Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, iş kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında, manevi tazminat talebinin kesinlik sınırı nedeniyle temyizden reddini inceledi.
Özet: Bir iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin davacıyı %16 iş göremezlik oranı ve davalıyı %70 kusurlu bularak maddi tazminat talebini kısmen kabul edip 40.000 TL manevi tazminata hükmettiği ve bu kararın istinafta onandığı davada, Yargıtay temyiz incelemesinde, davalının manevi tazminata ilişkin itirazlarını hükmedilen miktarın temyiz kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle reddederken, kusur oranı, iş göremezlik tespiti, peşin sermaye tenzili ve ıslah tebligatı gibi diğer temyiz itirazlarını incelemeye devam etmektedir.
10. Hukuk Dairesi         2024/15432 E.  ,  2025/13114 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1338 E., 2024/977 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/496 E., 2024/245 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 07.10.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına ve davacı adına gelen olmadı. Tarafların yokluğunda duruşmaya başlanıp, devamında duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğradığı, davalının iş kazasının oluşumunda kusurlu olduğundan bahisle 1.016.390,37 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazası nedeniyle davacının %16,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %30, davalının %70 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin kusursuz olduğunu ve bu nedenle tazminat ödeme borcunun bulunmadığını, kazanın tamamen davacı işçinin ağır kusuru neticesinde meydana geldiğini ve bu durumun illiyet bağını kestiğini, sürekli iş göremezlik oranına ilişkin tespitin hatalı olduğunu, peşin sermaye değerinin tenzilinin hatalı şekilde yapıldığını, davacının ıslah dilekçesinin ihbar olunana tebliğ edilmesi gerektiği hâlde bu yöndeki taleplerine rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından bu hususun göz ardı edildiğini, ıslah dilekçesi ihbar olunan sigorta şirketine tebliğ edilmeden eksik yargılama ile hüküm kurulduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacı vekilinin 1.016.390,37 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 03.10.2024 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran davalının istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, Kurum tarafından davacının sürekli iş göremezlik oranının %11,20 olarak tespit edildiği ve bu oran üzerinden davacıya iş kazası sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, aşamalarda işletilen prosedür sonucunda Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulunun 10.11.2022 tarihli kararıyla sürekli iş göremezlik oranının %16,00 olarak kesinleştiği ve Mahkemece alınan ve hükme dayanak kılınan bilirkişi hesap raporunda davacının %16,00 oranında iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle hesaplama yapılmasına rağmen tenzilat hesabında göz önünde bulundurulan ilk peşin sermaye değerinin %11,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri olduğu anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir.
Adalet Komisyonunun 55. madde gerekçesine göre; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafık kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.”
Öteyandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun'un 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır”. Dairemizin ve giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanun'un 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.
Somut olayda, Mahkemece davacının %16,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığının kabul edilmesi yerinde ise de hükme dayanak alınan bilirkişi hesap raporunda %16,00 oranı üzerinden hesaplama yapılmasına karşın tenzilat hesabında göz önünde bulundurulan ilk peşin sermaye değerinin Kurumun belirlediği %11,20 oranı üzerinden bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri olarak dikkate alınması hatalı olmuştur.
Kabul ve uygulamaya göre de, Mahkemece alınması gereken bakiye karar harcının 68.519,75 TL olarak yazılması gerekirken 68.219,75 TL yazılması nedeniyle davalıdan 300,00 TL eksik harç tahsiline karar verilmesi de yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; Kurumdan davacıya %16,00 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden gelir bağlanmış olsaydı bu gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne olacağını sormak, Kurum tarafından %16,00 sürekli iş göremezlik oranı yönünden ilk peşin sermaye değerinin bildirilmesinin teknik olarak mümkün olmadığının belirtilmesi halinde yeni bir hesap raporu almak, bu yeni hesap raporunda hükme esas alınan 16.04.2024 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerininin değiştirilmemesi gerektiğini göz önünde bulundurmak, yine alınacak bu raporda bilirkişiye %16,00 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden ilk peşin sermaye değerinin miktarını hesaplatmak, rücu edilebilecek kısım tenzilini buna göre belirlemek, usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.