Haksız fiil sonucu işyerindeki kumaşların su baskınıyla zarar görmesi davasında, belirsiz alacak niteliği ve ıslaha karşı zamanaşımı itirazlarının bölge adliye mahkemesince incelenmesi.
Özet: Bir davacının iş yerinde, davalı şirketlerin yol çalışması sırasında patlayan su borusu nedeniyle meydana gelen su baskınından doğan kumaş ve fermuar hasarı için açtığı tazminat davasında, ilk derece mahkemesi 377.088,00 TL zararın olay tarihinden itibaren ticari avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmetmiş; ancak istinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi, davacının talebi dışında tazminata karar verilmesini, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulünü ve dolayısıyla ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı definin reddini hatalı bularak yeniden değerlendirme gereği ortaya koymuştur.

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2861 Esas - 2023/1070 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2018/2 16... /542 KararBölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının Mersin'deki işyerinin bulunduğu sokakta 02.10.2016 tarihinde davalı şirketlerin çalışması esnasında gerekli ve yeterli tedbirlerin alınmaması nedeniyle yapılan kazı sonucu su borusunun patladığını, patlayan su borusundan kaynaklı olarak su baskını meydana geldiğini, davacının işyerinde bulunan fatura alış bedeli 489.370,61 TL olan kumaşların tamamen hasar gördüğünü, bugüne dek zararın tazmin edilemediğini, meydana gelen zarara sebebiyet veren davalıların sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının tutanaklar ve faturalarla belirli ticari değeri bulunan "18.144 kg. hasar gören likralı kumaş ve 100 koli/500 bin adet fermuarın" Türk Lirası cinsinden bedelinin su baskını ve zararın meydana geldiği 02.10.2016 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep etmiş; 12.10.2020 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 377.088,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAPDavalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket ile diğer davalı arasında 14.03.2014 tarihli ... 3.Bölge Muhtelif Tesis Yapım İşi Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında diğer davalının muhtelif AG (alçak gerilim)- YG (yüksek gerilim) elektrik tesislerinin yapımını anahtar teslim olarak üstlendiğini, dava konusu su borusu patlama olayının diğer davalı firma tarafından yapılan çalışma esnasında meydana geldiğini, davacı tarafın iddia ettiği zararın fahiş olduğunu, ticari faiz talebinin isabetsiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...San. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen su baskınıyla davalı firmanın eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, müvekkili firmanın çalışmasının su boruları veya su yoluyla ilgili olmayıp doğrudan elektrik ile ilgili olduğunu, zararın artmaması noktasında ...'nin kusurunun bulunduğunu, vaktinde yeterli ve gerekli önlemin alınmadığını belirterek davalı yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 19.02.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu, itfaiye raporu, 01.07.2019 tarihli ... Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı'nın müzekkere cevabı, sigorta eksper raporu ve dosya kapsamına sunulan faturalar birlikte değerlendirilmekle davacı tarafın toplam zararının 19.02.2020 tarihli raporda belirtildiği üzere 377.088,00 TL olduğuna kanaat getirildiği, davalıların ıslaha karşı zamanaşımı definde bulundukları, davacının zararını heyet raporu ile zarar miktarı belirlendiği anda öğrendiğinin kabulü gerektiği, bu durumda zararın 19.02.2020 tarihinde öğrenildiği, dava dilekçesinin içeriğinden davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, ıslah tarihi olan 10.03.2020 tarihi itibariyle kısa zamanaşımı süresinin ve haksız fiil olayının 02.10.2016 tarihinde gerçekleştiği dikkate alınarak 10 yıllık zamanaşımı süresinin de dolmadığı, bu nedenle ıslaha yönelik zamanaşımı definin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 377.088,00 TL'nin 02.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tarafların tacir olması sebebiyle avans faizine hükmedilmesinin isabetli olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesi incelendiğinde davacının açıkça kumaş ve fermuar ürünleri nedeniyle oluşan zararını talep ettiği anlaşıldığından temizleme ve boyama nedeniyle tazminata hükmedilmesinin talepten başka bir şeye ve fazlaya karar verilemeyeceği ilkesine aykırı olmakla hatalı olduğu, davacı vekili dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair hiçbir ibare kullanmamış olup İlk Derece Mahkemesinin davayı belirsiz alacak davası olarak kabul etmesinin hatalı olduğu, bu durumda ıslaha karşı davalıların ileri sürdüğü zamanaşımı defi incelendiğinde, davaya konu su basma olayının 02.10.2016 tarihinde meydana geldiği, davanın 28.03.2018 tarihinde zamanaşımı dolmadan açıldığı, ıslah dilekçesinin ise 12.10.2020 tarihinde sunulduğu, davalıların süresinde zamanaşımı definde bulunmuş oldukları, bu durumda TBK'nın 72. maddesinde düzenleme altına alınan 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davalıların istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.09.2021 tarih ve 2018/216 Esas, 2021/542 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesisi ile davanın kısmen kabulüne, 50.000,00 TL maddi tazminatın 02.10.2016 olay tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalılardan müştereken veya müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin zamanaşımı nedeniyle reddine, temizleme ve boyama nedeniyle usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, boyama ve badana bedelini davacının isteme hakkı olduğunu, ıslah zamanaşımının söz konusu olmadığını, zararın bilirkişi raporu ile belirlendiğini, bu nedenle zamanaşımının bilirkişi rapor tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, bu durumda da zamanaşımının henüz dolmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ...Ş. temyiz dilekçesinde; zamanaşımı yönünden kararın doğru olduğunu, ancak esasa yönelik olarak davalının davaya konu su basması olayında herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müştereken ve müteselsilen karar verilmesinin hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, takdiri indirim yapılması gerektiğini, davacının zararın artmasına neden olduğunun kabulü halinde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ...San. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; eksik incelemeye dayalı olarak sadece itfaiye raporunun esas alınmasıyla sonuca gidildiğini, davacının işyerinde önlemleri alıp almadığı üzerinde durulmadığını, davalının eylemi ile ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağı olmadığını, faiz türünün hatalı belirlendiğini, boyama ve badana bedeli ile ilgili bir dava açılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B.GerekçeUyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan ve davalılardan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.