İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen bu rücu davası, alkollü sürücünün neden olduğu iddia edilen trafik kazası sonrası sigorta şirketinin ödediği tazminatın araç sahibinden tahsili üzerinedir.
Özet: Davacı sigorta şirketi, davalıya ait aracın alkollü sürücüsü tarafından sebebiyet verilen ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası sonrası ödediği 33.600 TL tazminatı davalıdan rücuen talep etmekteyken, davalı ise zorunlu trafik sigortasının bu tür riskleri karşıladığını, sürücünün kusurlu bulunmasına rağmen kazanın münhasıran alkol etkisiyle gerçekleştiğinin önceki bilirkişi raporlarıyla kesinleşmediğini ve sigortacının bu rücu talebinin yersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

T.C.

İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/1129 Esas
KARAR NO : 2018/1349
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 27/07/2017
KARAR TARİHİ : 22/11/2018
İzmir ... Tüketici Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararı ile 08/09/2017 tarihinde görevsizlik kararı verilerek, dosyanın mahkememize tevzii edildiği görülmüş davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA : Davacı vekilinin dava dilekçesi ile, davalı şirkete ait aracın trafik sigortasının müvekkil şirket tarafından yapıldığını, aracın 10/04/2008 tarihinde dava dışı sürücü tarafından ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, sürücünün tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, dava dışı alkollü sürücünün alkolün etkisi ile neden olduğu kaza sebebiyle müvekkil şirket tarafından toplam ödenen 33.600.TL nin davalıdan tahsili gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... plakalı aracın trafik kaydına teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, 33.600.TL tazminatın 14/07/2017 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve Avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, öncelikle görev itirazında bulunduğunu, müvekkili şirket aracının işletilmesi sırasında bir kimsenin zarara uğramasına neden olunması durumunda, 3. Kişilere karşı olan sorumluluğunu karşılamak amacıyla davacı sigorta şirketine aracını sigortalattığını ve taraflar arasında ZMMS poliçesi imzalandığını, müvekkili şirketin zaten risklerini bertaraf etmek için aracını sigorta ettirmekte olduğunu, davacının ödemekle yükümlü olduğu tazminat için müvekkiline rücu etmesinin haksız ve hukuka aykırı eylem olduğunu, ayrıca aracın müteveffaya hatır için verildiğini, bu hususun yargılama aşamasında delillerle de ispatlanacağını, davacının da dilekçesinde belirttiği üzere ... 'ın vefat etmesi ve olayın ardından yapılan ölü muayene ve otopsi işlemi sırasında maktulün cesedinden alınan kan örneğinin, İzmir Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesinde yapılan incelemesi neticesinde düzenlenen 24.04.2008 gün ve ... sayılı raporun sonuç kısmında, müteveffanın elde edilen bulgulara göre kanında (43mg/dl)=(0,43) promil etil alkol bulunduğunun tespitinin yapıldığını, ancak söz konusu raporda davacının iddiasının aksine kazanın müteveffanın almış olduğu alkolün etkisi ile gerçekleştirmiş olduğunun tespitinin yapılmadığını, davacının söz konusu raporda sanki böyle bir ifade geçiyormuş gibi mahkemeyi yanıltıcı beyanda bulunulduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, tek başına ...'ın alkollü olmasının bir öneminin bulunmadığını, önemli olanın ... 'ın alkolün etkisiyle güvenli sürüş yeteneğini kaybedip kaybetmediğinin açığa çıkması olduğunu, bu hususun da taraflar arasında görülen başka bir yargılama ile açığa çıktığını, Aydın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirketin davacı sigorta şirketine araçta oluşan hasarın tazmini için dava açıldığını, yapılan yargılamada araç sürücüsünün alkolün etkisi ile kazayı gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususunun araştırılması gerektiğini, Dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderildiğini, 07.12.2009 tarihli Adli Tıp raporunda özetle; ölüm saatinin kesin olarak belirtilmediğinden alkol seviyesinin 0,43 promil olarak kanda saptanan ve ...'ın bu alkol oranındaki bireyin sürüş ehliyetinin ne kadar etkilendiği hususunun kurulları tarafından tespit edilemediğini, ayrıca kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği hususunun sadece kişinin alkol düzeyinin değerlendirilmesi ile tespit edilemeyeceğinin, kaza oluşumuna sebep olabilecek yol, araç, iklim durumu vs gibi diğer koşulların kazadaki rolünün değerlendirilmesinin adli tıbbi bir konu olmadığının bildirildiğinin görüldüğünü, davacı tarafın bu rapora itiraz ettiğini, Aydın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyayı İstanbul Nöb. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderdiğini, mahkemece Nöroloji Uzmanı doktor bilirkişisi, Karayolları Genel Müdürlüğü ve İTÜ Karayoları Kürsüsünden seçilen trafik konusunda uzman üçlü bilirkişiden rapor alındığını, raporda, olayda ölen sürücü ...'ın asli, tam ve %100 oranında kusurlu olduğunu, olayın münhasıran alkolün etkisinde meydana geldiğinin ileri sürülemeyeceğini, olay sırasında davacı şirkete ait ... plaka numaralı otomobil üzerinde 17.500,00.-TL zararın meydana geldiğinin belirtildiğini, müteveffanın babasına ödenen tazminatın miktarının son derecede keyfi olduğunu, poliçe kapsamında korunan bir alacak olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, zorunlu mali sorumluluk sigortası ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır. ZMSS poliçesi 10.05.2007-2008 tarihleri arasındadır. Bu tür davalarda sigortacı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2. maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçe genel şartlarının B.4. maddesinde sigorta şirketinin sigortalısına rücu edebileceği haller düzenlenmiş olup, rücu hakkının doğduğunun ve maddede sayılan bu hallerin mevcut olduğunu ispat yükü sigorta şirketindedir.
Davacı ile davalı tarafın davacı sigortanın davalı sigortalıya karşı açmış olduğu işbu rücuen tazminat davasında davalı sigortanın ödemiş olduğu destekten yoksun kalma tazminatı davalıdan isteyip isteyemeyeceği, söz konusu kazanın münhasıran alkolün etksiyle gerçekleşip gerçekleşmediği, sigorta teminat dışı gerçekleşen kaza olup olmadığı, zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarında uyuşamadıkları görülmüştür.
Uyuşmazlık noktası hususunda rapor düzenlenmesi için dosya kusur, aktüerya bilirkişisi ve nöroloji uzmanından oluşan bilirkişi kuruluna tevdii edilmiş , rapor alınmıştır. Alınan 18/09/2018 tarihli raporda; müteveffa ...'ın kazanın oluşumunda % 100 oranında tam ve asli kusurlu olduğunu, kazada alkolün etkili olmakla birlikte salt etkili olduğunun söylenemeyeceğini, 10.04.2008 tarihinde hayatını kaybeden ...'ın anne ve babasına ödeme yapılan 14.07.2017 tarihi itibari ile, baba ...'ın ...tazminatı alacağının 35.249,43.-TL olduğunu, anne ... 'ın ...tazminatı alacağının 43.452,01.-TL olduğunu, anne ve babanın toplam ...tazminatları alacaklarının 78.701,44.-TL olacağını, davacı tarafça 14.07.2017 tarihinde düzenlenen sulh protokolü ibra feragatnamesi uyarınca müteveffanın mirasçılarına 33.600,00.-TL ödeme yapıldığını, bu sebeple davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı zarar gören 3.kişiye ödemek zorunda kalınan 33.600,00.-TL tazminatı ödeme tarihi olan 14.07.2017 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalının ödeme sorumluluğunun bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğunun bildirildiği görülmüştür.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. Maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan "b-2" bendinde "alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır. Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına yeterli değildir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkol oranının her zaman doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkememizce nöroloji uzmanı, aktüerlya ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının tespit edilmesi yoluna gidilmiş, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana gelmediğinin anlaşılması karşısında, oluşan zararın poliçe teminat kapsamında kalacağı ve davacının rücu hakkının bulunmadığının kabulü gerekmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.05.2011 gün ve 2011/17-182-294 esas, karar; 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840 esas, karar; 07.04.2004 gün ve 2004/11-257-212 esas, karar; 02.03.2005 gün ve 2005/11-81-118 esas, karar; 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713 esas, karar sayılı ilamları). Mahkememiz tarafından alınan 18/09/2018 havale tarihli bilirkişi kurulu raporu hüküm kurmaya elverişli, gerekçeli olmakla iş bu rapora itibar edilmiş, davalıya ait araç sürücüsünün sırf alkolün etkisiyle davaya konu kazaya sebebiyet vermediği anlaşılmakla sigortalı aracın sebebiyet verdiği zararın poliçe şartları gereğince teminat dışı kalmadığı anlaşılmış olduğundan, davacının davalıdan rücuen tazminat talep edemeyeceği kanaatiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davanın REDDİNE,
2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 35,90.-TL harcın, peşin alınan 573,81 .-TL 'den mahsubu ile bakiye 537,91.-TL 'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine ,
3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesinin 4.032,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5- Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
6- Davalı tarafından yatırılan masraftan herhangi bir harcama olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davalı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı .22/11/2018
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı