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 07.10.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı ... Yapı İnşaat ve Turizm Ltd. Şti. adına Av. ... ile davalı ... Beton İnş. Taah. Nak. San. Tic. Ltd. Şti. adına Av. ... geldiler. Murafaalı temyiz eden davalı .... Şti. adına gelen olmadı. Davacı ve davalı ... adlarına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; iş kazası nedeniyle müvekkilinin iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davalıların kusurlu olduklarından bahisle 2.982.730 ,24 TL maddi, 750.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının iş kazası nedeniyle %46,00 oranında iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacımım %10, asıl işveren olarak nitelendirilen ... Yapı İnş. ve Tur. Ltd. Şti.-... Beton İnş. Taah. Nak. San. Tic. Ltd. Adi Ortaklığının %30, alt işveren olarak nitelendirilen davalı ...'in %60 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 140.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde ... Yapı şirketi, davalı ... Beton şirketi, davalı ... Yapı şirketi vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... Yapı şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından olduğu gibi harca ilişkin itirazlarının gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, istinaf mahkemesi kararının da İlk Derece Mahkemesi kararı gibi yeterli şekilde gerekçelendirilmediğini, son derece kısa, soyut ve denetime elverişsiz bir gerekçe ile karar verildiğini, bu suretle müvekkilinin gerekçeli karar hakkının bir kez daha ihlal edildiğini, müvekkil şirkete işbu davada husumet yöneltilemeyeceğini, pasif husumet ehliyeti yokluğuna ilişkin itirazlarının hem İlk Derece Mahkemesi hem de istinaf mahkemesi tarafından değerlendirilmediğini, davacı işçinin müterafik kusuru oranında tazminattan indirim yapılmadığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, çelişkili ve kesinlik arz etmeyen maluliyet oranlarına dayalı raporlar esas alınarak hüküm kurulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, alınan maluliyet raporlarında davacının maluliyet oranının sürekli olarak azaldığının görüldüğünü ve bu durumun davacının kalıcı ve sürekli bir maluliyetinin bulunmadığını ortaya koyduğunu, hesaplamaya ve hükme esas alınan ücret miktarlarının hatalı olduğunu, hesaplamanın dosyada mevcut bulunan, davacının imzasını taşıyan ve ihtirazi kayıt içermeyen ücret bordroları ile bu bordrolarla tamamen uyumlu SGK kayıtlarına göre yapılması gerektiğini, kesin ve resmi nitelik taşıyan ücret miktarının bu kayıtlarla sabit olduğunu, davacının iddia ettiği ücretin yazılı delillerle ispatlanamadığını, henüz derdest olan başka bir dosyadan alınan hatalı bir bilirkişi raporuna dayanılarak yapılan hesaplama ve bu doğrultuda tesis edilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirket yönünden kaza ile zarar arasındaki illiyet bağının kesildiğini, zira meydana gelen kazada müvekkil şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını ve olayda kaçınılmazlık unsurunun açıkça mevcut olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahişin de fahişi nitelikte olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme veya karşı tarafı fakirleştirme aracı olamayacağını, davacıya SGK tarafından yapılan ödemelerin peşin sermaye değeri olarak mahsup edilmesi gerektiğini, bu yönde bir hesaplama ve mahsup yapılmaksızın hüküm kurulmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, davacının ıslah dilekçesiyle ileri sürdüğü taleplerin zamanaşımına uğradığını, faiz türünün yasal faiz olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... Yapı şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığını ve dava konusu iş kazasında müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkil şirket çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği kapsamında gerekli tüm önlemleri aldığını, dava konusu olaya ilişkin zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının davayı iki kez ıslah etmiş olmasına rağmen yerel mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, hükmedilen manevi tazminat tutarının kabul edilebilir nitelikte olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalı ... Beton şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde yerel mahkemece değerlendirilmediği belirtilen hususların istinaf mahkemesince de değerlendirilmediğini, bu suretle kurulan hükmün müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurduğunu, davacının kimin işçisi olduğunun ve davalılar arasındaki ilişkinin asıl işveren–alt işveren ilişkisi olup olmadığının yeterince irdelenip açıklanmadan hüküm tesis edildiğini, davacının davayı iki kez ıslah etmiş olmasına rağmen bu hususun ne İlk Derece Mahkemesi ne de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirilmediğini, sürekli iyileşme süreci devam eden ve maluliyet oranı azalan davacının gerçek ve güncel maluliyet oranı henüz kesin olarak tespit edilmemişken hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle temyiz incelemesi sonucunda kararın bozulması ile yeniden yargılama yapılarak davacının gerçek ve güncel maluliyetinin tespit edilmesi gerektiğini, yerel mahkemece hükme esas alınan davacı ücretinin SGK kayıtlarına ve imzalı ücret bordrolarına aykırı olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, kesinleşmemiş bir dosyada ileri sürülen ücret ve iddiaların huzurdaki davada hükme esas alındığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Değerlendirme ve Gerekçe
a. Temyiz eden davalılar vekillerinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 2.982.730,24 TL maddi, 750.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi'nce davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 140.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 03.10.2024 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davalı şirketlerin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından temyiz eden davalı şirketler vekillerinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine karar verilmiştir.
b. Temyiz eden davalılar vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden davalılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, Kurum Sağlık Kurulu ve Yüksek Sağlık Kurulu tarafından davacının sürekli iş göremezlik oranının %100 olarak belirlendiği, yine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca sürekli iş göremezlik oranının %50, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunca Üst Kurulunca %46,00 olarak belirlendiği, mahkemece %46 oranına itibar edildiği, 29.04.2019 tarihli kök hesap raporunda %100 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden hesaplama yapılarak davacının maddi zararının 823.874,90 TL olarak hesaplandığı, raporun davacı vekiline 14.05.2019 tarihli celsede elden tebliğ edildiği, davacı vekilinin rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış ... davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep ..., anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış ... doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış ... gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış ... oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış ...” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış ... hukukça değer taşımayacaktır.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış ... ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Öte yandan zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının veya ölüm söz konusu ise yakınlarının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacının sürekli iş göremezlik oranının %46,00 olduğunun kabul edilmesi yerinde ise de, davacı vekilinin 29.04.2019 tarihli kök hesap raporuna itiraz etmediği gözden kaçırılarak, bilinen dönemin değiştirilmesi suretiyle hesaplama yapan hesap raporuna itibar edilmesi yerinde olmadığı gibi meslek odasından araştırma yapılmadan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı rayiç ücretleri ile TÜİK ücretinin ortalaması alınarak ücret tespiti hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, sigortalının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odasından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip davacının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, bilinen dönemin değiştirilmemesi noktasında 29.04.2019 tarihli kök hesap raporuna %46,00 sürekli iş göremezlik oranını uygulamak, tespit edilen gerçek ücretin asgari ücretin 1,347 katının üzerinde olduğunun anlaşılması halinde; davalılar yararına oluşan usuli kazanılmış hakkı dikkate alarak hesaplamaya esas ücreti değiştirmeden bu kök hesap raporundaki gibi 1,347 katı olarak muhafaza etmek, 29.09.2023 tarihli üçüncü ek hesap raporunda bilirkişi tarafından hesaplanan %46,00 oranı için hesaplanan ilk peşin sermaye değeri ile Kurum tarafından bildirilen geçici iş göremezlik ödeneğinin rücu edilebilecek kısmını tespit edilecek zarar turarından tenzil etmek, sonuç olarak belirlenen maddi zararın İlk Derece Mahkemesince hali hazırda hüküm altına alınan 2.982.730,24 TL'den az olması durumunda bu azalmadan ancak temyiz eden davalıların yararlanabileceğini göz önünde bulundurmak, hüküm altına alınacak maddi tazminata uygulanacak faizin yasal faiz olduğunu ne var ki bu hususun yalnızca davalı ... Yapı şirketi tarafından temyiz edildiğini gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz eden davalılar vekillerinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı MİKTARDAN REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Davalılar ... Yapı İnş. ve Tur. Ltd. Şti. ve ... Beton İnş. Taah. Nak. San. Tic. Ltd. Şti. avukatları yararına takdir edilen 28.000.00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.